gerekçesi ile cümle
gerekçesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
23 Aralık 2008'de, Rothwell, Leeds'de alkollü araç kullandığı gerekçesiyle tutuklandı.14 kwietnia 2008, Anthony został aresztowany pod zarzutem jazdy pod wpływem alkoholu.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.På banden berättar Hannah att det finns tretton skäl till varför hon tagit sitt liv.
Bu karşı teklif ABD tarafından yetersiz olduğu gerekçesiyle hemen reddedildi.Anbudet avslogs omedelbart av USA som otillräckligt.
1990 - Pisa Kulesi, 800 yıllık tarihi boyunca ilk kez güvenlik gerekçesiyle ziyaretlere kapatıldı.8 januari – Lutande tornet i Pisa stängs för första gången på 800 år då det anses luta för mycket.
Pakistan, Beluçların ayrılıkçı eylemlerine destek verdiği gerekçesi ile Hindistan'ı suçladı.Pakistan å sin sida kritiserade Indien för att det blandade sig i landets inre angelägenheter.
Yargılanan hakimler, yaptıkları adaletsizlikleri "ülke çıkarları" gerekçesiyle savunmuşlardı.Den som stod anklagad fick själv bestämma (nämna) vilka som skulle utgöra edgärdesmän.
Örneğin 1935 ve 1975 yılları arasında, 63.000 kişi İsveç'te öjeni gerekçesiyle sterilize edilmiştir.Mellan åren 1935 och 1974 har mer än 60 000 svenskar steriliserats med hjälp av lagen.
Bunun gerekçesi ise kamu diplomasisinin ulusal çıkarlara yönelik bir çaba olarak görülmesi durumudur.Anledningen är, att man vill ha en statlig utredning av samernas situation till stånd.
24 Kasım'da Rus savaş uçağı Türk jetleri tarafından sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle düşürülmüştür.24 november Turkiet skjuter ner ett Ryskt stridsflygplan vid den Turkisk-Syriska gränsen.
Hollandalı dekatlet Edward de Noorlander amfetamin kullandığı gerekçesiyle diskalifiye edildi.Голландський десятиборець Едвард де Норландер був дискваліфікований за вжиття амфетаміну.
Le Commerce'ün editörüne, öyküyü La Quotidienne'den alıntıladığı gerekçesiyle dava açıldı.Редактору Le Commerce було пред'явлено звинувачення в плагіаті з боку La Quotidienne.
Beş yıl sonra sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakıldı.Через 5 років був випущений з в'язниці за станом здоров'я.
Altı kişi, İsrail’e yardım etmek gerekçesiyle Hamas tarafından idam edildi.Бойовики ХАМАС розстріляли шістьох осіб, звинувативши їх в пособництві Ізраїлю.
Tutuklu kalma gerekçesi Atatürk'ü tahkir etmek olduğu için bu kişiler sorumluluk almaktan kaçındı.«За те, що мене не заарештували, я повинен бути вдячним Димитрову.
Siyasi eylemleri gerekçesiyle öğretmenlikten atıldı, tutuklandı, hüküm giydi.Перед дипломним іспитом через політичну діяльність його було арештовано і ув'язнено.
Pakistan, Beluçların ayrılıkçı eylemlerine destek verdiği gerekçesi ile Hindistan'ı suçladı.Пакистан неодноразово звинувачував Індію в підтримки ЗАБ.
Demirtaş sağlık sorunları olduğu gerekçesiyle askerliğe elverişsiz raporu alarak askerlikten muaf tutuldu.Через проблеми зі здоров'ям був визнаний не придатним до військової служби.
Bu arada Rourke, 1986'nın başlarında eroin kullandığı gerekçesiyle gruptan atılır.Рурк, підсівший на героїн, на початку 1986 року, був звільнений з групи.
Gerekçesiyse okulun geleneksel düzenine uygun çizimleri reddetmesidir.Це пояснюється тим, що вони регулярно порушувала шкільні правила.
İstifası sırasında, gecikmiş maaşlarının ödenmesini maaşı hak etmediği gerekçesiyle reddetti.На знак протесту проти затримки виплати заробітної плати вони припинили роботу.
Gerekçesini de şöyle dile getirdi: ^Крім того, він відзначив: .
11 Ocak - Fransa ve Belçika, Almanya'nın tazminatı ödemediği gerekçesiyle Ruhr bölgesini işgal etti.11 січня: Франція та Бельгія окупують Рур, щоб змусити Німеччину виплатити воєнну контрибуцію.
Beş yıl sonra sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakıldı.Po pěti letech odnětí svobody byl propuštěn ze zdravotních důvodů.
Sanıkların, yaşı ve sağlık sorunları gerekçesiyle adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.Soud rozhodl o mírnějším trestu s ohledem na jeho věk a zdravotní stav.
Ama Müslüman kadınların tiyatroda oynamasının yasak olduğu gerekçesiyle polis kovuşturmasına uğradı.V souladu s islámskou tradicí nebylo muslimkám povoleno vystupovat na divadle.
Çift, çocukları olmadığı gerekçesiyle 8 yıllık evliliklerini sonlandırdı.Po osmi letech bezdětného manželství se rozvedli.
Irkçılık gerekçesiyle Kah'ın 1992 seçimlerine girmesi yasaklandı.Mandát obhájil ve volbách roku 1990 za SDĽ.
Bu arada Rourke, 1986'nın başlarında eroin kullandığı gerekçesiyle gruptan atılır.Rourke a fost dat afară la începutul lui 1986 datorită dependenței sale de heroină.
Poe şiiri Sartain's Union Magazine'e gönderdi ancak şiir çok yopun olduğu gerekçesiyle reddedildi.Poe a trimis poemul apoi revistei Sartain's Union Magazine, care l-a refuzat pe motiv că este prea stufos.
24 Eylül 2014 yılında Rose, boşanacakları ile ilgili bir açıklamada bulundu, gerekçesi 'şiddetli geçimsizlik'.Pe 24 septembrie 2014, s-a anunțat că Rose va divorța pe motiv de "diferențe ireconciliabile".
Avrupa'daki Yahudilere yönelik önyargının temel gerekçesi din kökenliydi.Motivul principal al prejudecăților împotriva evreilor în Europa a fost religios.
Le Commerce'ün editörüne, öyküyü La Quotidienne'den alıntıladığı gerekçesiyle dava açıldı.Editorul revistei Le Commerce a fost acuzat de a fi plagiat povestirea din La Quotidienne.
Bu saldırının hiçbir gerekçesi olamaz."Violența nu ajută niciunul din aceste scopuri.”
Beraat kararı Yargıtay tarafından "eksik soruşturma" gerekçesi ile bozuldu.S-a pronunțat decizia de a se judeca cu ușile închise „întârziat”.
Gerekçesini de şöyle dile getirdi: ^Ca urmare el a menționat că: „...
Askerliğini sekiz gün eksik yaptığı gerekçesiyle 2,5 aylık hapis cezasına çarptırıldı.A executat doi ani și opt luni din pedeapsa de cinci ani de închisoare pentru abuz în serviciu.
10 Ekim'de Nemeth, WWE'nin Wellness Programı politikasını ihlal ettiği gerekçesiyle 30 gün askıya aldı.Október 10-én felfüggesztették 30 napra a "WWE Wellness Program" megsértése miatt.
Bu arada Rourke, 1986'nın başlarında eroin kullandığı gerekçesiyle gruptan atılır.Közben 1986 elején Rourke-nak kábítószer használat miatt kiadták az útját.
Bir müddet sonra polisler, komşulardan şikayet olduğu gerekçesiyle eve gelir.Sietve átrohan a szomszéd házhoz, hogy panaszkodjon.
Tanrı’ya küfretme gerekçesiyle sekiz defa hapis cezası almıştır.Régebben 8. bűnként a hazugságot is említették.
10 Mart - Amerika Birleşik Devletleri, terörizme destek olduğu gerekçesiyle Libya'ya petrol ambargosu koydu.10. maaliskuuta – Yhdysvallat asetti Libyan öljyn kauppasaartoon syyttäen sitä terrorismin tukemisesta.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.Kaseteilla Hannah kertoo kolmetoista syytä miksi hän riisti oman henkensä.
Bunun bir gerekçesi olmalıdır.Tällä ajatuksella täytyy olla syy.
421 yılında Pulcheria'nın etkisiyle Theodosius Hristiyanlara zulmettikleri gerekçesiyle Perslere savaş açtı.Vuonna 421 Pulcheria sai veljensä hyökkäämään Persiaa vastaan, koska persialaiset vainosivat kristittyjä.
16 Eylül 2013 tarihinde verilen kararla doping yaptığı gerekçesiyle 9 ay ceza aldı.Hän sai 11. syyskuuta 2003 yhdeksän kuukauden vankeustuomion kannabiksen hallussapidosta.
2015 yılında tertiplenemiyor oluşunun gerekçesi olarak yaşanan terör olayları gösterilmiştir.Vuoden 2015 seurantaraportissa olojen todettiin parantuneen.
Gerekçesi de çok pahalı olması ve kraliyet deniz kuvvetlerinin paraya ihtiyacı olmasıydı.Tervakauppa oli tuottoisaa, ja suurvallaksi pyrkivän Ruotsin laivasto tarvitsi paljon tervaa.
Fakat Kepler daha sonra bu formülü kesin olmaması gerekçesiyle reddetti.Παρόλα αυτά, ο Κέπλερ αργότερα απέρριψε αυτόν τον τύπο επειδή δεν ήταν αρκετά ακριβής.
Kurtuluş Savaşı'nın gerekçesi, amacı ve yöntemi belirlenmiştir.Αρχή της αναλογικότητας σκοπού και μέσου.
Hilekar şehir (6:9-16): Şehir, ticarette dürüst olmadığı gerekçesiyle azarlanmaktadır.Η αγία πόλη ως τόπος ανομίας (στ΄ 9-16): Η πόλη επιπλήττεται για τις ανήθικες εμπορικές πρακτικές της.
Ancak hazırlandıktan sonra, çok karanlık ve epik oldukları gerekçesiyle geri çevrildi.Σύντομα όμως τους διέψευσε, γιατί αποδείχθηκε υπερβολικά ισχυρογνώμων και φιλόδοξος.
Film birçok ülkede pornografik olduğu gerekçesi ile yasaklanmıştı.Η διανομή της ταινίας απαγορεύτηκε σε αρκετές χώρες.
Amerika Birleşik Devletleri tarafından 11 Eylül saldırıları gerekçesi ile yapılmıştır.Θεωρούσε αμερικανική προβοκάτσια τις επιθέσεις της 11ης Σεπτεμβρίου 2001.
Bu karşı teklif ABD tarafından yetersiz olduğu gerekçesiyle hemen reddedildi.Dette tilbud blev øjeblikkelig afslået af USA som utilstrækkeligt.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.I disse bånd forklarer Hannah de 13 grunde til at hun dræbte sig selv.
Fakat Kepler daha sonra bu formülü kesin olmaması gerekçesiyle reddetti.Kepler afviste dog senere denne formel, fordi den ikke var præcis nok.
Ekim 1952 yılında bozulan sağlığı gerekçesiyle serbest bırakıldı.I oktober 1952 blev Kesselring løsladt fra fængslet på grund af dårligt helbred.
1963 - Martin Luther King, Alabama'da sivil haklar yürüyüşüne öncülük ettiği gerekçesiyle tutuklandı.1965 - Martin Luther King begynder borgerretsmarchen i Alabama.
E 1948'de 42 km. dar hat Bursa-Mudanya Demiryolu ekonomik olmadığı gerekçesiyle kapatıldı.Men allerede i 1934 blev den fjerde linje til Lyskborg igen lukket på grund af manglende rentabilitet.
Bunun bir gerekçesi olmalıdır.Dette giver en point.
İlgili Sayfalar