Tom bu tür bir şeyde genellikle bana yardım eder.Tom usually helps me with this kind of thing.
O genellikle işe yarar.That one usually works.
Tom genellikle siyah bir kovboy şapkası takar.Tom usually wears a black cowboy hat.
Tom genellikle mavi kot pantolon ve mavi bir gömlek giyer.Tom often wears blue jeans and a blue shirt.
Tom ışık sarıysa genellikle durmaz.Tom doesn't usually stop if the light is yellow.
Erkekler cenazeler için genellikle siyah takım elbise ve siyah kravat giyerler.Men usually wear black suits and black ties to funerals.
Mary genellikle parlak kırmızı ruj kullanır.Mary usually wears bright red lipstick.
Ben akşam yemeğiyle birlikte genellikle yeşil çay içerim.I usually drink green tea with dinner.
Cankurtaranlar kırmızı ışıklarda durmak zorunda değiller ama genellikle yavaşlarlar.Ambulances don't have to stop at red lights, but they usually slow down.
Tom genellikle saat beşte eve gider.Tom usually goes home at five o'clock.
Tom genellikle Mary'den daha az yer.Tom usually eats much less than Mary does.
Tom genellikle Mary'den az yer.Tom usually eats less than Mary does.
Tom genellikle Mary'den çok daha fazla içer.Tom usually drinks a lot more than Mary does.
Tom genellikle Mary kadar çok yemek yemez.Tom usually doesn't eat as much as Mary does.
Tom genellikle her pazartesi akşamı beni arar.Tom usually calls me every Monday evening.
Tom genellikle sırtüstü uyur.Tom usually sleeps on his back.
Tom genellikle sekiz saat uyur.Tom usually sleeps for eight hours.
Tom genellikle yaklaşık saat on birde uyumaya gider.Tom usually goes to sleep at about eleven.
Genellikle ne tür müzik dinlersiniz?What kind of music do you usually listen to?
Siz ikiniz genellikle ne hakkında konuşursunuz?What do you two usually talk about?
Sen ve Tom genellikle ne hakkında konuşursunuz?What do you and Tom usually talk about?
Tom genellikle gece yarısı sonrasına kadar yatmaz.Tom usually stays up till after midnight.
Saman nezlesi mevsimi sırasında, Tom genellikle evde kalmaya çalışır.During hay fever season, Tom usually tries to stay indoors.
Genellikle bu şekilde konuşmadığımı bilirsin.You know that I don't usually talk this way.
Ben genellikle öğle yemeğim saatinde gazete okurum.I usually read the newspaper during my lunch hour.
Her zaman gerçeği söylemek zorunda değilsin ama söylersen genellikle daha iyidir.You don't always have to tell the truth, but it's usually better if you do.
Tom genellikle arka sırada oturur.Tom usually sits in the back pew.
Sabahleyin genellikle sis vardır.There is often fog in the morning.
Fransa'da, maden suyu genellikle restoranlarda içilir.In France, mineral water usually is drunk in restaurants.
Biz genellikle, öğlenleyin öğle yemeği yeriz.We have lunch at noon, usually.
Genellikle çok hızlı süreriz.In general, we drive too fast.
Evin dışına çıkmalarına izin verilirse kediler genellikle küçük hayvanları öldürürler.Cats often kill small animals if allowed outside of the house.
İlk izlenimler genellikle yanıltıcı olabilir.First impressions can often be misleading.
Burada genel görünümü görmüyorsun.You're not seeing the whole picture here.
Genel görünüme bakmalısın.You need to look at the big picture.
Burada genel görünüme bakman gerekiyor.You need to look at the big picture here.
Genel görünüme bakmamız gerekiyor.We need to look at the big picture.
Biz akşamleyin genellikle evdeyiz.We're usually at home in the evening.
Bu dünyanın genelindeki iklim değişikliği herkesi endişelendirdi.The climate change around this world worried everyone.
Tom genellikle Mary'den daha meşgul.Tom is usually busier than Mary.
Biz genellikle yazın kışın olduğundan daha yoğunuz.We're usually busier in the summer than in the winter.
Biz günün en büyük yemeğini genellikle öğleyin yeriz.We usually eat our biggest meal of the day at noon.
Buralarda çoğu insan genellikle günün en büyük yemeğini akşamleyin yer.Most people around here usually eat their biggest meal of the day in the evening.
Yazım denetimi genellikle yazım hatalarınızın çoğunu yakalayacaktır.Spellchecking will usually catch most of your typos.
Tom genellikle oldukça düzenli.Tom is usually quite organized.
Tom genellikle oldukça itaatkâr.Tom is usually quite observant.
Tom genellikle bu kadar inatçı değil.Tom isn't usually this obstinate.
Çocukların, genellikle yetişkinlerden daha yüksek bir vücut sıcaklığı vardır.Children generally have a higher body temperature than adults.
Metal kaşıklar, genellikle paslanmaz çelikten imal edilmiştir.Metal spoons are generally made of stainless steel.
Genellikle bu kadar kararsız değilim.I'm usually not this indecisive.
Gençler genellikle anne babaları ile topluluk önünde görülmekten utanırlar.Teenagers are often embarrassed to be seen in public with their parents.
O genellikle evdedir.He is often home.
Sabahları genellikle rafadan yumurta yerim.In the morning I usually have a soft-boiled egg.
Tom kahveyi genellikle şekersiz içer.Tom usually drinks coffee without sugar.
Toplantı havayı yumuşatmak için genel bir sohbet ile başladı.The meeting started with some general chit-chat to break the ice.
Akupunktur genellikle ağrıyı tedavi etmek için kullanılır.Acupuncture is often used to treat pain.
Tom genellikle hangi dili konuşur?What language does Tom usually speak?
Tom'la konuşurken genellikle hangi dili kullanırsın?What language do you usually use when talking with Tom?
Mary genellikle makyaj yapmaz.Mary doesn't usually wear makeup.
Öğrenciler genellikle birbirlerinin ödevlerini kopyalarlar.The students often copy each other's homework.