Ona göre Marksizm kendi içinde ve kendisi için olan, insanlıktan bağımsız bir gerçeklikle uğraşmaz.Gramsciho marxismus nepojednává o realitě, která existuje sama o sobě, nezávisle na lidech.
Ona göre yalnızca zihinsel imgeler gerçekliği yansıtır.Dělá to proto, aby čtenáři představila realitu.
Konusu doğal gerçekliktir (realite).Index – přirozená (reálná) souvislost.
Varşova Ayaklanması, 1944: Algı ve Gerçeklik, 2004.Chtěli jsme být svobodní… Příběhy z Varšavského povstání 1944, Ed.
Ron Howard da filmin bilimsel gerçekliğe daha uygun olmasını sağlamak için CERN ile bir araya geldi.Ron Howaed s-a întâlnit cu CERN pentru a face filmul mai corect științific.
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.Problema gravitației cuantice și chestiunea existenței singularităților spațio-temporale rămân deschise.
Hikâye yakın gelecekte geçmekte olup sanal gerçeklik ve MMORPG konularına odaklanmaktadır.Scena are loc în viitorul apropriat și se concentrează pe diverse lumi virtuale sub forma unor jocuri MMORPG.
Gerçek yamyamlığın bu kültürde yaygınlığı ve bu efsanelerin gerçekliği üzerine tartışmalar mevcuttur.Uimitoare este sinceritatea acestor pagini.
Enkazın kendisinin yanına inmek Cameron ve ekibinde "o gerçeklik seviyesine ulaşma" isteği uyandırdı.Călătoria subacvatică l-a făcut pe Cameron și echipa sa „să se simtă foarte în viață....
Buna karşın sanal gerçeklikte ise gerçek dünya yerine tasarlanıp canlandırılmış bir dünya vardır.Prin contrast, realitatea virtuală înlocuiește lumea reală, cu una simulată.
Sanal gerçeklikRealitatea Bihoreană.
Bunun gerçekliği bile eleştiriye açık kalmalıdır.Chiar dacă adevărul rămâne ascuns, criticii par să aibă dreptate.
Bechdel, temalarını "öz, öznellik, arzu, gerçekliğin doğası, bu tür şey" olarak tanımladı.Dar Gibson ... a încercat să descrie opulența, averea, consumul resurselor."
Algı gerçekliktir.Percepția este realitatea.
İnsanlar ya da toplumların din ve inançları, sosyal yapılarına uygun gerçeklik düzeyinin güzel bir örneğidir.A népek vallásai és hitei jó példák a valóság ezen szintjére.
Din insanal özün doğaüstü gerçekleşmesini oluşturuyor, çünkü insanal öz gerçek gerçekliğe sahip bulunmuyor.A vallás az emberi lényeg fantasztikus megvalósulása, mert az emberi lényegnek nincs igazi valósága.
Anlam üretmek gerçekliği üretmektir.Ellenőrizzük, hogy megfelel-e a valóságnak.
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.A kvantumgravitáció problémája és a téridő szingularitások valóságának kérdése nyitott marad.
Bireylerden bağımsız bir gerçeklik söz konudur.Ez független a munkások tényleges helyzetétől.
Zaten Buda’nın öğretilerinde derin bir gerçeklik de fark edilemez.Mi csak szeretnénk elismerni Buddha tanításainak mélységét.
İnsan düşüncesinden bağımsız olarak var olan her şey doğal gerçekliktir.Amit az emberek reálisnak tartanak, annak reális következményei vannak.
Böylece savaş sonrasının gerçekliğinden bir kaçışı ifade ettiler."Meg akartam mutatni, milyen a háború utáni élet.
Newton'a göre, mutlak zaman ve mekan sırasıyla nesnel gerçekliğin bağımsız yönleridir.Szerinte a tér és idő valóságként kezelt ideális viszonyok.
Telekinezinin gerçekliğine dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur.Nincs tudományos bizonyíték arra, hogy a telepátia létező jelenség lenne.
Gerçeklik duygusundan hiç uzaklaşmadık.Mi sem állt távolabb a valóságtól.
Varlığın tezahürü de bir gerçekliğe sahiptir dolayısıyla evrenin de bir gerçekliği vardır.Az eszmei egyben valóságos is, mivel létezik.
En temel sonucu, gerçeklik karşısında gören gözün yanılabililiğini açık bir şekilde ortaya koyması olmuştur.A másik fontos szempont, hogy a virtuális valóságban megjelenő tárgyaknak természetesnek kell tűnniük.
Sanal Gerçeklik Modelleme Dili (VRML)'in gelişmiş halidir.Se on kehitetty Virtual Reality Modeling Languagen (VRML) seuraajaksi.
Anlam üretmek gerçekliği üretmektir."Tietoisuus luo todellisuuden."
Buna göre, mutlak, her şeyi kuşatan, en temel gerçeklik anlamındaki felsefi ilkedir.Näin todellisuus, oleva, kokonaisuudessaan muodostaa maksimaalisen totuudentekijän kaikelle totuudelle.
Sosyal gerçeklik nesnel olarak algılanabilir.Tosimaailma saattaa olla rankastikin ristiriidassa havaintomaailmamme kanssa.
Roman ve Gerçeklik Etkisi (2002), Donkişot Yayınları.Sonera – mitä todella tapahtui (2002), Arvopaperi.
Lüsid rüya bilimsel olarak araştırılmış ve gerçekliği doğrulanmıştır.Το συνειδητό όνειρο έχει μελετηθεί επιστημονικά και η δυνατότητα επίτευξης του θεωρείται πλέον τεκμηριωμένη.
Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir?Hvad er sandhed: Hvad kendetegner en sand påstand?
Gerçeklik Siyaseti: feminist kuramında denemeler.Hovedartikel: Feministisk teori.
Bazı akademisyenler ise bu iddianın gerçeklikten uzak olduğuna inanır.Dog er der en del diskussion i akademiske kredse om rigtigheden af dette tal.
Hatta Nagarjuna, boşluğu gerçeklik kavramından ayrılmaz bir ifade olarak açıklamaktadır.Oresme ser i stedet selv den absolutte tomhed som et rum.
Gerçekliğin yapısındaki boşluk.Virkelighedens niveauer.
Sanal gerçeklikInternet Virtual Reality
Bu bariz gerçeklik, artık bilimsel gerçekliğe dönüşmüştür.Den løse idé var blevet til virkelighed.
Wallace’a göre "Aspasia’nın hiçbir tarihsel gerçekliği yoktur ve olamaz.".Ifølge Wallace «har Aspasia, for oss, nesten ingen historisk realitet.»
Fakat yanlış gerçekliktedir.Historien er imidlertid usann.
Modern biliminsanlarının Aspasia’nın tarihsel gerçekliğiyle ilgili kuşkuculuğunun nedeni de budur.Dette er grunnen til at moderne forskere uttrykker sin skepsis om den faktiske historikken i Aspasias liv.
Yalnızca bir gerçeklik ve insan vardır.Noe som er synd, men en realitet.
Ancak bir süre sonra yetkililer bunun gerçeklik ile alakası olmadığını açıkladı.Det viste seg snart at den ikke stemte med virkeligheten.
Neyin öğrenileceğine karar vermek ve yeni bilginin anlamı, değişen gerçekliğin bakış açısına göre değişebilir.Forståelsen av hva vitenskap er og hvordan kunnskap blir til har endret seg gjennom historien.
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.Pengertian Benar mengakibatkan Pemikiran Benar (sammä-sankappa).
Lüsid rüya bilimsel olarak araştırılmış ve gerçekliği doğrulanmıştır.Mimpi sadar telah diteliti secara ilmiah dan keberadaannya sudah diakui.
Gerçeklik, günlük kullanımdaki anlamıyla, "var olan her şey" demektir.Realitas atau kenyataan, dalam bahasa sehari-hari berarti "hal yang nyata; yang benar-benar ada".
Doktor'u gerçekliğe geri gönderir.Kemudian fantasinya dikembalikan pada realita.
Çoğu Yahudi, Hristiyan ve Müslümanca, Mısır'daki belaların tarihsel bir gerçeklik olduğuna inanılır.Bagi kebanyakan kalangan Kristen dan Muslim, mukjizat-mukjizat tersebut adalah peristiwa sejarah yang nyata.
Fakat bunun gerçekliği tartışmalıdır.Itulah ketika fakta berbicara.
Duygusal gerçekliği sembolize ettiğini düşündüğü sarı rengin onun için önemi çok büyüktü.Kuning merupakan warna yang paling penting baginya, karena dianggap melambangkan kebenaran emosional.
Budizm’de aşkınlık bir alandan (görece gerçeklik) başka bir alana (mutlak gerçeklik) geçmedir.Nimmanarati Bhumi' - Alam surga para dewa yang menikmati kesenangan istana yang diciptakan.
Bu konsept günümüzdeki teknolojik seviyeyle yakalanan sanal gerçeklik konseptinden oldukça farklıdır.Ini sangat berbeda dengan konsep realitas virtual saat ini.
Crisis on Infinite Earths'e kadar Gümüş Çağ gerçekliği devam etti.Petualangan Allen berlanjut dalam gelarnya sendiri hingga acara Crisis on Infinite Earths.
Özellikle erken dönem romanları, "gerçeklik" kavramının sorgulanması üzerine kuruludur.Dalam tema Hari Tanpa Tembakaunya, WHO menekankan gagasan mengenai “kebenaran.”
Carmen Birkle şöyle yazmıştır: "Lorde, deneyimin gerçekliğinin ve doğruluğunun önemini vurguladı."Lorde", tulis kritikus Carmen Birkle, "menempatkan penekanannya pada keotentikan pengalamannya.
Hem zihin hem toplum gerçekliklerini yaratırlar.Maka yang menjadi perhatian adalah beragamanya manusia dan masyarakat.
Pixel ayrıca Google Daydream sanal gerçeklik platformunu da destekliyor.Pixel cũng hỗ trợ hệ thống thực tế ảo Google Daydream.