gerekçesi ile cümle

gerekçesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Konsey, Rick'in kötü liderliği gerekçesiyle Rick'in liderliğini elinden alır.Il trio vuole sostituire Rick alla guida del gruppo a causa della sua scarsa leadership.
Çünkü sahip olduğu asistan kadrosu ''ihtiyaç olduğu gerekçesi'' ile alınmıştır.L'ufficio al quale il provveditore è preposto è detto "provveditorato".
Beş yıl sonra sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakıldı.Fu scarcerata 15 mesi dopo, per problemi di salute.
Gerekçesi ise savaştan yenik çıkan Kartaca’nın Roma’ya olan borçlarını bile zorlukla ödemesidir.Parte di tali risorse naturalmente era destinata a Cartagine, per pagare i debiti di guerra con Roma.
Gerekçesini de şöyle dile getirdi: ^Egli così scriveva: “….
Grubun gerekçesine göre, şirket gruba albüm satışlarında hak ettikleri payı vermemişti.Records, dato che la stessa non pagava le royalties alla band.
Bu saldırının hiçbir gerekçesi olamaz."Для нападения не было вообще никаких причин».
Beş yıl sonra sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakıldı.Спустя 5 лет был выпущен из тюрьмы по состоянию здоровья.
Napolyon’un Belçika üzerinden saldırma tercihinin birden çok gerekçesi vardır.Наполеон решил нанести упреждающий удар в Бельгии.
Bunun bir gerekçesi olmalıdır.У того, что есть, должна быть причина.
Aynı yılın Ekim ayında Manni Schmidt Boltendahl ile anlaşamadığı gerekçesiyle gruptan ayrıldı.В октябре того же года из-за разногласий группу покидает Манни Шмидт.
Başka yörelerde farklı iklimler gerekçesiyle bazen daha uzun veya daha kısa bir hasat dönemi olur.В других местах шерсть может оставляться более или менее длинной.
Ancak sonrasında yapılan testlerde doping kullandığı gerekçesiyle diskalifiye edildi.Но позже был дисквалифицирован за применение допинга.
Yasadışı işler yaptığı gerekçesiyle tutuklandı.За нелегальную партийную работу подвергался арестам.
Bu arada Rourke, 1986'nın başlarında eroin kullandığı gerekçesiyle gruptan atılır.Рурк, подсевший на героин, в начале 1986 года, был уволен из группы.
Gerekçesini de şöyle dile getirdi: ^На что он ответил следующее: «...
Karşı-devrimci olduğu gerekçesi ile Macar Sovyet Cumhuriyeti döneminde tutuklandı, ancak kaçmayı başardı.Был арестован органами безопасности Венгерской советской республики, однако смог бежать.
24 Eylül 2014 yılında Rose, boşanacakları ile ilgili bir açıklamada bulundu, gerekçesi 'şiddetli geçimsizlik'.В апреле 2007 года Анна подала на развод, сославшись на «непримиримые разногласия».
Video klipte, sakıncalı olduğu gerekçesiyle şarkının bazı sözleri çıkarıldı.В видеоклипе эти строки были вырезаны из-за цензуры.
Partinin Antep il başkanı ise gazete dağıtarak terör propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklandı.Власти Сингапура запретили выпуск газеты, обвинив её в пропаганде терроризма.
İstifası sırasında, gecikmiş maaşlarının ödenmesini maaşı hak etmediği gerekçesiyle reddetti.وخلال استقالته رفض ان تدفع له الأجور المتأخره علي أساس أنها لا تستحق الدفع .
E 1948'de 42 km. dar hat Bursa-Mudanya Demiryolu ekonomik olmadığı gerekçesiyle kapatıldı.E وفي عام 1948 أُغلقت سكك حديد بورصة-مودانيا الخط المحدود بطول 42 كم بسبب عدم اقتصاديته .
1956'da yayınladığı Yan yana isimli şiir kitabı, 142. maddeye aykırı olduğu gerekçesiyle 1964'te yasaklandı.وفي عام 1964 تم حظر ديوانه الشعري الذي نُشر عام 1956 لكونه مخالفاً لأحكام الماده رقم 142.
Bu saldırının hiçbir gerekçesi olamaz."لذلك لن نسمح بأي اعتداء على هذا الحق.»
İzmir Büyücüleri'nin Türklüğü aşağılayıcı ifadeler içerdiği gerekçesiyle 2005 Aralığında Türk Ceza Kanunu 301.في سنة 2005 تم تمرير الفقرة 301 في القانون التركي يجرم فيه الاعتراف بالمذابح في تركيا.
24 Eylül 2014 yılında Rose, boşanacakları ile ilgili bir açıklamada bulundu, gerekçesi 'şiddetli geçimsizlik'.في 20 مارس 2013، انسحبت بروناي بسبب "ظروف لا يمكن تجنبها".
11 Ocak - Fransa ve Belçika, Almanya'nın tazminatı ödemediği gerekçesiyle Ruhr bölgesini işgal etti.11 يناير فرنسا وبلجيكا تحتلان حوض الرور لإجبار ألمانيا على دفع تعويضات الحرب العالمية الأولى.
1986 - Pınar Kür'ün "Bitmeyen Aşk" adlı romanı "müstehcenlik" gerekçesiyle toplatıldı.ألفت بينار كور رواية " الحب لا نهاية له " بسبب " الفحش ".
Örneğin 1935 ve 1975 yılları arasında, 63.000 kişi İsveç'te öjeni gerekçesiyle sterilize edilmiştir.Por exemplo, entre 1935 e 1975, 63 000 pessoas foram esterilizadas por razões eugênicas na Suécia.
Konsey, Rick'in kötü liderliği gerekçesiyle Rick'in liderliğini elinden alır.O comitê substitui Rick enquanto líder, devido à sua fraca liderança.
Robin, Batman Dönüyor'un senaryosunda yer alıyordu ama çok fazla karakter olduğu gerekçesiyle çıkarıldı.Robin apareceu no roteiro de Batman Returns, mas foi excluído devido a "muitos personagens."
Fakat Kepler daha sonra bu formülü kesin olmaması gerekçesiyle reddetti.No entanto, mais tarde Kepler rejeitou esta fórmula, porque ela não era precisa o suficiente.
Naaşı, diğer mahkûmlarla birlikte derhal gömüldüğü gerekçesiyle ailesine teslim edilmedi.Porém, não foi enterrada com seu segundo marido.
Fakat Ekim 2012'de UCI tarafından bütün galibiyetleri doping maddesi kullandığı gerekçesiye eliden alınmıştır.No entanto, em outubro de 2012 ele foi despojado de todos os títulos pela UCI, devido a dopagem.
Avrupa'daki Yahudilere yönelik önyargının temel gerekçesi din kökenliydi.Uma das principais justificações do preconceito contra os judeus na Europa era religiosa.
Ancak fazla eski olup kullanışlı olmadığı gerekçesiyle yıkım kararı alındı.De qualquer forma, é difícil decidir por falta de formas suficientemente antigas.
Bu arada Rourke, 1986'nın başlarında eroin kullandığı gerekçesiyle gruptan atılır.Em 1986, Rourke foi demitido da banda devido ao uso de heroína.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.Nas fitas, Hannah explica que existem treze motivos que a levaram à decisão de se matar.
Yasaklanma gerekçesi 'çocukların aklını çeleceği' endişesine dayandırılmıştı.Surpreendido, o garoto perguntou o motivo dessa “estúpida” pergunta.
Bunun bir gerekçesi olmalıdır.Então tem de haver uma razão para isso.
Keith tamirhaneyi satar ve Tree Hill'de hiçbir şeyinin kalmadığı gerekçesi ile Charleston'a taşınır.Enquanto isso, Lucas resolve sair de Tree Hill e ir morar em Charleston com seu tio Keith.
Çeşitli yerlerde söylenmesi 'yasaklı' olduğu gerekçesiyle engellenmiştir.Em alguns países foi banido pelo seu conteúdo "ofensivo".
Eleştiri Şamba tarafından 2 gün sonra "ön yargılı" olduğu gerekçesiyle reddedildi.Dois dias depois, o jogo foi removido devido a "circunstâncias imprevistas".
Bölüm, bölüm sonunda Peter'ın "Kanada boktan bir yer." demesi gerekçesiyle Kanada'da tartışmaya yol açtı.Causou controvérsia no Canadá por causa da piada final, quando Peter insulta o país.
Bu saldırının hiçbir gerekçesi olamaz."Não será preciso mais nenhum ataque."
Ocak 1945 yılında Dentz, Mihver güçleri'ne yardım ettiği gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırıldı.In januari 1945 werd Dentz ter dood veroordeeld wegens hulp aan de asmogendheden.
Beş yıl sonra sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakıldı.Vijf jaar later werd hem vanwege gezondheidsproblemen ontslag verleend.
10 Ekim'de Nemeth, WWE'nin Wellness Programı politikasını ihlal ettiği gerekçesiyle 30 gün askıya aldı.Op 15 augustus 2011 werd Leavine voor 30 dagen geschorst door inbreuk op WWE's Wellness Policy.
Konsey, Rick'in kötü liderliği gerekçesiyle Rick'in liderliğini elinden alır.De groep begint te twijfelen aan het leiderschap van Rick.
Gerekçesini de şöyle dile getirdi: ^Hij doet dit onder de uitroep: "Ha!
Şam Yahudi cemaati dini cinayet işlediği gerekçesiyle suçlandı.Asjkenasische joden worden verdacht van de moord om rituele redenen.
Bir müddet sonra polisler, komşulardan şikayet olduğu gerekçesiyle eve gelir.Kort daarna komt de politie, gealarmeerd door de buren.
Film birçok ülkede pornografik olduğu gerekçesi ile yasaklanmıştı.De film is ook in meerdere landen verboden, omdat het als kinderpornografie wordt beschouwd.
Gerekçesi meşru müdafaa.Puur uit zelfverdediging dus.
2005 yılında Yargıtay, dosyada evrak eksiklikleri olduğu gerekçesiyle kararı usul yönünden bozdu.In het hoger beroep in 2005 werd deze uitspraak verworpen wegens onvoldoende bewijs.
1814 yılında Mason olduğu gerekçesiyle tutuklandı.Hij werd in 1801 in Trier ter dood veroordeeld.
“Allah’ın düşmanı” olduğu gerekçesiyle Yalman’ı vuran Üzmez yakalandı; on yıl hapis yattı.Jego żonę (Donnę) skazano za zlecenie tego zabójstwa na dziesięć lat więzienia.
Çıkışta, yasak olan bir yere park ettiği gerekçesiyle arabasının çekilmiş olduğunu öğrenir.By go odzyskać udaje się na parking, gdzie kłóci się, że auto nie było źle zaparkowane.
Pakistan, Beluçların ayrılıkçı eylemlerine destek verdiği gerekçesi ile Hindistan'ı suçladı.Indie zaatakowały Pakistan w odwecie za wspieranie przez to państwo separatystów w Kaszmirze.
Hızlı tren inşaatı gerekçesiyle seferler durduruldu.Wstrzymano na pewien czas rozwój linii kolejowej.
İlgili Sayfalar