Ancak plânları gerçekleşmedi.Jejich plány se ale neuskutečnily.
Ancak albümün çıkışı Eylül'de de gerçekleşmedi.Album však nebylo během září vydáno.
Her hareket gelişimin gerçekleşmesi için gereklidir.Každý proces by měl vést k splnění cíle.
Oyunun hikayesi ikinci oyunda geçen olaylardan hemen sonra gerçekleşmektedir.Příběh pokračuje v událostech po druhém dílu.
Ancak transfer o dönemde gerçekleşmedi.Přenos by se v tu chvíli mohl uskutečnit.
Sovyetler Birliği'nin dağılması sonucu gerçekleşmedi.Kvůli rozpadu SSSR k tomu nedošlo.
Bu hemen gerçekleşmedi, bu yüzden Osmanlı, meydana gelenlerden habersizdi.K tomu však již nedošlo, neboť měla záchvat mrtvice, po němž se již neprobrala z bezvědomí.
Titanfall 2'deki olaylardan 30 yıl sonra gerçekleşmektedir.Příběh se odehrává 10 let po událostech Gothic 3.
Waters daha sonra Geldof ile bir ay içinde gerçekleşmesi planlanan bu olay hakkında bilgi aldı.K probuzení prý dospěl Gautama během jednoho dne.
Tsunamilerin %80'i Pasifik Okyanusu'nda gerçekleşmektedir.80 % Evropy je odvodňováno do Atlantského oceánu.
Anlaşma iç savaşla bozulduğundan evlilik asla gerçekleşmedi.Sňatek nikdy nebyl uzavřen v důsledku vypuknutí občanské války.
Bu transfer son anda olusan sorunlar yüzünden gerçekleşmedi.Vodovod se nakonec vzhledem k nastalým problémům nepodařilo dobudovat.
Kaçışın biran önce gerçekleşmesi için Abruzzi sorunu hemen çözmesi gerektiğini Michael'ı tehdit ederek söyler.Toho si všímá i John Abruzzi, který po Michaelovi chce, aby své problémy co nejrychleji vyřešil.
Bu transfer sonradan gerçekleşmedi ve bunun üzerine1.Tato úprava ale nevyhovovala a proto od 1.
Ancak transfer gerçekleşmedi.Ke stěhování však nedošlo.
Eğer bu ordu daha önce hazırlanmış olmasaydı, Büyük İskender'in fetihlerinin hiçbiri gerçekleşmeyebilirdi.Vše by dopadlo dobře, kdyby právě nepřijel pravý polní maršálek.
Bu da alçak irtifalarda çok büyük mesafelerden alımın gerçekleşmesini sağlar.Navíc se takto dají objevit ložiska důležitých nerostů.
Sam'in gördüğü bu görüntüler gelecekte gerçekleşecek veya gerçekleşmeyecek şeyler olabilir.Budoucí časy vyjadřují děje, které se uskuteční nebo proběhnou v budoucnosti.
Maalesef ölümcül hastalık bu planların gerçekleşmesine imkân vermemiştir.Náhlá smrt mu však nedovolila tento záměr realizovat.
ULAŞIM Ulaşım genellikle çelikli çamlıbel yolu üzerinden gerçekleşmektedir.Cesty vedly většinou za železnou oponu.
Fakat çok geç olmadan anneme haber verdiler ve bu gerçekleşmedi.Okamžitě zavolal lékaře, ale bylo již pozdě.
Kalkış sonrasında ise tırmanış oranını azaltarak daha "sığ" bir tırmanış gerçekleşmesine neden olur.Po krátkém rovnějším úseku následuje stoupání do kopce, který je potřeba zdolat.
Dünyanın önde gelen ticaret fuarlarının yaklaşık üçte ikisi Almanya'da gerçekleşmektedir.Přibližně každý třetí fanoušek z přítomných diváků je z Nizozemska.
Ancak Sivasspor'a transferi bazı nedenlerden dolayı gerçekleşmemiştir.V Sivassporu však kvůli zánětu kosti nenastoupil ani k jednomu zápasu.
Zengin kesimin buna dayalı olarak kendilerini geri tutmaları bu modelin gerçekleşmesi için şarttı.Je smutnou ironií, že si tento pobyt musel sám zaplatit.
Önemli olan produktif üretimin gerçekleşmesiydi.Hlavním problémem pak byla produktivita.
Hatanın gerçekleşmesinde çeşitli etkenler rol alır.Na vině zřejmě bude několik faktorů.
Tüm bu olayların gerçekleşmesi içinde ATP enerjisi kullanılır.Celý proces vyžaduje spotřebu ATP.
Ancak, planlanan fuar II. Dünya Savaşı nedeniyle hiçbir zaman gerçekleşmedi.Operace Vegetarian byla plánovaná, avšak nikdy neuskutečněná vojenská operace druhé světové války.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nde spor, ulusal ve yerel düzeyde birçok farklı branş müsabakaları ile gerçekleşmektedir.Soutěže jsou, jako ve většině sportovních odvětví, pořádány na národní i nadnárodní úrovni.
Bu görüşme gerçekleşmemiştir.K tomuto setkání však nedošlo.
Bundan sonra bir süre belli bir direniş gerçekleşmedi.Po dlouhou dobu neexistovala žádná organizovaná reconquista.
Bu hizmet, köy konağında gerçekleşmektedir.Tyto díly se odehrávají na venkovském stavení.
Yıldız Savaşları yayınlarındaki olaylar, kurgusal bir galakside gerçekleşmektedir.Evenimentele descrise în Războiul stelelor au loc într-o galaxie fictivă.
Bir önceki tarih gibi, 18 Nisan da Mesih’in dönüşü gerçekleşmeden geçti.Dar, ca și datarea anterioară, 18 Aprilie a trecut, fără ca Iisus să revină.
Ancak transfer gerçekleşmedi.Transferul nu s-a realizat.
Ancak plânları gerçekleşmedi.Planurile lui nu s-au concretizat.
Bazı şeylerin gerçekleşmesi için, şartların da değişmesi gerekiyordu.Pentru ca planul să aibă succes, trebuia să se întâmple mai multe lucruri.
Açılışının 2011 yılı, ocak ayında gerçekleşmesi planlanmaktadır.Lansarea lui este planificată pentru luna februarie 2011.
İlçe içinden ulaşım, karayoluyla gerçekleşmektedir.Se începe transmisiunea în străinătate, prin satelit.
Bu gerçekleşmediğinde izleyicilerinin çoğu dağıldı ve başlangıçtaki kiliselerine döndüler.După dezamăgire, majoritatea acestora s-au întors în bisericile lor sau în lume.
Klinik olarak test edilebilir sonuçlar şu anda gerçekleşmeden uzaktır.Rezultatele fals-negative pot apărea atunci când testarea este efectuată prea devreme.
Özlenen bir evliliğin gerçekleşmemesi, büyük bir düş kırıklığına yol açar.Căsătoria lor iminentă nu pare să fi cauzat un scandal mare.
Savaştan yenik çıkıldığı için bu proje gerçekleşmedi.Acest lucru nu s-a putut întâmpla atunci, din cauza războiului.
Fakat bunların hiçbiri gerçekleşmedi.Niciuna dintre situații nu s-a petrecut.
Bu görüşme gerçekleşmemiştir.Dialogul nu a avut loc.
Bu olasılığın gerçekleşmesi durumunda Alman Doğu Cephesi kuvvetlerinin tüm güney kanadı çökeceği açıktır.Prin acest atac, orice amenințare a flancului vestic german fusese înlăturată definitiv.
Her hareket gelişimin gerçekleşmesi için gereklidir.Toate acțiunile trebuie să fie efectuate cu toată seriozitatea.
Din insanal özün doğaüstü gerçekleşmesini oluşturuyor, çünkü insanal öz gerçek gerçekliğe sahip bulunmuyor.A vallás az emberi lényeg fantasztikus megvalósulása, mert az emberi lényegnek nincs igazi valósága.
Fakat kısa süre sonra bu transferin gerçekleşmediği açıklandı.Hamarosan kiderül azonban, hogy a meghívás nem emiatt történt.
İyileşme halen devam etmekte ancak normalden çok daha yavaş bir oranda gerçekleşmektedir.Egy kis segítséggel azonban majdnem normálisan tud menni.
Yandaki tabelada da görüldüğü gibi sabunlaşma üç basamakta gerçekleşmektedir.Helyette asztallapot látunk, mintha a fölött forogna a három henger.
Fakat savaş gerçekleşmemiştir.Háborúra azonban mégsem került sor.
Armageddon öncesinde gerçekleşmesi gereken bir olay Büyük Babil'in yok edilmesidir.Szó esik arról, hogy ezt megelőzően el fogják pusztítani az ellenséget, Babilóniát.
İlk uçak gemisi inişi umulduğu gibi kaza olmadan gerçekleşmedi.Az első repülés nem zajlott le problémák nélkül.
Ve tüm bunların, demokratik yaşam içinde, demokratik yöntemlerle bir an önce gerçekleşmesini istiyoruz.Demokrácia alatt a demokratikus jogok közvetlen gyakorlását értik.
Uzmanlar bu saldırıların daha önce hiç gerçekleşmediğini belirtti.Egyes történészek kétségbe vonják, hogy a támadásra valaha is sor került volna.
Bu görüşme gerçekleşmemiştir.E vita nem valósult meg.
Ancak bu gerçekleşmeyince rolü Achille Majeroni'ye oynattı.A szerepet végül Achille Majeroni kapta.
Ancak kısa süre sonra, yapılan görüşmeler sonrasında transfer gerçekleşmedi.Szerencsére erre nem került sor, miután megszüntették az internálásokat.