gergi ile cümle

gergi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.ラーメンには自信があるが、タンポポの口車に乗せられるお人好しな性格。
Resim genel olarak, umutsuz bir terk edilmişlik ve gergin bir bekleyiş görüntüsü oluşturur.概略的な絵が一般的で、全く無表情で陰鬱な印象を与える。
Böylece aralarındaki gerginlik sona erip gerçekten karı-koca olurlar.夫婦喧嘩(ふうふげんか)とは、夫婦の間での喧嘩のことである。
20 Aralık akşamı dönüşüyle, durum daha da gerginleşmişti.日付が8月19日に変わると、状況もますますひどくなっていった。
Bu gergin dönemin içinde böyle kritik bir karar verebilmek çok zordu.あの状況で冷静な判断が出来ることがどれだけ難しいか。
Kanallar 50 km boyunca gergin bir şekilde dağlardan geçmekteydi.山々から流れる運河の延長は50kmを超えた。
Toplumsal gerginlikler yalnızca demokratik süreçlerle çözülmelidir.民主主義社会では政治問題がそのまま施政者の取捨選択に直結する。
Halat gerginken bu göz kapanır.この症状は目を閉じていても起きる。
Bir süre gerginlik yaşanmıştır.いじめられていた時期もある。
Ortaya çıkan gerginlik sonucu grup dağılır.これにより分裂騒動は終息するものと見られている。
Çekimler, Coppola ile Paramount Pictures arasındaki gerginlikle başladı.パトリキとプレブスの間で衝突が発生した。
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.雑種 人間と魔人の間に生まれた者。
Hava gerginleşir ve birbirlerine girerler.水と空は互いに近づいた。
Çok fazla insanın önünde sokak ortasında, gerginlikten kameraya bakmayı unutmuştur.無人駅のためいたずらが多く、監視カメラが設置されるようになった。
Toplantı çok gergin ortamda, tartışmalarla geçti.大会は大変な盛況で熱気があふれ、競技に掛け声をかけていた。
Karşılaşmanın ilk yarısı son derece gergin geçti.極度の人見知りで初対面の人に緊張してしまう。
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.只是他们之间的从属关系已经淡化了。
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.此外,Yama也可以被引申為成對的繩束,有捆绑的意思。
Hava gerginleşir ve birbirlerine girerler.散發出的氣場會震懾對方。
Yeryüzündeki en yüksek yapıların çoğu gergi teli destekli yayın kuleleridir.大部分高放射性废物來源於國防部門。
Bu gerginlik dönemine Soğuk Savaş adı verilmektedir.然而這個命名傳統卻在冷戰遇上挑戰。
Seçimler sonrasında da gerginlikler sürdü.在1986年大選之後,緊張局勢升高。
Sezonun gerisi de gergin geçti.赛场气氛顿时变得紧张起来。
Abhisit küresel ekonomik kriz ve iç siyasi gerginliklerin arttığı bir dönemde bir anda Başbakan oldu.布雷维耶在大萧条之始以及当地经济处于衰退时就任。
Dizginler ne gevşek ne de gergin olmalıdır.待人有禮謙和、溫柔不顯生疏,不會生氣。
Çok fazla insanın önünde sokak ortasında, gerginlikten kameraya bakmayı unutmuştur.她因必須在大街上並在許多人面前裸露,過於緊張,一直忘記看鏡頭。
Bu arada İstanbul'daki durum da son derece gergindir.四川形势极度紧张。
Bu cevap iki ülke arasında gerginliğe yol açmıştır.이러한 상황은 두 나라 사이의 긴장을 고조시켰다.
Olayları savaşa götüren son gerginlik 1918'in Ocak ayının ilk günlerinde başladı.전쟁으로 치닫는 마지막 단계는 1918년 1월 초 시작되었다.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.이로써 높은귀부족과 긴귀부족 사이에는 앙심이 생겼다.
Sezonun gerisi de gergin geçti.시즌 후 신경현을 이어 주장이 됐다.
Federal hükümet ve bölgesel hükümetler arası ilişkiler her zaman gergin olmuştur.중앙 당국과 지역 정부와의 관계는 긴장됐다.
2006 yılında Valery Gergiev yönetiminde Mariinsky Tiyatro Orkestrası eşliğinde ilk Rusça albümü çıktı.2006년에는 발레리 게르기에프의 지휘에 의한 마린스키 극장 오케스트라의 반주로 "러시아 앨범"(Russian Album)을 발매했다.
Hemen hemen 2 m kanat gerginliğine sahiptirler.내부에는 약 2m 정도의 미륵불상이 모셔져 있다.
Bir süre gerginlik yaşanmıştır.그러나 그는 한동안 우울증을 앓았다.
Çoğunlukla gergindir.Zack'ten nefret eder.프랑스음악을 좋아했고 특히 자크 브렐을 많이 들었다.
Herkes çok gergindir.다들 아주 격해 있었다.
İp gergin ise ses yaparak çözülür.일정하게 진동하는 끈은 소리를 만든다.
Aynı şey enerji ve momentum ile doğrudan bağlantılı i basınç ve gerginlik için de geçerlidir.에너지 및 운동량과 직접적으로 연결된 다른 물리량, 예컨대 내부압력이나 장력 같은 것들도 마찬가지이다.
Tırnak yemeye sebep olan faktörler aşırı gerginlik, sıkıntı ve açlıktır.혈당이 높을 때의 증상으로는 소변이 잦아지고, 갈증과 배고픔이 심해진다.
Bundan dolayı Osmanlı-Karadağ ilişkileri çok gergindi.따라서 양자 사이의 관계는 항시 긴장된 상태였다.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.그러나 7년간에 걸친 전쟁으로 국토가 황폐화되어 경작지가 크게 줄어들었다.
Eskişehir'de gerginlik ve yer yer polis müdahaleleri gerçekleşti.아다나에서는 시위대와 진압 경찰 간 충돌이 발생했다.
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.또한 EGLM은 총에 장착할 수도 있으며 원할경우 특별제작된 독립형 개머리판에 장착하여 사용할 수 있다.
Miles en sonunda bu gerginliği kaldıramaz, hayaletlere seslenir ve bayılır.결국 리진은 견디지 못하여, 금조각을 삼키고 자살함으로써 생을 마감한다.
Çok sinirli ve gergindir.הוא עצבני ומתוח.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.המתיחות בין הצדדים החלה להתגבר.
Federal hükûmet ve bölgesel hükûmetler arası ilişkiler her zaman gergin olmuştur.יחסיה של רוסיה ובית הדין מתוחים.
Bu tur sırasında Danny Lilker ve diğer grup elemanları arasında bazı gerginlikler oluşmaya başladı.במהלך תקופה זו הושפע רבות מעבודתו של דני קריג ואחרים.
Federal hükümet ve bölgesel hükümetler arası ilişkiler her zaman gergin olmuştur.היחסים בין הגרמנים לבין הילידים היו מתוחים באופן כמעט קבוע.
Hava gerginleşir ve birbirlerine girerler.הנחיריים מעוגלים ויש פגימה ביניהם.
Bu durum, onunla Joshua arasında gerginlik yaratır.מצב זה יוצר מתח בינה ובין צ'יקו.
Hitler'in başa gelmesiyle Danimarka halkı ve özellikle ülkedeki Yahudiler üzerindeki gerginlik arttı.לדעת היטלר, האחראים לתבוסה היו הפוליטיקאים בגרמניה, ובעיקר היהודים.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.העמותה עוסקת גם בגישור והידברות בין חרדים וחילונים.
Bir demecinde:"Gergindim, içki içiyordum ve olgun değildim.הכיתוב: "הייתי צמאה באופן בלתי נסבל.
Sezonun gerisi de gergin geçti.יתר על כן העימות נמשך גם בעונה הגשומה.
Ama ben doğuştan çok olağandışı derecede hassas ve gerginim.Но аз съм изключително чуствителен – нервен в странна степен.
Bu gerginliğin içinde birbirlerini vurup öldürürler.Те се сбиват и избиват помежду си.
Ancak ülkede gerginlik artmaya başladı.В страната започват размирици.
Bu cevap iki ülke arasında gerginliğe yol açmıştır.Това довело до нарастване на напрежението между двамата.

İlgili Sayfalar