Çalışmaları DNA’nın genlerden oluştuğu varsayımını büyük ölçüde güçlendirdi.Leurs travaux renforcent considérablement l'hypothèse que les gènes sont faits d'ADN.
Epigenetik modifikasyonlar genlerin nasıl ifade edileceğini düzenler.Les modifications épigénétiques régulent l'expression des gènes.
Genleri değiştirilmiş, isyancı maymun Caesar'ın kaçışının üzerinden on sene geçmiştir.Plus de vingt-sept ans ont passé depuis le soulèvement des singes orchestré par César.
Daha iyi taklitçilerin genleri, türler arasında daha yaygın hâle gelir.Il est plus difficile de comparer entre elles les espèces Homo tardives.
Bu genler listelenirken GenBank erişim numaraları ile gösterilir.Des données sont accessibles dans Genbank.
Genetik sebepler MSX1 ve PAX9 genlerini içerir.Des causes génétiques impliquent les gènes MSX1, PAX9, AXIN2 et EDA.
Ayrıca 2009 yılında kendisinin yazdığı My Genler isimli belgeseli yönetti.Elle est suivie de la publication en 2009 d'I Am What I Am.
Genlerin durumuna göre çeşitlilik gösteren fenotip sınıflarına pleitropik fenotipler denir.Dans le cas contraire, on appelle phases ses parties homogènes.
Öte yandan gelenek halindeki memler, genler gibi nesilden nesile ya da kültürden kültüre aktarılabilir.Ces derniers peuvent être empruntés à la culture aussi bien qu'à la nature.
Zamanla, parazitlik için gerekli olmayan genlerini kaybetmiş olabilirler.A lo largo del tiempo, desaparecieron los genes que no necesitaban a causa de su parasitismo.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.La genética es la ciencia de los genes, la herencia y la variación de los organismos.
İnsanda LIG1, LIG3 ve LIG4 genleri tarafından kodlanan üç DNA ligaz geni vardır.Tres genes identificados codifican estas ADN ligasas: LIG1, LIG3 y LIG4.
"Müzik bu ailenin genlerinde var"."Mi música es para esta gente".
Ve, bu kişi de, orta boyluluk genlerini kendi çocuklarına aktaracaktır.Así que la deuda la heredarán también a sus hijos.
Bağlantılı genlerin rekombinasyon oranı %50'den azdır.Mantener los niveles de humedad relativa por debajo del 50 por ciento.
Her kromozomdaki genleri saptamak, genetik araştırmaların hali hazırda en aktif konusudur.Identificar los genes en cada cromosoma es una área de investigación activa.
SAA-1 ve SAA-2 genlerinin kontrolü ise sitokinlerden IL-1, IL-6 ve TNF-α'dır.Las principales citocinas inflamatorias implicadas son la IL-1, IL-6 y el TNF-alfa.
Bazı genlerin metilasyon durumu tümörigenez için bir biyomarker olarak kullanılabilir.El estado de metilación de algunos genes puede ser usado como un marcador de teratogénesis.
İnsan genleri kromozomlar üzerindeki dağılımı homojen değildir.Rechazo al uso de cultivos transgénicos.
RNA genlerinin psödogenlerinin keşfi genelde daha kolaydır.Gli pseudogeni di geni ad RNA sono spesso più semplici da individuare.
A ile a, A ile a, a ile A ve a ile A genleri ortaya çıkar.Altre forme che si possono incontrare sono: von der (dei o della), vom (dei), zur (nel) e zum (nel).
Bakterilerde 16S, 23S ve 5S rRNA genleri beraberce transkripsiyonu yapılan bir operon olarak organize olurlar.Nei batteri i geni ribosomiali 16S, 23S e 5S sono tipicamente organizzati in un operone.
Transpozonun hareketinde bu genlerin hepsi beraber hareket ederler.Ho pensato vediamo cosa succede se mettiamo questi generi tutti insieme.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.La genetica è la scienza dei geni, dell'ereditarietà genetica e della variazione degli organismi.
Bunların en etkilisi direnç varlığını ifade eden direnç (R) genleridir.Uno dei più efficaci è la presenza del gene cosiddetto di resistenza (R).
Zamanla, parazitlik için gerekli olmayan genlerini kaybetmiş olabilirler.Nel corso del tempo, i geni non richiesti dalla loro natura parassitaria sono andati persi.
Genlerine Teresa'nın genleri aktarılır.Percependo in lei la presenza di Teresa.
Genetikçiler hücre genlerini tanımlamak için virüsleri bir vektör gibi kullanırlar.I genetisti spesso usano virus come vettori per introdurre geni in cellule che stanno studiando.
Bazı genlerin metilasyon durumu tümörigenez için bir biyomarker olarak kullanılabilir.Lo stato di metilazione di alcuni geni può essere usata come biomarker per la tumorigenesi.
Genlerin ifadesini denetleyen birçok hücre yöntemi vardır.Ci sono molti fattori σ che regolano l'espressione genica.
Çeşitli genler bunlara aday olarak saptanmıştır ancak her birinin etkisi kendi başına çok küçüktür.Обнаружено множество генов-кандидатов, но эффект каждого из них очень мал.
A ile a, A ile a, a ile A ve a ile A genleri ortaya çıkar.В числе них: āû, īû, ēû, ēi, ûī, ēâ.
Diğer tip mutasyonlar, bazen daha önce kodlanmamış DNA'dan yeni genler oluşturur.Другие типы мутаций могут создать новые гены из некодирующей ДНК.
Burada, memeli genleri üzerine araştırmalar yaptı.Здесь он занялся генеалогическими разысканиями.
Bunu sağlayan yenileneme genlerinin insanlarda da çalışabileceğine inanılmaktadır.Есть шанс, что модифицированные версии этих генов смогут работать и для человека тоже.
Bu gözlem, görme ve pigmantasyon için gerekli olan genleri tespit etmede yardımcı olmuştur.Это помогло идентифицировать гены, необходимые для зрения.
Araştırmalara göre boy uzunluğu %90 oranında genler tarafından belirlenmektedir.Исходя из новейших исследований, их генетическая база совпадает с человеческой примерно на 90%.
Splisozomal intronlar genelde ökaryotların protein kodlayıcı genlerinde bulunurlar.Сплайсосомные интроны часто находятся в генах, кодирующих белки.
COL5A1, COL5A2, COL3A1 isimli genlerde mutasyon varlığı tespit edilmiştir.ДНК анализ может выявить изменения в пределах гена COL3A1.
Genlerin kodlamaya katılmayan bu bölümü, toplam insan genomunun yaklaşık %97'lik bir kısmını oluşturur.Фактически эти объекты занимают до 97 % всего объёма человеческого генома.
Proto-onkogen ise mutasyonlar veya artmış gen ekspresyonu nedeniyle onkogene dönüşebilen, normal genlerdir.Протоонкоген — это обычный ген, который может стать онкогеном из-за мутаций или повышения экспрессии.
Genetikçiler hücre genlerini tanımlamak için virüsleri bir vektör gibi kullanırlar.Генетики часто используют вирусы как векторы для ввода генов в изучаемые клетки.
Her kromozom genlerden oluşuyordu.جميع الأحياء تتكون من الجينات.
Zamanla, parazitlik için gerekli olmayan genlerini kaybetmiş olabilirler.بمرور الوقت، فقدت الجينات التي لا تحتاج إليها في التطفل.
Hatalı genler ebeveynlerden olduğu gibi alınmış da olabilir.يمكن للأبناء أن يولدوا مؤدبين لو كان آباءهم كذلك.
Bunların en etkilisi direnç varlığını ifade eden direnç (R) genleridir.واحد من أكثر الطرق فعالية هو وجود ما يسمى مقاومة (R) الجينات.
Çevirim sağ sınırdan başlar, sol sınırda sonlandırılır ve Ti plazmidin vir genlerine ihtiyaç duyulur.ويبدأ الانتقال من الحد الشمالي وينتهي عند الحد الأيمن ويحتاج إلى جينات الفوعة من تي بلازميد.
Her kromozomdaki genleri saptamak, genetik araştırmaların hali hazırda en aktif konusudur.تحديد الجينات في كل كروموسوم هو مجال أحدث البحوث الجينية.
Bu gözlem, görme ve pigmantasyon için gerekli olan genleri tespit etmede yardımcı olmuştur.وهذا ساعد على تمييز الجينات اللازمة للرؤية والتصبغ.
Zamanla, parazitlik için gerekli olmayan genlerini kaybetmiş olabilirler.Com o tempo, genes não necessitados pelo seu parasitismo foram perdidos.
Rezistans-(R) plazmidleri, antibiyotik ve zehirlere karşı direnç sağlayan genler içerirler.Plasmídeos de resistência (R), que contém genes que os tornam resistentes a antibióticos ou venenos.
Genlerdeki genetik bilginin aktarılması baz eşleşmesi ile gerçekleşir.A transmissão da informação dos genes é conseguida pela complementaridade do emparelhamento das bases.
Bu genler arasında HMG-CoA redüktaz ve LDL reseptörü genleri vardır.Entre os genes transcritos estão o receptor LDL e o HMG-CoA redutase.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.A genética é a ciência dos genes, da hereditariedade e da variação entre organismos.
Bazı genlerin metilasyon durumu tümörigenez için bir biyomarker olarak kullanılabilir.Árvore morta de algumas espécies pode ser usada como pesticida fumigante.
Splisozomal intronlar genelde ökaryotların protein kodlayıcı genlerinde bulunurlar.Spliceosomale introns worden vaak aangetroffen in eukaryotische, proteïnecoderende genen.
Genleri değiştirilmiş, isyancı maymun Caesar'ın kaçışının üzerinden on sene geçmiştir.Twaalf jaar zijn verstreken sinds Caesar de opstand van de apen tegen de mens ontketende.
Hatalı genler ebeveynlerden olduğu gibi alınmış da olabilir.Ze zijn bang dat ze even conformistisch zullen worden als hun ouders.
Bu gözlem, görme ve pigmantasyon için gerekli olan genleri tespit etmede yardımcı olmuştur.Pomogło to zidentyfikować geny konieczne dla widzenia i pigmentacji.
Her kromozom genlerden oluşuyordu.Chromosom składa się z genów.