gerekçesi ile cümle

gerekçesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bu yüzden İngiliz mahkemesi Sealand üzerinde yargı yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davayı iptal etti.Съдията заявява, че Народният съд се смята за некомпетентен по случая.
Ekim 1952 yılında bozulan sağlığı gerekçesiyle serbest bırakıldı.На 4 февруари 1951 г. е освободен от Ландсберг по здравословни причини.
Chandrasekhar bu teklifi uzmanlık alanı olmadığı gerekçesiyle reddetti.Драгиша отговаря, че не са овластени за подобна външнополитическа стъпка.
Nazi örgütü olduğu gerekçesi ile Batı Alman hükümeti tarafından, HIAG 1992 yılında dağıtıldı.Немското правителство отправя извинение към гей общността едва през 2002 година.
1990 - Pisa Kulesi, 800 yıllık tarihi boyunca ilk kez güvenlik gerekçesiyle ziyaretlere kapatıldı.1990. - Krivi toranj u Pisi prvi put poslije 800 godina postojanja zatvoren za turiste zbog restauracije.
Bu saldırının hiçbir gerekçesi olamaz."Sva ova provokacija je nepotrebna.”.
Cadı olduğu gerekçesiyle idam edilenler listesi ^ "witch-hunt."Neke of slika prikazuju vješanje vještica i "Santu Muerte".
Yakınlarda bir köyde yaşlı bir kadının cadılık yaptığı gerekçesiyle suya batırılır.Poslije toga dolaze u selo, u kojem je upravo suđenje jednoj ženi optuženoj da je vještica.
24 Eylül 2014 yılında Rose, boşanacakları ile ilgili bir açıklamada bulundu, gerekçesi 'şiddetli geçimsizlik'.Vo februári 2016 požiadala Rose o rozvod, pretože citovala nezlučiteľné rozdiely.
Vincent Aboubakar'ın attığı net gol, ofsayt gerekçesiyle iptal edildi.Ako sa hádajú Bright Abbott náhle skolaboval.
Bir şampiyonluğu da 2006'da şike yaptığı gerekçesiyle iptal edilmiştir.Dostal sa aj do nominácie na šampionát v roku 2006.
Alesi'nin takım arkadaşı Berger de çıkış hatası yaptığı gerekçesiyle aynı cezaya çarptırılmıştır.Tudi Alesijev moštveni kolega, Berger, je zaradi prezgodnjega štarta dobil enako kazen.
Cadı olduğu gerekçesiyle idam edilenler listesi ^ "witch-hunt."Njeno prvo delo je roman Izginjevalec čarovnic, ki je bil preveden tudi v angleščino (The Witch Vanisher).
Askere gitmeyi reddettiği gerekçesiyle para cezasına çarptırıldı.Jam buvo paskirta bauda, nes jis nepagrįstai atsisakė atlikti karinę tarnybą.
Ancak Ricciardo, saatlik benzin akışı kurallarını ihlal ettiği gerekçesi ile diskalifiye edildi.Ricciardo buvo diskvalifikuotas paaiškėjus, kad jo automobilis viršijo leidžiamą valandinį kuro srautą.
Bu saldırının hiçbir gerekçesi olamaz."Joks atsitiktinumas negali nulemti būtinumo“.
2005 yılında Yargıtay, dosyada evrak eksiklikleri olduğu gerekçesiyle kararı usul yönünden bozdu.2009. aastal mõistis kohus ta kuriteokoosseisu puudumise tõttu õigeks.
Napolyon’un Belçika üzerinden saldırma tercihinin birden çok gerekçesi vardır.Napoleoni otsust rünnata Belgias toetasid mitmed kaalutlused.
Bu saldırının hiçbir gerekçesi olamaz.""Need rünnakud ei ole vältimatud.
Cemil Turan'ın bir golü de ofsayt gerekçesiyle sayılmadı.Camille Corot’l polnud vaja enam rahamuresid tunda.
Gerekçesini de şöyle dile getirdi: ^Raamatus on ta öelnud: „...
Gerekçesi ise; death metal müziğini yumuşatması ya da yozlaştırmasıydı.Alteratsioon on muusikas alusheli kõrgendamine või madaldamine.
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.Afin d'obtenir un permis de séjour sur la base du lien familial, vous devez être le tuteur de l'enfant.
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.För att få uppehållstillstånd på grund av familjeband måste du vara barnets vårdnadshavare.
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.Jotta voisit saada oleskeluluvan perhesiteen perusteella, sinun täytyy olla lapsen huoltaja.
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.Para poder obtener el permiso de residencia por vínculos familiares, usted deberá tener la custodia del menor.
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.Для того, чтобы получить вид на жительство на основании семейных связей, вы должны быть опекуном ребенка.
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.ومن أجل حصولكم على ترخيص الإقامة يجب أن تكونوا ولي أمر الطفل.
Aile bağları gerekçesiyle verilmiş geçici oturma izniniz varsa boşanma durumu oturma izninizi etkileyebilir.Avioero voi vaikuttaa oleskelulupaasi, jos sinulla on määräaikainen oleskelulupa perhesiteen perusteella.
Aile bağları gerekçesiyle verilmiş geçici oturma izniniz varsa boşanma durumu oturma izninizi etkileyebilir.من الممكن أن يؤثر الطلاق على ترخيصك للإقامة إذا كان لديك ترخيص إقامة مؤقت بسبب صلة العائلة.
Aile bağları gerekçesiyle verilmiş geçici oturma izniniz varsa boşanma durumu oturma izninizi etkileyebilir.若您持有家庭成员定期居留许可,离婚可能会影响您的居留许可。一些情况中,若您与芬兰保持着紧密联系,例如您在芬兰工作,可以续签居留许可。更多信息,请访问InfoFinland上的我是否会丧失居留许可。
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Dia tidak akan memberikan mobil golf itu, dan dia memiliki pendapat yang sangat menarik.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Él no habría concedido el carrito, y él tuvo un disenso muy interesante.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.El nu ar fi acordat dreptul la masina, si a avut o justificare foarte interesanta.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Er hatte den Wagen nicht zugebilligt und er hatte einen sehr interessanten Einspruch.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Han ville ikke have bevilliget vognen, og han havde en meget interessant indvending.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Hij zou de kar niet hebben toegekend, hij had daar een interessante reden voor.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Il n'aurait pas accordé de voiturette. Sa dissidence était très intéressante.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.그라면 마틴에게 골프 카트를 허락하지 않았을 것인데요 그는 매우 흥미로운 반대 의견을 제시했습니다.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Lui non avrebbe concesso la golf car, e argomentò il suo dissenso in modo interessante.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Nepřiklepl by vozík a to s velice zajímavou námitkou.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Ő nem adta volna meg a golfkocsit, és egy nagyon érdekes ellenvetése volt.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Ông ta không chấp nhận chiếc xe golf và ông ta có một luận điểm phản đối rất thú vị.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.On nie udzieliłby prawa do wózka i miał bardzo ciekawy pogląd.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Por ele, não daria o carrinho, e teve uma discordância muito interessante.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Δεν θα παραχωρούσε το αμαξάκι, και είχε μια ενδιαφέρουσα αντίρρηση.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Он был против предоставления гольф-кара и его возражения очень интересны.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.Той не би дал количката и имал много интересно несъгласие.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.הוא לא היה מוכן לתת את העגלה, והייתה לו התנגדות מאוד מעניינת.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.لم يكن ليؤمّن العربة، وكان لديه إعتراض مثير للإهتمام.
Araba verilmesine karşı çıkarkenki gerekçesi çok ilginçti.興味深い反論をしている 彼の意見が興味深いのは
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristotel a avut un alt motiv sa spuna ca cele mai bune flaute ar trebui date celor mai buni flautisti.
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristotele aveva una motivazione diversa del perché i flauti migliori dovessero andare ai flautisti più bravi.
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristoteles had een andere reden om te zeggen dat de beste fluiten naar de beste speler horen te gaan.
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristoteles havde en anden grund til at sige, de bedste fløjter bør gives til de bedste fløjtespillere.
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristoteles měl jiný důvod říct, že nejlepší flétny by měly náležet nejlepším flétnistům.
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristoteles memiliki alasan lain mengapa seruling terbaik harus diberikan kepada pemain seruling terbaik.
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristóteles tenía una razón diferente para decir que las mejores flautas debían ir a los mejores flautistas.
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristotle có một lý do khác để cho rằng sáo tốt nên dành cho người thổi tốt nhất.
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Arisztotelésznek egy másik indoka volt arra, hogy a legjobb furulyákat miért a legjobb furulyások kapják.
İlgili Sayfalar