Gerçeklik ve tarih bu unvana görkem bahşetti.Η πραγματικότητα και η ιστορία έχουν προικίσει αυτόν τον τίτλο με μεγαλείο.
Gerçeklik ve tarih bu unvana görkem bahşetti.Реалността и историята са изпълнили тази титла с величие.
Gerçeklik ve tarih bu unvana görkem bahşetti.Реальність та історія наділили цей титул величчю.
Gerçeklik ve tarih bu unvana görkem bahşetti.Реальность и история наделили этот титул величием.
Gerçeklik ve tarih bu unvana görkem bahşetti.המציאות וההיסטוריה עטפו את התואר בגדלות.
Gerçeklik ve tarih bu unvana görkem bahşetti.الواقع والتاريخ قد وهبا هذا اللقب العظمة.
Gerçeklik ve tarih bu unvana görkem bahşetti.結局 上院が勝ったのです
Gerçek neyse odur, ve tek bir gerçeklik vardır.Kenyataan adalah kenyataan, dan hanya bisa ada satu kenyataan,
Gerçek neyse odur, ve tek bir gerçeklik vardır.Η πραγματικότητα είναι πραγματικότητα και μπορεί να υπάρχει μόνο μία.
Gerçek neyse odur, ve tek bir gerçeklik vardır.Реалността си е реалност.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Een draaikolk is voor Steve Grand een ding met een even grote realiteit als een rots.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Ein Whirlpool ist für Steve Grand genauso wirklich wie ein Stein.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.En hvirvelstrøm er for Steve Grand en ting med lige så meget virkelighed som en sten.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.En virvel är, för Steve Grand, ett lika verkligt ting som en sten.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.소용돌이가 스티브 그랜드에게는 바위와 마찬가지의 실체입니다.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Nhưng đối với Steve Grand, xoáy nước, cũng là một vật chất thật sự không kém gì một tảng đá.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Podle Steva Granda je vír stejně reálná věc jako skála.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Pre Steve Granda je vír rovnako skutočný ako skala.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Sebuah pusaran air, menurut Steve Grand, adalah benda yang sama nyatanya dengan sebuah batu.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Steve Grandin mielestä vesipyörre on aivan yhtä todellinen kuin kivi.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Steve Grand szerint azonban az örvény éppen olyan valóságos dolog, mint a kő.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Um vórtice, para Steve Grand, é uma coisa tão real como uma pedra.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Un remolino, para Steve Grand, es una cosa con tanta realidad como una roca.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Un tourbillon, pour Steve Grand, est tout aussi réel qu'une pierre.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Un vârtej, pentru Steve Grand, este un lucru cu la fel de multă realitate ca şi o rocă.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Un vortice, per Steve Grand, è un'entità reale quanto lo è una roccia.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Wir jest dla Steve'a Granda. tak samo realny jak skała.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Μια ρουφήχτρα, για τον Στιβ Γκραντ, είναι ένα πράγμα τόσο πραγματικό όσο κι ένας βράχος.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Водоворот для Стива Гранда настолько же реален, насколько и камень.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.Един водовъртеж, за Стив Гранд, е точно толкова обект и точно толкова реален, колкото и скала.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.מערבולת, לפי סטיב גרנד, היא דבר בעל ממשות בדיוק כשל סלע.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.تمثل الدوامة لعالم الحاسوب ستيف جراند واقع حقيقي.. كالصخرة.
Grand'e göre bir anafor, bir kayanın sahip olduğu kadar gerçekliğe sahiptir.実在のものなのです
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.A biztonság érzésüket jobban közelítette a valósághoz.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.A făcut ca senzația lor de securitate să se potrivească mai mult cu realitatea.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Ça a rapproché leur impression de sécurité de la réalité.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Es glich ihr Gefühl der Sicherheit an die Realität an.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Fece in modo che il loro senso di sicurezza combaciasse maggiormente con la realtà.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Fez com que os seus sentimentos de segurança coincidissem mais com a realidade.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Het zorgde ervoor dat hun gevoel van veiligheid meer in overeenstemming kwam met de realiteit.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Hizo que su sensación de seguridad se pareciera más a la realidad.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.이 뚜껑은 사람들이 가진 안전하다는 느낌을 현실에 더 맞추어 줬지요.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.lebih mendekati kenyataannya.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Nó làm cảm giác của họ về an toàn khớp với thực tế hơn.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Přiblížilo to jejich pocit bezpečí skutečnosti.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Spravilo to ich pocit bezpečia bližší k realite.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Sprawiło to, że ich poczucie bezpieczeństwa bardziej odpowiadało rzeczywistości.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Έκανε το αίσθημα της ασφάλειάς τους να ταιριάζει καλύτερα με την πραγματικότητα.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Подпомага чувството им за сигурност да съвпадне с реалността.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.Это привело их ощущение безопасности к лучшему соответствию с реальностью.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.זה גרם לתחושת הבטחון שלהם להתאים יותר למציאות.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.جعلت احساسهم بالأمن يتماشى أكثر مع الواقع.
Güvenlik hissinin gerçeklikle daha çok örtüşmesini sağladı.より現実に近づけたのです 最後です 数年前友人が子供を産みました
Güvenlik iki farklı şeydir: hem histir hem de gerçeklik.Bezpečnosť to sú dve rôzne veci: je to pocit a je to skutočnosť.
Güvenlik iki farklı şeydir: hem histir hem de gerçeklik.Bezpieczeństwo oznacza dwie różne rzeczy: jest to uczucie i rzeczywistość.
Güvenlik iki farklı şeydir: hem histir hem de gerçeklik.Dunque, la sicurezza ha due aspetti distinti: è una sensazione, ed è una realtà.
Güvenlik iki farklı şeydir: hem histir hem de gerçeklik.Es gibt zwei Sicherheiten:
Güvenlik iki farklı şeydir: hem histir hem de gerçeklik.Jadi keamanan itu punya dua sisi yg berbeda: ada sisi perasaan, dan ada sisi kenyataan.
Güvenlik iki farklı şeydir: hem histir hem de gerçeklik.보안에는 두가지가 있습니다: 즉, 느낌과 현실이죠.
Güvenlik iki farklı şeydir: hem histir hem de gerçeklik.La sécurité, c'est donc deux choses différentes: c'est une impression et c'est une réalité.