gen ile cümle
gen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Genç insanlar şeytana uymaya eğilimlidir.Young men are prone to fall into temptation.
Gençler, kendilerini bir şeye yaşlı insanlardan daha çabuk adapte ederler.Young people adapt themselves to something sooner than old people.
Genç insanların özgürlükçü görüşünü al.Take a liberal view of young people.
Daha genç kuşak şeylere farklı şekilde bakar.The younger generation looks at things differently.
Genç adam onun çantasını soydu.The young man robbed her of her bag.
O genç bir adam tarafından soyulduShe was robbed her of her bag by a young man.
Kapının önünde genç bir adam şarkı söylüyor.A young man is singing before the door.
Genç çift çok kısa sürede birbirlerine âşık oldu.The young couple fell in love with each other very soon.
Genç çift, eğlenmek için Kyoto'ya gitti.The young couple went to Kyoto for fun.
Daha genç günlerimize geri dönüş yoktur.There is no returning to our younger days.
Bazı genç Japon halkı, bekar olmayı evli olmaya tercih ederler.Some young Japanese people prefer being single to being married.
Alçak gönüllülük genç bir kıza yakışıyor.Modesty is befitting to a young girl.
O, genç olduğu için, hasta büyük annesine özveriyle hizmet etti.Young as she was, she devotedly attended on her sick grandmother.
Genç Martin Atlanta, Georgia'da oldukça sakin bir çocukluk geçirdi.Young Martin spent a fairly quiet childhood in Atlanta, Georgia.
Genç insanlar güney Kaliforniya'ya akın etti.Young people flocked to southern California.
Gençler ve yaşlılar arasında bir iletişim eksikliği vardır.There is a lack of communication between the young and the old.
Gençlerden oluşan bir grup yaşlı adama saldırdı.A group of youths attacked the old man.
Bir grup genç adam döğüşüyorlardı.A group of young men were fighting.
Gençler yurt dışına gitmekte çok hevesli.Young people are eager to go abroad.
Genç insanlar genelde enerji dolu.Young people are usually full of energy.
Gençler genelde enerji doludur.Young people are usually full of energy.
Genç insanlar her şey hakkında şikâyet etmeye eğilimlidir.Young people tend to complain about everything.
Genç adam arkadaşlarını ve akrabalarını uğurladı.The young man bade farewell to his comrades and relatives.
Genç insanlar onun kitaplarından hoşlanıyorlar.Young people like his books.
Genç adam ona evlenme teklif etmeye karar verdi.The young man decided to propose to her.
Gençler değişime kolayca uyum sağlarlar.The young adapt to change easily.
Genç insanlar macerayı severler.Young people love adventure.
Gençler için kitaplar bugünlerde iyi satıyor.Books for young people sell well these days.
Genç üyelerin daha aktif olmasını istiyorum.I want the young members to be more active.
Yaralı ayılar genellikle çok tehlikelidir.Wounded bears are usually very dangerous.
Gençler ailelerinden bağımsız olmak istiyorlar.Teenagers want to be independent of their parents.
Kadınlar genel olarak erkeklerden daha uzun yaşamaktadır.Women generally live longer than men.
Kadınlar genellikle erkeklerden daha uzun yaşar.Women usually live longer than men.
General bizimle el sıkıştı.The general shook hands with us.
General boğayı boynuzlarından tuttu ordusunu felaketten kurtardı.The general took the bull by the horns and saved his army from disaster.
Küçük kızlar genellikle oyuncak bebeklere bayılır.Little girls in general are fond of dolls.
Küçük çocuklar genellikle ejderhalar ve diğer canavarlar hakkında kitapları sever.Small children often like books about dragons and other monsters.
Küçük işletmeler genellikle büyük bir şirket tarafından sömürülürler.Small business are often absorbed by a major company.
Genç kız kaygısızca kahkaha attı.The young girl laughed carelessly.
Genç bir oğlanken, dedektif hikayaleri okuma bağımlısıydım.When I was a boy, I was addicted to reading detective stories.
Genç, çocuğun hayatını kurtardığı için övgüyü hak etti.The boy deserved praise for saving the child's life.
Belli olmaz ama genellikle haftada üç kez.That depends, but usually about three times a week.
Onun yeni saç-yapımı daha genç görünmesine neden oldu.Her new hair-do made her look younger.
İnsanlar genellikle kendi mahremiyetleri pahasına ünlü olurlar..People usually become famous at the cost of their privacy.
İnsanlar genellikle kendi hataları fark etmezler.People often don't notice their own faults.
Irksal sorunlar genellikle sosyal kargaşa nedenidir.Racial problems are often the cause of social unrest.
İnsanlar genelde havadan şikayet eder.People often complain about the weather.
İnsanlar genel olarak gazetelerin söylediği her şeye inanıyorlar.People in general have faith in everything newspapers say.
İnsanların genelde dahiler için hiçbir sempatisi yoktur.People often have no sympathy for geniuses.
Yaşamın en iyi zamanı genç olduğun zamandır.The best time of life is when you are young.
Yaşamın en iyi zamanı genç olduğumuz zamandır.The best time of life is when we are young.
Enflasyon belli bir düzeye ulaştığında Hükümetler genellikle fiyat kontrolüne başvururlar.Governments usually resort to price control when inflation has reached a certain level.
Masako, genellikle okula yürüyerek gider.Masako usually walks to school.
Zihin egzersizleri özellikle genç çocuklar için önemlidir.Mental exercise is particularly important for young children.
Ergenler genellikle ebeveynleriyle tartışır.Adolescents often quarrel with their parents.
Bir grup genç, oyun alanında hentbol oynuyor.A group of young men are playing handball in the playground.
Genç adam aşkta hayal kırıklığına uğradı.The young man was disappointed in love.
Onun gençliğindeki azim ve çalışkanlığı onu bugünkü durumuna getirdi.His perseverance and diligence in his youth have made him what he is today.
Uzun zaman önce, genç bir adam vardı.A long time ago, there was a young man.
Ben, eskisi kadar genç değilim.I'm not as young as I was.