Ana içeriğe geç
Sözlük

gelsin ile cümle

gelsin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Ímé, õk azt mondják nékem: Hol van az Úr szózata? Most jõjjön el!
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Katso, he sanovat minulle: "Missä on Herran sana? Toteutukoon se!"
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.그들이 내게 이르기를 여호와의 말씀이 어디 있느뇨 이제 임하게 할지어다 하나이다
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Nầy là lời người ta bảo tôi: Lời phán của Ðức Giê-hô-va ở đâu? Rày hãy ứng nghiệm!
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Nầy là lời người_ta bảo tôi : Lời phán của Ðức_Giê - hô-va ở đâu ? Rày hãy ứng_nghiệm !
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Orang berkata kepadaku, "Di mana semua ancaman TUHAN itu? Biarlah sekarang dilaksanakan!
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Oto oni do mnie mówią: Gdzież jest to słowo Pańskie? Niechże już przyjdzie;
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Se, de andre siger til mig: "Hvor er HERRENs Ord? Lad det konmme!"
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Se, de sier til mig: Hvor blir det av Herrens ord? La det komme!
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Se, dessa säga till mig: »Vad bliver av HERRENS ord? Må det fullbordas!»
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Siehe, sie sprechen zu mir: Wo ist denn des HERRN Wort? Laß es doch kommen!
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Voici, ils me disent: Où est la parole de l`Éternel? Qu`elle s`accomplisse donc!
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Ιδου, ουτοι λεγουσι προς εμε, Που ο λογος του Κυριου; ας ελθη τωρα.
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Вот, они говорят мне: „где слово Господне? пусть оно придет!"
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.Ето, те ми казват: Где е словото Господно? нека дойде сега.
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.הנה המה אמרים אלי איה דבר יהוה יבוא נא׃
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.ها هم يقولون لي اين هي كلمة الرب. لتأت.
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.他 們 對 我 說 、 耶 和 華 的 話 在 那 裡 呢 、 叫 這 話 應 驗 罷
Bana, ‹‹Hani, RABbin sözü nerede? Haydi, gelsin yerine bakalım›› deyip duruyorlar.他 們對 我 說 、 耶和華 的 話在 那 裡 呢 、 叫 這話應驗罷
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.Érje õt romlás váratlanul, fogja meg hálója, a melyet kivetett, essék belé a veszedelembe.
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.Ik hoop dat zij zonder het te merken, zelf omkomen. Dat zij in hun eigen kuil zullen vallen.
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.멸망으로 졸지에 저에게 임하게 하시며 그 숨긴 그물에 스스로 잡히게 하시며 멸망 중에 떨어지게 하소서
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.Lad Undergang uventet ramme ham, lad Garnet, han satte, hilde ham selv, lad ham falde i Graven.
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.Li colga la bufera improvvisa, li catturi la rete che hanno tesa, siano travolti dalla tempesta
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.Nguyện tai họa không ngờ đến hãm áp nó, Ước gì lưới nó gài kín bắt lại nó; Nguyện nó sa vào đó, và bị diệt đi.
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.Poguba naj pride nanj iznenada, in naj ga ujame mreža njegova, ki jo je skril, v pogubo naj pade vanjo.
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.să -i ajungă prăpădul pe neaşteptate, să fie prinşi în laţul, pe care l-au întins, să cadă în el şi să piară!
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.Tulkoon hänelle turmio aavistamatta, tarttukoon hän virittämäänsä verkkoon, langetkoon siihen surmaksensa.
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.תבואהו שואה לא ידע ורשתו אשר טמן תלכדו בשואה יפל בה׃
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.‎لتأته التهلكة وهو لا يعلم ولتنشب به الشبكة التي اخفاها وفي التهلكة نفسها ليقع‎.
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.願 災 禍 忽 然 臨 到 他 身 上 . 願 他 暗 設 的 網 纏 住 自 己 . 願 他 落 在 其 中 遭 災 禍
Başlarına habersiz felaket gelsin, Gizledikleri ağa kendileri tutulsun, Felakete uğrasınlar.願災禍 忽然 臨到 他 身上 . 願他 暗設 的 網纏 住 自己 . 願他 落在 其中 遭 災禍
Ben denize açılayım, kurtlar peşimden gelsinlerУплыву, волки, вот вам...
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.Ao que ele disse: Quer venham eles tratar de paz, quer venham � peleja, to-mai-os vivos.
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.A řekl: Buď že vytáhli o pokoj, zjímejte je živé, buď že k bitvě vytáhli, zjímejte je živé.
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.Da sagde han: "Hvad enten de rykker ud for at få Fred eller for at kæmpe, så grib dem levende!"
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.Da sa han: Enten de har draget ut i fredelig øiemed, eller de har draget ut til strid, så grip dem levende!
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.El a zis: ,,Dacă ies pentru pace, prindeţi -i vii; şi chiar dacă ies pentru luptă, prindeţi -i vii.``
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.Él dijo: --Si han salido para hacer la paz, prendedlos vivos. Y si han salido para combatir, prendedlos vivos
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.Er sprach: Greift sie lebendig, sie seien um Friedens oder um Streit ausgezogen!
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.I rzekł: Chociażby o pokój szli prosić, pojmajcie je żywo; chociażby też ku bitwie wyszli, żywo je pojmajcie.
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.저가 이르되 화친하러 나올지라도 사로잡고 싸우러 나올지라도 사로잡으라 하니라
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.Người đáp: Chúng nó đến hoặc có ý cầu hòa, hãy bắt sống lấy; hoặc có ý chiến tranh, cũng hãy bắt sống lấy.
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.On veli: Bodisi, da prihajajo po mir, ali da se gredo vojskovat, primite jih žive!
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.riekol: Už či vyšli za pokoj, zajmite ich živých, a či vyšli do boja, i tak ich zajmite živých.
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.А той рече: Било, че са излезли с мир, хванете ги живи, или ако са излезли за бой, пак ги живи хванете.
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.Он сказал: если за миром вышли они, то схватите их живыми, и еслина войну вышли, также схватите их живыми.
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.ויאמר אם לשלום יצאו תפשום חיים ואם למלחמה יצאו חיים תפשום׃
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.فقال ان كانوا قد خرجوا للسلام فامسكوهم احياء وان كانوا قد خرجوا للقتال فامسكوهم احياء.
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.他 說 、 他 們 若 為 講 和 出 來 、 要 活 捉 他 們 . 若 為 打 仗 出 來 、 也 要 活 捉 他 們
Ben-Hadat, ‹‹İster barış, ister savaş için gelsinler, onları canlı yakalayın›› dedi.他 說 、 他 們若為講 和 出來 、 要 活捉 他 們 . 若 為 打仗 出來 、 也 要 活捉 他 們
Bir de kötü kralın mağlup olmasını istedi. Yani kocam gelsin ve-"Mein Mann wird kommen und - ", sozusagen.
Bir de kötü kralın mağlup olmasını istedi. Yani kocam gelsin ve-それなら戻って 人質が居なくなってからは?
Bir yandan da hayat adil değil diye düşünüyorum, evladım de bak, büyüt, gelsin müşterilerini elinden alsın.Pero entonces pienso que , no es un buen negocio Mi hijo se hizo con mi negocio.
Bir yandan da hayat adil değil diye düşünüyorum, evladım de bak, büyüt, gelsin müşterilerini elinden alsın.Vzal mi celé mé podnikání. Vlastně chci, abyste si tady něčeho všimli, co se okamžitě stalo.
Bir yandan da hayat adil değil diye düşünüyorum, evladım de bak, büyüt, gelsin müşterilerini elinden alsın.Але тоді я кажу, гаразд, ви знаєте, це не хороший стан справ. Він привласнив весь мій бізнес.
Bir yandan da hayat adil değil diye düşünüyorum, evladım de bak, büyüt, gelsin müşterilerini elinden alsın.彼が、私の商売を横取りしたのです。 ここで、急に何が起こったのか、気をつけて欲しいのですが、
Bize doğru yollarını gösterecek; Bismillahirrahmanirrahim dedirtecek devletler gelsin.ان يزيل الأشخاص الذين يدعوننا الى هكذا وضع . والشعوب ،
Biz hazırız. Bırakalım gelsin.Jsme připraveni, nech ho jít.
Bırakalım gelsin.Chúng tôi đã sẵn sàng.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod