Kısaca söylemek gerekirse, o, onun önerisini geri çevirdi.To put it briefly, she turned down his proposal.
Ödevini cuma gününe kadar vermen gerekir.You are supposed to hand in your homework by Friday.
Yangın durumunda, hemen 119'u aramanız gerekir.In case of fire, you should dial 119 immediately.
Zemin o kadar kirli ki yıkanması gerekir.The floor is so dirty that It requires washing.
Tüm yolcuların biletlerini göstermeleri gerekir.All passengers are required to show their tickets.
Yeni bir tane almak için eski ehliyetini teslim etmen gerekir.You must turn in your old license in order to get a new one.
Gerçeği söylemek gerekirse, kendimi yalnız hissettim.To tell the truth, I felt lonely.
Vergiyi nereye ödemem gerekir?Where should I pay the tax?
Öğretmene dikkat etmeniz gerekir.You must pay attention to the teacher.
Açıkça konuşmak gerekirse, o güvenilmez biri.Frankly speaking, he is untrustworthy.
Zayıf olmak isterseniz, yemekler arası aperatifleri kesmeniz gerekir.If you want to become thin, you should cut back on the between-meal snacks.
Diğer kişiye gerçek bir ilgi göstermeniz gerekir.You need to show a genuine interest in the other person.
Fikirlerinizi başkaları için zorlamaya çalışmamanız gerekir.You should not try to force your ideas on others.
Kısaca anlatmak gerekirse, onun müzik yeteneği yok.To put it briefly, he lacks musical ability.
Kadınlar ve erkekler arasında hiçbir eşitsizliğin var olmasına izin verilmemesi gerekir.No inequality should be allowed to exist between men and women.
Böcek ısırıklarını kaşımaya çalışmaman gerekir.You should try not to scratch your insect bites.
Evdeki yaşlı anne-babanı düşünmen gerekir.You must think of your old parents at home.
Onun yatakta hasta olduğunu bilmen gerekirdi.You ought to have known that he was sick in bed.
Saat 21.00'de buraya gelmesi gerekir.He is supposed to come here at 9 p. m.
Yaşlandığını dikkate almamız gerekir.We must take into account the fact that she is old.
Şimdiye kadar büroda olması gerekir.She ought to be at the office by now.
Öğlene kadar burada olması gerekirdi.She was supposed to be here by noon.
Gerekirse özel bir ücret ödeme konusunda herhangi bir itirazım yok.I have no objection to paying a special fee if it is necessary.
Gerekirse, yakında gelirim.If necessary, I will come soon.
Gerekirse seninle gideceğim.I will go with you if necessary.
Gerekirse geleceğim.I'll come if necessary.
Tom, eğer gerekirse onun için bir harta çizeceğini söyledi.Tom said he would draw a map for her if necessary.
Dil bilgisi açısından doğru olan cümle üretmek için çalışman gerekir.You should try to produce grammatical sentences.
Verimli bir şekilde çalışman gerekir.You should study in an efficient manner.
Avukatına danışman gerekirdi.You should have consulted your lawyer.
Gerçeği söylemek gerekirse, sanırım yanılıyorsun.To tell the truth, I think you are wrong.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben senin baban değilim.To tell the truth, I am not your father.
Doğruyu söylemek gerekirse, o bir insan değil.To tell the truth, he is not a human being.
Gerçeği söylemek gerekirse, oraya gitmedim.To tell the truth, I didn't go there.
Gerçeği söylemek gerekirse, ondan bıktım.To tell the truth, I am tired of it.
Her gün biraz egzersiz yapmak gerekir.It is necessary to do some exercise every day.
Eğer fikrinizi değiştirmeniz gerekirse bana bildirin.If you should change your mind, let me know.
Yeni kelimeler karşılaştığınızda sözlüğünüze bakmanız gerekir.When you come across new words, you must look them up in your dictionary.
Açık konuşmak gerekirse, onun görüşü benimkinden biraz farklı.Strictly speaking, his view differs a little from mine.
Geceleyin yağmur yağması gerekir.It's supposed to rain at night.
Açıkça söylemek gerekirse, seninle aynı fikirde değilim.Frankly speaking, I don't agree with you.
Açık konuşmak gerekirse, neden gitmek istediğini anlamak zor.Frankly speaking, it's difficult to understand why you want to go.
Açıkça konuşmak gerekirse, senin düşünce biçimin demode.Frankly speaking, your way of thinking is out of date.
Açık konuşmak gerekirse, bu roman çok ilginç değil.Frankly speaking, this novel isn't very interesting.
Dürüst olmak gerekirse, ondan nefret ediyorum.Frankly speaking, I hate him.
Açık konuşmak gerekirse, onun yeni romanı çok ilginç değil.Frankly speaking, his new novel is not very interesting.
Dürüstçe konuşmak gerekirse, seninle gitmek istemiyorum.Frankly speaking, I don't want to go with you.
Açıkça konuşmak gerekirse, bu sana yakışmıyor.Frankly speaking, it doesn't suit you.
Açıkça konuşmak gerekirse, o çok fazla umurumda değil.Frankly speaking, I don't care for her very much.
Fakat diğer şeylerin de göz önünde bulundurulması gerekirdi.But other things would need to be taken into account as well.
Dürüst olmak gerekirse, bu komplo teorisi bana çok saçma geliyor.To be frank, I think this 'conspiracy theory' is nonsense.
Çünkü romanlar tablolar gibidir, uygulama yapman gerekir.Because novels, just like paintings, need you to practice.
Tanrı rüzgarı sağlar, ama insanın yelkenleri yükseltmesi gerekir.God provides the wind, but man must raise the sails.
Doğruyu söylemek gerekirse bu sabahtan beri bir şey yemedim.As a matter of fact, I haven't eaten anything since this morning.
İnsanlar işlerini sunarken daha canlı olması gerekir.People need to be more lively when presenting their work.
Burada beklememen gerekir.You shouldn't wait here.
Onu görmen gerekirdi.You should have seen it!
Erkeklerin mutfak dışında tutulmaları gerekir.Men should keep out of the kitchen.
Değiştirmem gerekir mi?Do I have to change?
O zengin. Onu bir denemen gerekir.He's rich. You should give him a try.