"Kan: Tanrı, Genler ve Kader".Bóg, geny i przeznaczenie.
Genlerin moleküler temeli deoksiribonükleik asittir (DNA).Molekularną podstawą genów jest kwas deoksyrybonukleinowy (DNA).
Wächtershäuser erken dönem bir metabolizma biçiminin genlerden önce oluştuğu tezini savunmaktadır.Wächtershäuser zaproponował wczesną formę metabolizmu wyprzedzającą genetykę.
İki organizmanın genomları aynı uzunlukta olmakla beraber her ikisinin de kendine has genleri bulunmaktadır.Uzyskanie dla nich obu takich samych wyników oznacza ich bliskie pokrewieństwo genetyczne.
Gastrula aşamasında, zigot artık kendi genlerini aktif hale getirir.Pod wpływem Spiro, Gino zaczyna odkrywać w sobie inną tożsamość.
Klasik bir örnek, kanser önleyici genlerdir.Gatunkiem typowym rodzaju jest Prestosuchus chiniquensis.
Hatalı genler yumurtalık kanseri riskini arttırırlar.Gwiaździsta blizna być może zwiększa ryzyko raka.
Diğer tip mutasyonlar, bazen daha önce kodlanmamış DNA'dan yeni genler oluşturur.Andra typer av mutationer skapar emellanåt nya gener från tidigare icke-kodande DNA.
Bu fikir “iyi genler hipotezi” (İng: good genes hypothesis) olarak tanımlanır.Denna tanke är känd som "good genes hypothesis".
Bu genlerin etkisi, organizmanın deneyimlerde bulunduğu çevrenin etkileriyle çeşitli derecelerde dengelenir.Dessa geners inflytande förmedlas i varierande grad av den miljö som organismen upplever.
Bu genler arasında HMG-CoA redüktaz ve LDL reseptörü genleri vardır.Bland de gener som regleras på detta sätt finns LDL-receptorn och HMG-CoA-reduktas.
Bu nedenle alel genlerden söz edilir.Därför talar man om honfärgade individer.
Farklı genler, farklı baz dizilerine de sahiptir.De personer som drabbas har olika grundsjukdom.
Bakterilerde 16S, 23S ve 5S rRNA genleri beraberce transkripsiyonu yapılan bir operon olarak organize olurlar.Бактеріальні гени 16S, 23S і 5S рРНК зазвичай організовані разом у одному опероні.
İnsanda LIG1, LIG3 ve LIG4 genleri tarafından kodlanan üç DNA ligaz geni vardır.У людини є 3 гени, що кодують ДНК-лігази: LIG1 LIG3 LIG4
Hatalı genler ebeveynlerden olduğu gibi alınmış da olabilir.Дефектні гени також можуть бути цілком успадковані від батьків.
Genlerin ifadesini denetleyen birçok hücre yöntemi vardır.Існує велика кількість σ-факторов, які контролюють експресію генів.
Her kromozomdaki genleri saptamak, genetik araştırmaların hali hazırda en aktif konusudur.Ідентифікація генів кожної хромосоми є пріоритетним напрямком наукових досліджень у генетиці.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Генетика — це наука про гени, спадковість та варіативність організмів.
Genlerine Teresa'nın genleri aktarılır.Від лантійців люди отримали їхні гени.
Proto-onkogen ise mutasyonlar veya artmış gen ekspresyonu nedeniyle onkogene dönüşebilen, normal genlerdir.Протоонкоген — це звичайний ген, який може стати онкогеном через мутації або підвищення експресії.
Bu yöntem özellikle ökaryotik genlerin prokaryotlara klonlanmasında kullanılmaktadır.Велике значення при цьому має метод клонування генів.
Çevre koşulları (ısı, sıcaklık, besin) bazı genlerin çalışmasını değiştirebilir.За різних умов (температурних, теплових, небезпеці) здатні змінювати колір.
Hafif zincir ayrıca bir hayli çok sayıda V be J genlerine sahiptir ancak D geni içermez.Pro lehké řetězce také existuje mnoho genů V a J, geny D zcela chybí.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Genetika je věda zabývající se geny, dědičností a proměnlivostí organismů.
Genlerin durumuna göre çeşitlilik gösteren fenotip sınıflarına pleitropik fenotipler denir.Výsledkem jednání různých jednotlivců jsou tzv. komplexní jevy.
Düzgün ve buruşuk tohum morfolojislerini belirleyen genler gibi.Definuje správný životní styl mormonů.
RNA genlerinin psödogenlerinin keşfi genelde daha kolaydır.Až do té doby byla přijetí Mahlerových nových symfonií zpravidla zklamáním.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Genetica este știința genelor, eredității și varietății ale organismelor.
Çoğu genler, daha büyük bir gen ailesine ait olup ortak atalara sahiptirler.Cele mai multe gene aparțin unor mari familii de gene care pornesc de la un strămoș comun.
Genlerin moleküler temeli deoksiribonükleik asittir (DNA).Baza moleculară pentru gene este acidul dezoxiribonucleic (ADN).
Her kromozomdaki genleri saptamak, genetik araştırmaların hali hazırda en aktif konusudur.Identificarea genelor la fiecare cromozom este un domeniu activ al cercetării genetice.
Protein olmayan genler, (rRNA genleri, tRNA genleri vs.) protein olarak translasyon edilmezler.Practic nu se concepe viață fără proteine.
Çocukların için genleri seçebilseydin, seçer miydin?Dacă ați fi putut alege genele pentru copiii dumneavoastră, ați fi făcut-o?
Genler DNA'nın belirli bir sıralanmasından oluşur.Genele se formează dintr-o secvență specifică a ADN-ului.
Sen iyi genlere sahipsin.Ai gene bune.
Genler, protein sentezi için gerekli bilgiyi kodlarlar.A gének kódolják azt az információt, mely a fehérjék szintéziséhez szükséges.
"Müzik bu ailenin genlerinde var".Ezekben a zenekarokban van valami közös!'”
İnsan genleri kromozomlar üzerindeki dağılımı homojen değildir.A humán gének a kromoszómákon belül egyenlőtlenül vannak elosztva.
Zamanla, parazitlik için gerekli olmayan genlerini kaybetmiş olabilirler.Idővel a fölösleges, szabadban való életmódhoz szükséges génjeik elvesztek.
Burada, memeli genleri üzerine araştırmalar yaptı.Erről tudjuk, hogy detektálja a csomó génuszát.
Bu bakış açısıyla doğanın tek tanrısı genlerdir.Isten egyetlen Isten szellemi lény.
Bu nedenle allel genlerden söz edilir.Fontos még megemlítenünk a laringálisokat.
Ebeveynden sadece genlerin yarısı gelir.Isän kautta siskokset saavat puolet geeneistään.
Örneğin A ve B kan grubu genleri eş baskındır.Muun muassa A- ja B-veriryhmien antigeeneissä.
Diğer tip mutasyonlar ise, dana önceki şifrelenmemiş genlerden tamamen yeni genler bile oluşturabilirler.Toisen tyyppiset mutaatiot voivat jopa kehittää kokonaan uusia geenejä aiemmin ei-koodaavasta DNA:sta.
Defensinlerin üretiminden sorumlu olan genler yüksek oranda polimorfikdir.Suojeluskuntajärjestö Kaitseliitossa aliluutnantit toimivat yleensä komppanianpäälliköinä.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Η Γενετική είναι η επιστήμη των γονιδίων, της κληρονομικότητας, και των μεταλλάξεων των οργανισμών.
Bağlantı haritalaması genetik hastalıklara neden olan genlerin yerinin bulunmasında çok önemlidir.Οι χάρτες αυτοί είναι πολύ χρήσιμοι στην μελέτη της θέσεις γονιδίων που προκαλούν γενετικές ασθένειες.
Bunların en etkilisi direnç varlığını ifade eden direnç (R) genleridir.Ένας από τους πιο αποτελεσματικούς είναι η παρουσία των λεγόμενων γονιδίων αντίστασης (R).
Genler toplumsal, ekonomik ve dini açıdan bağımsızdı.Ήταν απολύτως αυτόνομοι σε σχέση με τις αρχές, πολιτικές ή θρησκευτικές.
Promotör, biyolojide genlerin transkripsiyonunu başlatan, DNA'parçasıdır.Στη γενετική, ο υποκινητής είναι το τμήμα του DNA που βοηθά στην έναρξη της μεταγραφής ενός γονιδίου.
Farklı genler, farklı baz dizilerine de sahiptir.Διαφορετικοί άνθρωποι έχουν επίσης διαφορετικές αξίες.
Diğer tip mutasyonlar, bazen daha önce kodlanmamış DNA'dan yeni genler oluşturur.Andre typer af mutationer kan endda generere helt nye gener fra tidligere ikke-kodende DNA.
Genlerdeki genetik bilginin aktarılması baz eşleşmesi ile gerçekleşir.Transmission af genetisk information i gener opnås ved hjælp af komplementær baseparring.
Öte yandan gelenek halindeki memler, genler gibi nesilden nesile ya da kültürden kültüre aktarılabilir.Dette kan være af personlige årsager, eller hvis hun f.eks. af kulturelle årsager skal forblive jomfru.
Gen akışı, genlerin ya da alellerin bir türden diğerine transferidir.Genflow er overførsel af allel eller gener fra en population til en anden.
Her kromozomdaki genleri saptamak, genetik araştırmaların hali hazırda en aktif konusudur.At fastlægge de gener, som befinder sig på hvert kromosom, er et aktivt område for genforskningen.
"Müzik bu ailenin genlerinde var".«Få, frykter jeg, i denne generasjonen.
Planktonlara bulaşan okyanus virüsleri, kendi genlerinin yanı sıra diğer canlıların genlerini de taşırlar.Virus samudera yang menginfeksi plankton, membawa gen organisme lain selain gen virus itu sendiri.