gerçekler ile cümle

gerçekler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
(Çekçe, "Gerçekler yerine geçer!")(Tulajdonképpen inkább úgy kéne mondani, hogy "Borotváljuk le a szükségtelen részleteket!")
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Végül azonban kénytelenek felfedni kilétüket az emberek előtt.
Gerçekler kısa süre içinde ortaya çıkacaktır.A cselszövése sokára derül csak ki.
Bavulunu alıp abisine tüm gerçekleri anlattıktan sonra abisiyle vedalaşır ve gider.Megköszöni a férfinek, hogy mindezt személyesen mondta el neki, majd elbúcsúzik tőle.
Hipotezlerden farklı olarak, kuram ve kanunlar basitçe bilimsel gerçekler olarak adlandırılabilir.Toisin kuin hypoteeseihin, teorioihin ja lakeihin voidaan yksinkertaisesti viitata tieteellisinä tosiasioina.
Gerçekler var.Tositapauksia.
Onlar doğanın gerçekleridir.Se on myös luonnon totuus.
Mekaniğinin temel gerçekleri bu görüşle uyum göstermemektedir.Mekaniikan perus­tosi­asiat eivät ole sopu­soinnussa tämän näkemyksen kanssa.
Olay ve kişiler gerçeklere dayanır.Suurin osa tapahtumista ja ihmisistä vastaa kuitenkin todellisia tapahtumia.
Her rapor tablosuna her işlem hakkında önemli gerçekleri kayıtlıdır.Luettelointitiedostoon merkitään kaikki esineen olennaiset tiedot.
Ancak savaşmak ile karşı karşıya kalınınca gerçekler ortaya çıkıyordu.Sotatoimien alkaessa totuus oli jo selvinnyt.
Gerçekleri anlatan Orhan, büyük bir hayalkırıklığına uğrattığı büyükanne tarafından kovulur.Kustaa Vaasan kerrotaan ottaneen vaimonsa poismenon hyvin raskaasti.
Harry, Hogwarts'ta büyüler öğrenmeye başlar ve geçmişi ve ailesi hakkındaki gerçekleri keşfeder.Harry alkaa opiskella Tylypahkassa taikuutta ja saa selville lisää menneisyydestään ja vanhemmistaan.
Gerçekler uzun yıllar boyunca açıklanmadı.Totuus ei valjennut moneen vuoteen.
Konstantinos'un hayatı ile ilgili gerçekler karışık ve konjektüre bağlıdır.Τα στοιχεία αναφορικά με τον βίο του Κωνσταντίνου είναι συγκεχυμένα και αποτελούν αντικείμενο εικασιών.
Diğer kültürler, psikolojik ya da arketipik gerçekleri içeren mitlere önem verebilir.Οι πολιτισμοί ενδέχεται να έχουν μύθους που περιέχουν ψυχολογικές ή αρχετυπικές αλήθειες.
"Kasetteki gerçekler".«Θρύλοι του Ταινάρου».
Bu gerçekler, kelimelerle ifade edilemez ya da duyularla gösterilemez.Οι εποπτείες αυτές δεν μπορούν να δειχθούν ή να εξαχθούν ως συμπεράσματα από έννοιες.
Her rapor tablosuna her işlem hakkında önemli gerçekleri kayıtlıdır.Στο παρακάτω πίνακα καταγράφονται βασικά στοιχεία για κάθε διαμέρισμα.
İnsan bilemez yarın neler getirecektir: Tanrı’nın elindedir yarının gerçekleri.Δεν ξέρουμε τι θα μας κρύψει και τι θα μας βγάλει η αυριανή μέρα.
Onlar doğanın gerçekleridir.Ο κόσμος της φύσης είναι η μόνη πραγματικότητα.
Fakat gerçekler teorilerden daha karanlıktı.Οι μουσικές τους θεωρίες ήταν περισσότερο μυστικιστικές παρά μουσικές.
Onlar sadece yarı gerçeklerdir ...De er kun halve sandheder."
Gerçekler kısa süre içinde ortaya çıkacaktır.Følgerne viste sig snart.
Etiyopya konusundaki gerçekleri de anlatırlar.Det tal findes også i Ethnologue.
Bu şok gerçeklerin işaret ettiği tek adres ise ‘Gladio’dur.Det eneste bandeord der faktisk optræder i lyrikken er "hell."
Bavulunu alıp abisine tüm gerçekleri anlattıktan sonra abisiyle vedalaşır ve gider.Hun står med kufferter og sin jakke og vinker farvel, før hun går.
Gerçekler kısa süre içinde ortaya çıkacaktır.Resultatene viste seg snart.
Pencere filmi gerçekleri gösterme niyetindedir.Filmen skal bevise premissets sannhet.
Gerçekler var.ØP fakta.
"Kasetteki gerçekler".«Båntjernveien».
Bilgi tabanı dünyayla ilgili gerçekleri bilmek gerekiyordu.Geovitenskapene har bidratt med detaljert informasjon om jordens fortid.
Gerçekler değil fikirler önem kazandı, objektif olmak değil içten olmak önemli hale geldi.Her er det viktigste å få tilgivelse, ikke å føle seg flau.
Harry, Hogwarts'ta büyüler öğrenmeye başlar ve geçmişi ve ailesi hakkındaki gerçekleri keşfeder.Di Hogwarts, Harry mulai belajar sihir dan juga menemukan lebih banyak tentang masa lalunya dan orang tuanya.
Listedeki her yanlış kanı ve ilgili gerçekler literatürde tartışılmıştır.Setiap kesalahpahaman dan fakta-fakta yang menjawabnya didiskusikan dalam sastra yang diterbitkan.
Eserin konusu tarihsel gerçeklere dayanmaktadir.Isi laporannya tetap berdasarkan fakta.
Bu tamamen tarihi gerçeklere dayalı bir olaydır.Hal ini tentu saja kebalikan dari fakta sejarah.
USA Today muhabirine göre filmdeki sempatik gerçekler filmin gerçek olduğu izlenimini vermedi.Seorang reporter USA Today meliput bahwa film tersebut diduga berlandaskan fakta secara simpatik.
Onlar doğanın gerçekleridir.Semuanya adalah karya Alam.
Gerçekler kısa süre içinde ortaya çıkacaktır.Hasilnya dapat diketahui dalam waktu yang sangat singkat.
"Kasetteki gerçekler"."Pemecatan Direksi TVRI".
Pencere filmi gerçekleri gösterme niyetindedir.Film dokumenter adalah film yang mendokumentasikan kenyataan.
Gerçekler var.Ada buktinya.
Modern tarihçiler bunun bir gerçekleri yansıtmadığını bildirmektedirler.Namun para sejarawan modern percaya bahwa kenyataan-kenyataan ini tidak dipercaya.
Bilgi tabanı dünyayla ilgili gerçekleri bilmek gerekiyordu.Data mengumpulkan data mengenai sejarah planet tersebut.
Harry, Hogwarts'ta büyüler öğrenmeye başlar ve geçmişi ve ailesi hakkındaki gerçekleri keşfeder.Tại Hogwarts, Harry bắt đầu học phép thuật và khám phá thêm về quá khứ và cha mẹ của mình.
"Atatürk Soyadı Konusunda Uydurmalar ve Gerçekler".Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler (bằng tiếng Thổ Nhĩ Kỳ).
Bu grupta bulunan herkes gerçekleri tümüyle bilmedikleri için doğru dürüst cevap veremezler.Thứ nhất là vì không ai có thế có toàn bộ thông tin chính xác.
Gerçekler kısa süre içinde ortaya çıkacaktır.だが、まもなく事実が発覚。
Ancak savaşmak ile karşı karşıya kalınınca gerçekler ortaya çıkıyordu.なぜならば、彼が起きていたならば、戦いが生じたろうからだ。
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.最終的に事件の真相にたどり着くのは彼である。
Etiyopya konusundaki gerçekleri de anlatırlar.エチオピアに伝わる武術。
Pencere filmi gerçekleri gösterme niyetindedir.演の項は実写映画版のもの。
Fakat gerçekler söylendiği gibi değildi....彼等が言っていることに真実は無かった。
Sam, Vic hakkında ilginç bir takım gerçekler öğrenir.ヴァレはUFOの調査研究に対してすこぶる批判的な姿勢をみせることが多い。
Yaşar Usta gerçekleri öğrenince çok üzülür.尊氏は真相を知ると非常に機嫌を損ねたという。
Gerçekler ise bunu doğrulamaz.ただし、それを裏づける事実はない。
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.可是,他們終究要面對現實。
Harry, Hogwarts'ta büyüler öğrenmeye başlar ve geçmişi ve ailesi hakkındaki gerçekleri keşfeder.在霍格華茲,哈利等人開始學習使用魔法,並發現更多關於哈利與他父母的過去。
Hipotezlerden farklı olarak, kuram ve kanunlar basitçe bilimsel gerçekler olarak adlandırılabilir.不同于假说,理论和定律可以被简单地称为事实。
İlgili Sayfalar