gerçekler ile cümle

gerçekler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Burada ölçüt gerçeklerle çıkan sonucun ne kadar mesafeli olduğudur.指测量结果偏离真值的程度。
Bavulunu alıp abisine tüm gerçekleri anlattıktan sonra abisiyle vedalaşır ve gider.她的一个特征是告诉了不好的消息后马上挥手说BYE。
Onlar doğanın gerçekleridir.這全都是大自然的傑作。
Onlar sadece yarı gerçeklerdir ...不過這些只是部份的實情。
"Kasetteki gerçekler".》的預告影片。
Bu yöntemle birey gerçeklerden ve acılardan kaçmayı hedefler.很多人信以為真並苦苦尋找。
Gerçekler kısa süre içinde ortaya çıkacaktır.결과물은 곧 나타났다.
Onlar sadece yarı gerçeklerdir ...사진은 절반 정도만 진실일 뿐이다.
"Kasetteki gerçekler".문제의 동영상 사진보니”.
Onlar doğanın gerçekleridir.이 모든 것들은 자연의 작품이다.
Amerika: İkinci Vatanda Düşler ve Gerçekler.개국 - 새로운 세상을 꿈꾸다 2.
Qui nescit dissimulare, nescit regnare (Gerçekleri) Saklamayı bilmeyen yönetmeyi bilemez.(1) 아치(我癡)는 아(我)의 진상을 알지 못하여, 무아(無我)의 이치를 미(迷)한 것.
(Çekçe, "Gerçekler yerine geçer!")(מיידיש: "התורה עומדת!").
Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz.אם אספר לכם את האמת לא תאמינו לי.
Onlar sadece yarı gerçeklerdir ...הם רק חצאי-אמיתות.
Gerçekler kısa süre içinde ortaya çıkacaktır.הם הולכים להציג את הממצאים בקרוב.
Ancak savaşmak ile karşı karşıya kalınınca gerçekler ortaya çıkıyordu.רק לאחר המלחמה נחשפו העובדות.
Bu şok gerçeklerin işaret ettiği tek adres ise ‘Gladio’dur.הסרט היחיד בו מופיעות הכתוביות הנגללות, הוא "הניצוץ".
Bu grupta bulunan herkes gerçekleri tümüyle bilmedikleri için doğru dürüst cevap veremezler.בזמן שכולם רואים את המציאות, לא לכולם קל כל כך להיזכר בזה.
Ama nesnel gerçeklerle denenir ve doğrulanırlar.מתוך הנחה שמשפטיו מבטאים אמיתות, נוכל להבין אותם.
Gerçekler aynı zamanda, gerçek olduğu ileri sürülen konunun doğru ve geçerli olduğunu belirtir.מצד שני, הוא יודע את הזמן הנכון לומר דברים שהם גם נכונים וגם מועילים.
1068 tarihi gerçeklere de uymaktadır.ילידי 1068 נפטרים ב-1068 מדיה וקבצים בנושא 1068 בוויקישיתוף
Film gerçekteki "Banka'daki Adamlar" makalesine göre, Sonnytemel gerçeklerine dayanıyordu.השקעות נאותות במוסד היו, איפה, מחויבות המציאות.
Onlar sadece yarı gerçeklerdir ...Затова значение имат само полуреакциите.
Sam, Vic hakkında ilginç bir takım gerçekler öğrenir.Малко известен факт за арх.
Bu tamamen tarihi gerçeklere dayalı bir olaydır.Действието е по реални исторически факти.
Gerçekler,bilimsel teorilerin inşa edilebilmesini mümkün kılarlar.Прилагането му значително ограничава възможните космологични теории.
Gerçekleri abartmayalım.Нека да не преувеличаваме истината.
Pencere filmi gerçekleri gösterme niyetindedir.Film cilja promicati istinu.
Gerçekler kimin umurunda?Koga briga za činjenice?
Eserin konusu tarihsel gerçeklere dayanmaktadir.Rešpektuje doložené historické fakty.
Galatasaray'da düşler/gerçekler.Teologické rysy v liturgii.
Arka kapaktan; Yakın tarihimizin gizlenen gerçekleriyle yüzleşmeye hazır mısınız?Slogan: Se lahko soočite z najino resnico?
Doğalcı yazarlar, nesnel gerçekleri yazdılar ve idealleştirmeye karşı çıktılar.Tradicionalisti se seveda niso strinjali z njihovimi pogledi in so načrtno zavračali vsako novo idejo.
Gerçekler ise bunu doğrulamaz.Kaip atrodo, faktai jos nepatvirtina.
Haber katıksız gerçekleri iletir.Istorija atpasakota Ovidijaus.
Oyundaki birkaç askerî birlikte tarihi gerçekleri yansıtmamaktadır.Filmo siužetas neatitinka istorinių faktų.
Gerçekler ise bunu doğrulamaz.Aga tõendid seda ei kinnita.
Gerçekler kısa süre içinde ortaya çıkacaktır.Probleemid kerkisid varsti.
Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz.Kui inimene kohkub oma tegudest, võib tal olla raske end selles veenda.
Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. .Juba sünnist alates oli tal nägemisega probleeme.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.1981년에 발표한 논문에서 언급한 내용이 모두 사실이었죠.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.A maior parte das coisas mencionadas no nosso artigo de 1981 eram factos.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.Die meisten Dinge in unserem Artikel von 1981 waren Fakten.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.La maggior parte di ciò a cui accennavamo nello studio del 1981 erano ormai fatti accertati.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.La plupart des choses mentionnées dans notre publication de 1981 étaient des faits.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.Multe dintre lucrurile menționate de noi în studiul din 1981 deveniseră fapte.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.Phần lớn những điều được đưa ra trong bài báo năm 1981 trở thành sự thật.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.Sprawdziła się większość naszych prognoz z artykułu z 1981 roku.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.Tuve el privilegio de hablar dos veces en la comisión presidencial del clima.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.Useimmat vuoden 1981 tutkimuksessa mainitut asiat olivat tosiasioita.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.Τα περισσότερα από όσα αναφέραμε στην εργασία μας του 1981 ήταν γεγονότα.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.Большинство прогнозов из статьи 1981 года превратилось в факты.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.Имах привилегията да говоря два пъти пред президенската комисия за борба с климатичните промени.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.רוב הדברים שהוזכרו במאמר שלנו מ-1981 היו עובדות.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.معظم الأشياء التي ذكرتها في مقالنا سنة 1981 كانت حقائق.
1981 makalemizde bahsettiğimiz şeylerin çoğu gerçeklerdi.事実となっていました 私は 大統領直轄の気候変動タスクフォースに対して
5. gün inançlar gerçeklere dönüştü.5일차에는 그 믿음이 팩트로 바뀌었죠
5. gün inançlar gerçeklere dönüştü.A piątego dnia ta wiara przeistoczyła się w fakty.
5. gün inançlar gerçeklere dönüştü.На п"ятий день ця віра трансформувалася у факти.
İlgili Sayfalar