Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz; gerçeklik devamlı değişiyor.We leven in een technologische wereld; de werkelijkheid verandert voortdurend.
Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz; gerçeklik devamlı değişiyor.Wir leben in einer technisierten Welt; Realität verändert sich die ganze Zeit.
Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz; gerçeklik devamlı değişiyor.Žijeme ve světě technologie, realita se pořád proměňuje.
Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz; gerçeklik devamlı değişiyor.Žijeme v technologickom svete; realita sa mení stále.
Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz; gerçeklik devamlı değişiyor.Żyjemy w technologicznym świecie, rzeczywistość zmienia się cały czas.
Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz; gerçeklik devamlı değişiyor.Ζούμε σε έναν τεχνολογικό κόσμο: η πραγματικότητα αλλάζει συνεχώς.
Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz; gerçeklik devamlı değişiyor.Мы живём в эпоху технологий — реальность постоянно меняется.
Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz; gerçeklik devamlı değişiyor.Ние живеем в технологичен свят; реалността се променя непрекъснато.
Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz; gerçeklik devamlı değişiyor.אנחנו חיים בעולם טכנולוגי. המציאות משתנה כל הזמן.
Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz; gerçeklik devamlı değişiyor.نحن نعيش في عالم تقني: الحقيقة تتغير كل الوقت.
Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz; gerçeklik devamlı değişiyor.現実は常に移り変わっています ヒトという種の歴史上で初めてこのような環境になったかもしれません
Titan üzerine bir paraşüt indiği zaman gerçekliğe dönüştü.토성의 위성인 타이탄에 착륙했을 때 현실이 되었습니다.
Titan üzerine bir paraşüt indiği zaman gerçekliğe dönüştü.כשמצנח נחת על טיטאן, הירח הענק של שבתאי.
Titan üzerine bir paraşüt indiği zaman gerçekliğe dönüştü.عندما هبطت مظلة على تيتان، القمر الضخم لكوكب زحل
Titan üzerine bir paraşüt indiği zaman gerçekliğe dönüştü.大地に着地しました 写真は下降中に撮影されたものです
Tüm bireyler ve tüm kültürler gerçeklikte gerçekleştirilemeyecek ideallere sahiptir.Alle Individuen und Kulturen haben Ideale, die unmöglich in der Realität umgesetzt werden können.
Tüm bireyler ve tüm kültürler gerçeklikte gerçekleştirilemeyecek ideallere sahiptir.Alle personen en alle culturen hebben idealen die in werkelijkheid niet gerealiseerd kunnen worden.
Tüm bireyler ve tüm kültürler gerçeklikte gerçekleştirilemeyecek ideallere sahiptir.모든 사람들이나 모든 문화는 현실에서는 이뤄질 수 없는 이상을 가지고 있습니다.
Tüm bireyler ve tüm kültürler gerçeklikte gerçekleştirilemeyecek ideallere sahiptir.Todos los individuos y todas las culturas tienen ideales que no se pueden llevar a cabo en la realidad.
Tüm bireyler ve tüm kültürler gerçeklikte gerçekleştirilemeyecek ideallere sahiptir.Toţi indivizii şi toate culturile au idealuri care nu pot fi realizate în realitate.
Tüm bireyler ve tüm kültürler gerçeklikte gerçekleştirilemeyecek ideallere sahiptir.Wszystkie jednostki i wszystkie kultury posiadają ideały, których nie można zrealizować w rzeczywistości.
Tüm bireyler ve tüm kültürler gerçeklikte gerçekleştirilemeyecek ideallere sahiptir.Всички хора и култури имат своите идеали, които не могат да се сбъднат.
Tüm bireyler ve tüm kültürler gerçeklikte gerçekleştirilemeyecek ideallere sahiptir.У всех и каждого есть свои идеалы, которые не могут быть воплощены в жизнь.
Tüm bireyler ve tüm kültürler gerçeklikte gerçekleştirilemeyecek ideallere sahiptir.לכל אינדיוידואל ולכל תרבות יש אידיאלים שאין אפשרות שיתממשו במציאות.
Tüm bireyler ve tüm kültürler gerçeklikte gerçekleştirilemeyecek ideallere sahiptir.كل الأفراد وكل الثقافات لديهم مثال أعلى لا يمكن نهائياً إدراكه في الواقع
Tüm bireyler ve tüm kültürler gerçeklikte gerçekleştirilemeyecek ideallere sahiptir.実現し難い 理想像があります 理想の間には矛盾があり
Uğraştığımız gerçeklik bu.Asta e realitatea cu care avem de-a face.
Uğraştığımız gerçeklik bu.A to je realita, ktorej čelíme.
Uğraştığımız gerçeklik bu.Das ist hier der Alltag.
Uğraştığımız gerçeklik bu.Dat is de realiteit waarmee we het moeten doen.
Uğraştığımız gerçeklik bu.Đó chính là thực tế mà chúng tôi đang phải đối mặt
Uğraştığımız gerçeklik bu.É com esta realidade que lidamos.
Uğraştığımız gerçeklik bu.Esa es la realidad a la que nos enfrentamos.
Uğraştığımız gerçeklik bu.Ezek azok a problémák, amelyeket mi mindennap kezelünk.
Uğraştığımız gerçeklik bu.Il s'agit de la réalité à laquelle nous sommes confrontés.
Uğraştığımız gerçeklik bu.Ini adalah kenyataan yang harus kami hadapi.
Uğraştığımız gerçeklik bu.이것이 저희가 직면한 현실입니다.
Uğraştığımız gerçeklik bu.Questa è la realtà con cui abbiamo a che fare.
Uğraştığımız gerçeklik bu.To nasza codzienność.
Uğraştığımız gerçeklik bu.Αυτή είναι η πραγματικότητα που αντιμετωπίζουμε.
Uğraştığımız gerçeklik bu.И это то, с чем приходится иметь дело.
Uğraştığımız gerçeklik bu.Това е реалността, в която живеем.
Uğraştığımız gerçeklik bu.Це реальність, з якою ми стикаємося щодня.
Uğraştığımız gerçeklik bu.זוהי המציאות שאנחנו מתמודדים איתה.
Uğraştığımız gerçeklik bu.هذا هو الواقع الذي نتعامل معه.
Uğraştığımız gerçeklik bu.ウシャヒディ仲間の 冗談ですが
Ve aslında bu gerçeklikler beni bir dereceye kadar rahatsız ediyordu.Ce sont toutes ces réalités qui en fait me dérangent, quelque part.
Ve aslında bu gerçeklikler beni bir dereceye kadar rahatsız ediyordu.Ci sono tutte quelle realtà che attualmente mi danno un certo fastidio.
Ve aslında bu gerçeklikler beni bir dereceye kadar rahatsız ediyordu.Existen todas esas realidades que realmente me molestan en cierta medida.
Ve aslında bu gerçeklikler beni bir dereceye kadar rahatsız ediyordu.실제로 어떠한 정도로 저를 괴롭게 하는 현실적인 모든것이 있어요.
Ve aslında bu gerçeklikler beni bir dereceye kadar rahatsız ediyordu.Semua kenyataan-kenyataan itu yang sebenarnya mengganggu saya dalam hal-hal tertentu.
Ve aslında bu gerçeklikler beni bir dereceye kadar rahatsız ediyordu.יש כל מיני מציאויות שלמעשה מטרידות אותי במידה מסוימת.
Ve bir ifadenin gerçekliği, hepimize ulaşıyor, etkiliyor, ilham veriyor ve bir araya getiriyor.A realidade dessa expressão toca-nos a todos, comove-nos, inspira-nos e une-nos.
Ve bir ifadenin gerçekliği, hepimize ulaşıyor, etkiliyor, ilham veriyor ve bir araya getiriyor.Dan wujud nyata dari ekspresi itu mencapai kita semua, menggerakkan kita, mengilhami, dan menyatukan kita.
Ve bir ifadenin gerçekliği, hepimize ulaşıyor, etkiliyor, ilham veriyor ve bir araya getiriyor.És ennek az előadásmódnak a létezése elér mindannyiunkat, és megindít, inspirál és egyesít bennünket.
Ve bir ifadenin gerçekliği, hepimize ulaşıyor, etkiliyor, ilham veriyor ve bir araya getiriyor.Et la réalité de cette expression atteint chacun d'entre nous, et nous émeut, nous inspire et nous unit.
Ve bir ifadenin gerçekliği, hepimize ulaşıyor, etkiliyor, ilham veriyor ve bir araya getiriyor.그리고 이런 표현의 실체는 우리에게 영향을 미치고, 우리를 움직이고, 영감을 주고, 우리를 엮어줍니다.
Ve bir ifadenin gerçekliği, hepimize ulaşıyor, etkiliyor, ilham veriyor ve bir araya getiriyor.Och verkligheten i det uttrycket når oss alla, berör oss, inspirerar och förenar oss.
Ve bir ifadenin gerçekliği, hepimize ulaşıyor, etkiliyor, ilham veriyor ve bir araya getiriyor.Opravdovost takového vyjádření dosáhne na nás všechny a dojímá nás, inspiruje a sjednocuje.
Ve bir ifadenin gerçekliği, hepimize ulaşıyor, etkiliyor, ilham veriyor ve bir araya getiriyor.Realizm tej siły wyrazu trafia do nas wszystkich, porusza nas, inspiruje i jednoczy.