gerçeklik ile cümle
gerçeklik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Fakat yanlış gerçekliktedir.Historien er imidlertid usann.
Yalnızca bir gerçeklik ve insan vardır.Noe som er synd, men en realitet.
Ancak bir süre sonra yetkililer bunun gerçeklik ile alakası olmadığını açıkladı.Det viste seg snart at den ikke stemte med virkeligheten.
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.Pengertian Benar mengakibatkan Pemikiran Benar (sammä-sankappa).
Gerçeklik, günlük kullanımdaki anlamıyla, "var olan her şey" demektir.Realitas atau kenyataan, dalam bahasa sehari-hari berarti "hal yang nyata; yang benar-benar ada".
Çoğu Yahudi, Hristiyan ve Müslümanca, Mısır'daki belaların tarihsel bir gerçeklik olduğuna inanılır.Bagi kebanyakan kalangan Kristen dan Muslim, mukjizat-mukjizat tersebut adalah peristiwa sejarah yang nyata.
Budizm’de aşkınlık bir alandan (görece gerçeklik) başka bir alana (mutlak gerçeklik) geçmedir.Nimmanarati Bhumi' - Alam surga para dewa yang menikmati kesenangan istana yang diciptakan.
Bu konsept günümüzdeki teknolojik seviyeyle yakalanan sanal gerçeklik konseptinden oldukça farklıdır.Ini sangat berbeda dengan konsep realitas virtual saat ini.
Özellikle erken dönem romanları, "gerçeklik" kavramının sorgulanması üzerine kuruludur.Dalam tema Hari Tanpa Tembakaunya, WHO menekankan gagasan mengenai “kebenaran.”
Hem zihin hem toplum gerçekliklerini yaratırlar.Maka yang menjadi perhatian adalah beragamanya manusia dan masyarakat.
Pixel ayrıca Google Daydream sanal gerçeklik platformunu da destekliyor.Pixel cũng hỗ trợ hệ thống thực tế ảo Google Daydream.
Enkazın kendisinin yanına inmek Cameron ve ekibinde "o gerçeklik seviyesine ulaşma" isteği uyandırdı.Lặn xuống xác con tàu thực khiến cả Cameron và đoàn làm phim muốn " đạt được tới mức độ hiện thực đó....
Özümüzün (Mutlak Bilinç) gerçekliği tek gerçekliktir.Tôi lấy thực tế đời sống của mình thôi.
Sword Art Online (SAO) (ソードアート・オンライン, Sōdo Āto Onrain) İlk sanal gerçeklik dünyası ve hikayenin başlangıcıdır.Sword Art Online Thế giới game ảo đầu tiên và là bối cảnh phần thứ nhất của câu chuyện.
Toplumcu gerçeklik, sanatçıyı toplumsal bir varlık olarak görür.Đối với ông, nghệ thuật được nhìn nhận là một hoạt động xã hội.
Bu bariz gerçeklik, artık bilimsel gerçekliğe dönüşmüştür.Nói ngắn gọn thì điều này đã làm cho khoa học đất trở thành hiện thực.
Mutlak varlık ve gerçeklik yoktur.Tâm thức hay vật chất đều không hiện hữu thật sự.
Budizm’de aşkınlık bir alandan (görece gerçeklik) başka bir alana (mutlak gerçeklik) geçmedir.実相寺(じっそうじ) 仏教の寺院で各地に存在する。
Gerçeklik bilinçten bağımsız olarak nesnel dünyada bulunan varlıklardır.現実は意識から独立して存在している。
City Lens (artırılmış gerçeklik) (sadece beta sürümünde).磐城(現いわき市)生。
Özümüzün (Mutlak Bilinç) gerçekliği tek gerçekliktir.自分の唯一の観点は、真理である。
Gerçeklik konusunda büyük merak sergilerler.生真面目との意味が込められている。
Gerçeklik, ardında devamlı gizli bir gerçek olduğundan net bir şekilde ifade edilemez.明証的に真であると認めたもの以外、決して受け入れないこと。
Bu defa sanal gerçeklik dünyası genel olarak ateşli silahlar üzerine kurulmuştur.^ ただし、実際の専用武器は鎖鎌に設定されている。
Gerçeklik, günlük kullanımdaki anlamıyla, "var olan her şey" demektir.「定式」とは「常に使われるもの」といった意味である。
Gerçeklik duygusundan hiç uzaklaşmadık.それは現実世界と遠いから。
Onun için açlık gerçeklikten çok uzakta bir kavramdı. Zira her zaman yeterince yiyeceği vardı.空腹は彼にとって現実とはかけ離れた概念だった。いつだって十分に食べ物があったからである。
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.經部譬喻師,以剎那的當前現實為本,以功能性為用,與說轉部恰好相反。
Ancak, bu nesnel gerçeklikler sadece ortak bir kabul ya da onayla oluşmaktadır.”"直到一切同意才是正式的同意"。
Oculus Rift, sanal gerçeklik cihazıdır.Oculus Rift是一个虚拟现实的头戴式显示器。
Mutlak varlık ve gerçeklik yoktur.他们都不相信有真正的存在和真理。
Gerçeklik konusunda büyük merak sergilerler.他們都抱怨著現實的不如意。
Bu defa sanal gerçeklik dünyası genel olarak ateşli silahlar üzerine kurulmuştur.而现实类射击游戏使用的是基于真实世界的武器,通常狙击枪具有如此特性。
Sarvastivad’lar gerçeklik etmenlerini “varoluş” olarak nitelendirirler.上條當麻曾以「いもうとたち」這個發音稱呼她們。
Filmin banal ciddiyeti işe yarıyordu ve ona ham bir gerçeklik kazandırıyordu".而電影就是個具體的東西,你需要轉譯它」。
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.어떠한 진리를 단정으로 규정하는 한 그 진리는 한정된(유한한) 진리가 되어 버린다.
Sanal gerçeklik현실적 서법
Bu konsept günümüzdeki teknolojik seviyeyle yakalanan sanal gerçeklik konseptinden oldukça farklıdır.이것은 현재의 기술로 실현 가능한 가상 현실과는 다른 개념이다.
Medyayı oynat Bir Valve üretimli sanal gerçeklik sistemi prototipleri 2014 yılında gösterildi.밸브가 제작한 가상 현실 시스템의 프로토타입은 2014년에 시연되었다.
Gerçeklik Siyaseti: feminist kuramında denemeler.수상 이유:소립자 이론 물리학에 있어서의 선구적 실적.
Gerçeklik arayışında doğru olarak anlamadığımız terimler tarafından yanlışa düşürülmemeye dikkat etmeliyiz...실제로 요구 명세 내용이 필요없는 세세한 내용으로 어수선하다면 오류라고 인식할 수 있다.
Gerçeklik, ardında devamlı gizli bir gerçek olduğundan net bir şekilde ifade edilemez.이들은 역사는 결국 사실대로 밝혀지게 마련이라는 단순한 진리를 알지 못하고 있는 것이다.
Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir?האם המציאות אכן קיימת, או שאנו יוצרים אותה בדמיוננו?
Kasabada herkesin yalan söylemesini engelleyen bir gerçeklik alanı vardır.לא ניתן לאתר בעיר שרידים כלשהם לקיומה של הקהילה.
Bazı akademisyenler ise bu iddianın gerçeklikten uzak olduğuna inanır.רוב החוקרים מאמינים ששמועות אלו רחוקות מהמציאות.
Gerçeklik duygusundan hiç uzaklaşmadık.אני לא הולך יותר מדי רחוק מהמציאות ...
Çoğu Yahudi, Hristiyan ve Müslümanca, Mısır'daki belaların tarihsel bir gerçeklik olduğuna inanılır.כמו כן, מוסלמים ונוצרים רבים רואים בארץ ישראל מרכז דתי בעל חשיבות היסטורית רבה.
Pixel ayrıca Google Daydream sanal gerçeklik platformunu da destekliyor.Pixel поддържа също така Google Daydream платформа за виртуална реалност.
Sanal gerçeklikВиртуална реалност
Zaman yolculuğunda gerçekleştirilen her bir hareket, gerçeklikleri üst üste bindirir.Всяко пътуване в миналото създава нова реалност.
Gerçeklik konusunda büyük merak sergilerler.Изпитвали невероятно неудобство от действителността.
Artırılmış Gerçeklik Uygulamasının Yabancı Dil Öğretiminde Kullanılması.Те се характеризират с по-големи възможности за прилагане на методиката за чуждо-езиковото обучение.
Ama bunlar "gerçeklik" değildir, gerçeklik bunlardan oluşmaz.Но тези положителни резултати не са отражение на действителността.
Kasabada herkesin yalan söylemesini engelleyen bir gerçeklik alanı vardır.Градът има алтернативна същност, в която не всеки може да проникне.
Gerçeklik ve dil arasındaki ilişkileri tanımlamak ve bilimin sınırlarını betimlemek amacıyla yazılmıştır.Projekt je trebao identificirati veze između jezika i zbilje, i definirati granice znanosti.
Kendisine göre her zamanki gibi, gerçeklik daha incelikli olmuştur. ^ 2002.Njega je noć progutala. – Pravda je danas kao i uvijek sporedna.
Bunda olmayan gerçeklik inanılmaz bir fikir verir.Precitnutie do reality je neúprosné.
Hareket, Aristo'ya göre,gerçeklikten olasılığa doğru bir değişim içeriyordu.Podľa Aristotela je pohyb uskutočňovanie súcna, čiže premena možnosti na skutočnosť.
Bu sebepten ötürü fiziksel gerçeklik ölçütü bu durumda kullanılamaz.V tejto situácii fyzikálny model prestáva platiť.
Batı felsefesinde kullanılan anlamıyla, gerçeklik tasavvuru ve doğasının seviye ya da düzeyleri vardır.V predmetoch empirickej skutočnosti je podľa toho či oného stupňa primerane zastúpená príroda alebo duch.