Evvela müstear kısaltılmıştı, bunu niçin ve hangi gerekçe ile yapmış olabilirdi?Is er sprake van corruptie in de bouw en, zo ja, op welke schaal?
Film birçok ülkede pornografik olduğu gerekçesi ile yasaklanmıştı.De film is ook in meerdere landen verboden, omdat het als kinderpornografie wordt beschouwd.
Üçüncü gerekçe sağlıkla ilgilidir.De derde reden was van godsdienstige aard.
Gerekçesi meşru müdafaa.Puur uit zelfverdediging dus.
Buna gerekçe olarak, Allah'ın bitkileri insanların hayrı için yarattığı kuralı ileri sürülür.God zal alle zondaren vernietigen waardoor alleen de rechtvaardigen eeuwig leven zullen ontvangen.
Elbette bunda merkezi devletin tasarruf gerekçeleri önemli rol oynamıştır.De stadsarchitect had hierin een grote rol.
Gizlilik için bu tür bir gerekçe, ulusal güvenlik için gerekli bilgiyi koruma arzusuyla güdülendi.Om de geheime aard ervan te rechtvaardigen wordt nationale veiligheid ingeroepen.
2005 yılında Yargıtay, dosyada evrak eksiklikleri olduğu gerekçesiyle kararı usul yönünden bozdu.In het hoger beroep in 2005 werd deze uitspraak verworpen wegens onvoldoende bewijs.
1814 yılında Mason olduğu gerekçesiyle tutuklandı.Hij werd in 1801 in Trier ter dood veroordeeld.
Gerekçe olarak da sağlık problemleri gösterildi.Er doken echter ook gezondheidsproblemen op.
“Allah’ın düşmanı” olduğu gerekçesiyle Yalman’ı vuran Üzmez yakalandı; on yıl hapis yattı.Jego żonę (Donnę) skazano za zlecenie tego zabójstwa na dziesięć lat więzienia.
Fırat, sağlık durumunu gerekçe göstererek 8 Kasım 2008 tarihinde istifa etti.Uroczystości koronacyjne 8 października ograniczono za względu na jego stan zdrowia.
Bunlar gerekçe gösterilmiş.Są to argumenty wymagane.
Üçüncü gerekçe sağlıkla ilgilidir.Pierwszą kwestią jest zagadnienie sensowności.
Gerekçe olarak da sağlık problemleri gösterildi.Przyczyną tego były problemy ze zdrowiem.
Çıkışta, yasak olan bir yere park ettiği gerekçesiyle arabasının çekilmiş olduğunu öğrenir.By go odzyskać udaje się na parking, gdzie kłóci się, że auto nie było źle zaparkowane.
1846 - ABD Kongresi, sınır devriyelerine baskın yapılmasını gerekçe göstererek, Meksika'ya savaş ilan etti.1846 – Kongres USA podjął decyzję o wypowiedzeniu wojny Meksykowi.
Pakistan, Beluçların ayrılıkçı eylemlerine destek verdiği gerekçesi ile Hindistan'ı suçladı.Indie zaatakowały Pakistan w odwecie za wspieranie przez to państwo separatystów w Kaszmirze.
2. Olası gerekçe(possible corollary): Ücret tembelliği.Potencjalne zyski – Plan Wynagrodzeń. .
Hızlı tren inşaatı gerekçesiyle seferler durduruldu.Wstrzymano na pewien czas rozwój linii kolejowej.
23 Aralık 2008'de, Rothwell, Leeds'de alkollü araç kullandığı gerekçesiyle tutuklandı.14 kwietnia 2008, Anthony został aresztowany pod zarzutem jazdy pod wpływem alkoholu.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.På banden berättar Hannah att det finns tretton skäl till varför hon tagit sitt liv.
Bu karşı teklif ABD tarafından yetersiz olduğu gerekçesiyle hemen reddedildi.Anbudet avslogs omedelbart av USA som otillräckligt.
Buna gerekçe olarak, Allah'ın bitkileri insanların hayrı için yarattığı kuralı ileri sürülür.Men om Gud skapat människan god, så väljer människan det goda av fri vilja.
1990 - Pisa Kulesi, 800 yıllık tarihi boyunca ilk kez güvenlik gerekçesiyle ziyaretlere kapatıldı.8 januari – Lutande tornet i Pisa stängs för första gången på 800 år då det anses luta för mycket.
Pakistan, Beluçların ayrılıkçı eylemlerine destek verdiği gerekçesi ile Hindistan'ı suçladı.Pakistan å sin sida kritiserade Indien för att det blandade sig i landets inre angelägenheter.
Yargılanan hakimler, yaptıkları adaletsizlikleri "ülke çıkarları" gerekçesiyle savunmuşlardı.Den som stod anklagad fick själv bestämma (nämna) vilka som skulle utgöra edgärdesmän.
Topluluk, bu gerekçe ile ona maddî destek olmayı reddetti.Denne vägrar ge dem någon vidare hjälp på grund av detta.
Örneğin 1935 ve 1975 yılları arasında, 63.000 kişi İsveç'te öjeni gerekçesiyle sterilize edilmiştir.Mellan åren 1935 och 1974 har mer än 60 000 svenskar steriliserats med hjälp av lagen.
Bunun gerekçesi ise kamu diplomasisinin ulusal çıkarlara yönelik bir çaba olarak görülmesi durumudur.Anledningen är, att man vill ha en statlig utredning av samernas situation till stånd.
24 Kasım'da Rus savaş uçağı Türk jetleri tarafından sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle düşürülmüştür.24 november Turkiet skjuter ner ett Ryskt stridsflygplan vid den Turkisk-Syriska gränsen.
Bunlar gerekçe gösterilmiş.Hans krav är berättigat.
Bu nedenle, salt bu gerekçeye dayanarak anayasaya aykırı ilan edemezler.Enligt Leff är det omöjligt att motivera antagandet.
Gerekçe bildirilmemiş, sadece kendilerine ihtiyaç olmadığı söylenmiştir.Exempel: Jag anmälde mig eftersom ingen annan gjorde det.
Hollandalı dekatlet Edward de Noorlander amfetamin kullandığı gerekçesiyle diskalifiye edildi.Голландський десятиборець Едвард де Норландер був дискваліфікований за вжиття амфетаміну.
Le Commerce'ün editörüne, öyküyü La Quotidienne'den alıntıladığı gerekçesiyle dava açıldı.Редактору Le Commerce було пред'явлено звинувачення в плагіаті з боку La Quotidienne.
Gerekçe olarak da sağlık problemleri gösterildi.Причиною стали виявлені проблеми зі здоров'ям.
Beş yıl sonra sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakıldı.Через 5 років був випущений з в'язниці за станом здоров'я.
Altı kişi, İsrail’e yardım etmek gerekçesiyle Hamas tarafından idam edildi.Бойовики ХАМАС розстріляли шістьох осіб, звинувативши їх в пособництві Ізраїлю.
Tutuklu kalma gerekçesi Atatürk'ü tahkir etmek olduğu için bu kişiler sorumluluk almaktan kaçındı.«За те, що мене не заарештували, я повинен бути вдячним Димитрову.
Siyasi eylemleri gerekçesiyle öğretmenlikten atıldı, tutuklandı, hüküm giydi.Перед дипломним іспитом через політичну діяльність його було арештовано і ув'язнено.
Bu ana gerekçe Looney Tunesun bugün televizyonlarda nadiren görmemize neden oldu.Основну ж популярність Ловренсу принесла його участь в телевізійних шоу.
Pakistan, Beluçların ayrılıkçı eylemlerine destek verdiği gerekçesi ile Hindistan'ı suçladı.Пакистан неодноразово звинувачував Індію в підтримки ЗАБ.
Demirtaş sağlık sorunları olduğu gerekçesiyle askerliğe elverişsiz raporu alarak askerlikten muaf tutuldu.Через проблеми зі здоров'ям був визнаний не придатним до військової служби.
Bu arada Rourke, 1986'nın başlarında eroin kullandığı gerekçesiyle gruptan atılır.Рурк, підсівший на героїн, на початку 1986 року, був звільнений з групи.
Gerekçesiyse okulun geleneksel düzenine uygun çizimleri reddetmesidir.Це пояснюється тим, що вони регулярно порушувала шкільні правила.
İstifası sırasında, gecikmiş maaşlarının ödenmesini maaşı hak etmediği gerekçesiyle reddetti.На знак протесту проти затримки виплати заробітної плати вони припинили роботу.
Gerekçesini de şöyle dile getirdi: ^Крім того, він відзначив: .
11 Ocak - Fransa ve Belçika, Almanya'nın tazminatı ödemediği gerekçesiyle Ruhr bölgesini işgal etti.11 січня: Франція та Бельгія окупують Рур, щоб змусити Німеччину виплатити воєнну контрибуцію.
Bunlar gerekçe gösterilmiş.Вони призначаються за необхідності.
Beş yıl sonra sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakıldı.Po pěti letech odnětí svobody byl propuštěn ze zdravotních důvodů.
Sanıkların, yaşı ve sağlık sorunları gerekçesiyle adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.Soud rozhodl o mírnějším trestu s ohledem na jeho věk a zdravotní stav.
Tahkimat geometrisi bu gerekçelerle değişmiştir.Změnila se lehce geometrie a to následovně.
Gerekçe olarak da sağlık problemleri gösterildi.Důvodem se staly vleklé zdravotní potíže.
Gizlilik için bu tür bir gerekçe, ulusal güvenlik için gerekli bilgiyi koruma arzusuyla güdülendi.Kromě zdravotního průkazu musejí mít tyto osoby ještě znalosti nutné k ochraně veřejného zdraví.
Ama Müslüman kadınların tiyatroda oynamasının yasak olduğu gerekçesiyle polis kovuşturmasına uğradı.V souladu s islámskou tradicí nebylo muslimkám povoleno vystupovat na divadle.
Bunlar gerekçe gösterilmiş.Něco si tím dokazují.
Çift, çocukları olmadığı gerekçesiyle 8 yıllık evliliklerini sonlandırdı.Po osmi letech bezdětného manželství se rozvedli.
Ancak bu da hastalığı gerekçe gösterilerek kısaltıldı.Z důvodu nemoci musel redukovat vystoupení.
Irkçılık gerekçesiyle Kah'ın 1992 seçimlerine girmesi yasaklandı.Mandát obhájil ve volbách roku 1990 za SDĽ.