gelmişti ile cümle
gelmişti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Vatanseverlik bir mezhep haline gelmişti.Jeho doménou se stala krajinomalba.
Çin'de Budizm, MÖ 1. yüzyılda gelmiştir.Buddhismus se pravděpodobně dostal do Číny okolo 1. století.
Bu tür diplomasiye karşı en önemli tepki, idealist ABD Başkanı Woodrow Wilson'dan gelmişti.Jedním z hlavních iniciátorů vzniku Společnosti byl americký prezident Woodrow Wilson.
Harabe yerden kaçıp Liberty City'e gelmiştir.Z Teplic odešel do Liberce.
Yönetimi sırasında Ermenistan kısa bir süre Doğu Roma dünyasının en güçlü devleti konumuna gelmiştir.Pod jeho vládou se tato země na krátký čas stala nejmocnějším státem na východ od Říma.
Oldukça eski olan bu denetim türü, ilk olarak 1803 tarihli Marbury vs. Madison davasında gündeme gelmiştir.Toto poprvé uplatnil roku 1803 v případu Marbury versus Madison.
23 Ocak 1556 sabahında Şensi, Çin'de meydana gelmiştir.Proběhlo ráno 23. ledna 1556 v provincii Šen-si (陕西) v Číně.
Günümüzde sörf merkezlerinden biri haline gelmiştir.Dnes je jedním ze středisek vinařství.
Mars'tan gelmiştir.Pochází z Eritreje.
Vulkan API Android 7.0 Nougat ile gelmiştir .API Vulgan 3D již využívá Android 7.0 Nougat.
Bir mağarada meydana gelmiştir.Narodil se v jeskyni.
İngiliz Hava Savunma Topçuluğu birçok sorunla karşı karşıya gelmiştir.Neúspěch německé vzdušné ofenzivy měl zřejmě několik důvodů.
1990'larda kentin sahillerinde keşfedilen petrol önemli bir ihraç malı haline gelmiştir.V 90. letech 20. století byla při pobřeží objevena ropa, která je důležitá pro export.
Windows Temaları ilk olarak Microsoft Plus! for Windows 95 ile gelmiştir. ^Přišla s Microsoft plus! pro OEM vydání Windows 95.
2012'nin sezon arasında Moreirense FC'ye gelmiştir.Před sezonou 2011/2012 se vrátil do Sydney FC.
İlk olarak dizi fikri, yaratımcıları olan Dana Min Goodman ve Julia Wolov'dan gelmiştir.Tvůrci seriálu jsou Dana Min Goodman a Julie Wolov.
Albüm, Kasım 2011'de kaydedilmeye başlanmış ve Eylül 2012'de kayıt bitirilmiş, albüm hazır hale gelmiştir.Skupina začala album nahrávat v prosinci 2011 a dokončila jej v září 2012.
Kavim içerisinde tecavüz ve fuhuş normal hale gelmişti.Zabíjení a znásilňování se stalo denním pořádkem.
Lahti, aslen Hollola'nın bir parçası olmasına rağmen zamanla komşusundan daha büyük hale gelmiştir.Původně bylo součástí sousedícího města Hollola, ale dnes je již mnohem větší než jeho soused.
Son 300 yılda ise küresel ölçekte deniz seviyesinde 28 metre yükselme meydana gelmiştir.V posledních 13 000 letech stoupla hladina Tyrhénského moře o 67 metrů.
Zafer Takı tarihi andıran bir anıt haline gelmiştir.Symbolem Pomněnkového dne se stala pomněnka.
Günümüzde Kremlin, Rusya'nın bir simgesi durumuna gelmiştir.Na druhou stranu socialisté se teď na Rusko dívali jako vzor hodný následování.
Artık dünyaya hükmetmenin zamanı gelmiştir.Proto se rozhodne ovládnout svět.
Böylece köy şimdiki yerinde kalıcı hale gelmiştir.V roce 2000 se vesnice posunula do nynější trvalé polohy.
Video klip ise akustik versiyona gelmiştir.Ortel - Vrať se k nám - Akustická verze .
Bu kişilerin çoğu, 1860'lı yıllarda ülkeye gelmiştir.Většina z nich se vrátila domů v 80. letech.
2013'te ise Ben Jager müzik sektörüne girmeye karar vererek ayrılmıştır ve onun yerine Alex Brandt gelmiştir.V roce 2013 odchází Ben Jäger a na jeho místo nastupuje vrchní komisař Alex Brandt.
Geri kalan kısım ise kuzey Afrika'dan gelmiştir.Jisté je, že pocházel ze severní Afriky.
Ailesi Roma'dan gelmişti.Její předci pocházeli z Ruska.
Zeitgeist deyimi, Fransız Devrimi'nden sonra popüler hale gelmiştir.Oblíbeným se stal po Francouzské revoluci.
O dönemden beri bu bölgeler bir korsan yatağı haline gelmişti.Za tuto dobu se Visby stalo hnízdem pirátů.
Böylece Kudüs bir Hıristiyan şehri haline gelmiştir.Damietta byla přeměněna v křesťanské město.
Vauban artık ülkenin bütün sınırlarındaki tahkimatlardan sorumlu hale gelmiştir.Fulnek se v této době stal střediskem všech Vrbnovských statků.
Nobita'ya yardımcı olmak için gelecekten gelmiştir.Je však připraven pomáhat Noctisovi.
Artık hapiste olan sosyoloğu ziyaret etme sırası ona gelmiştir.Na první otázku odpovídá sociologickou analýzou tehdejší společnosti.
Vlad çok önceden gelmiştir ve onları yakalar.Armstrong Němce dojel a okamžitě mu nastoupil.
1491'e gelindiğinde Granada İspanya'daki tek Müslüman şehir durumuna gelmişti.V roce 1349 putoval do Granady, aby zhlédl poslední muslimské panství v Evropě.
Annesi 19.bölümde gelmiştir.Nachází se v 19. obvodu.
1962'de Burma'da asker darbe meydana gelmiştir.Roku 1962 došlo k opětovnému vojenskému převratu.
ABD’ye sığınanların ve casusların uğrak noktası hâline gelmişti.Po návratu se ujal pastorace utečenců a přesídlenců.
Çocuk Hırsızları adlı filmin çekimler yaz tatiline denk gelmiştir.Existuje hypotéza, že název vsi Letňany pochází od migrantů z Letné.
Bu kulübenin kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.Zbytky jejich chaty dosud existují.
Dışlanan atalarımız, köyümüzün şu anki yerine yaklaşık 250 yıl önce gelmiştir.První obyvatelé přišli do míst nynějšího Kempele přibližně před 500 lety.
Bu adlar olduğu gibi şimdiye kadar gelmiştir.Jmenují se tak však dodnes.
Ancak şehir içindeki durum da kopma noktasına gelmiştir.Do města, jež Bůh vydá neposkvrněným.
Güney Kore'de giderek daha popüler bir hale gelmiştir.Je až neuvěřitelné, jak se Jižní Korea vzchopila.
Blaxy Girls ve Cătălin 18 puanla ikinci gelmiştir.Bolšunov dojel se zhruba osmnáctivteřinovým odstupem druhý.
1289 senesinde Selçuklular gelmistir.První zmínka o Jevišovicích pochází z roku 1289.
Üç hakkı kalan Schumacher bu alanda avantajlı hale gelmişti.Tři Pompeiovy legie se za této situace jevily jako vítaná posila.
Miami'de dünyaya gelmiştir.Stejně si vedla i v Miami.
Elektrik 1971 yılında gelmiştir ve 1-2 yıl içinde bütün köy halkının çoğu evine elektrik almıştır.Elektrifikace vesnice byla zahájena roku 1924, o šest let později byla elektřina zavedena do všech domácností.
1453'te Konstantinopolis'in fethinden sonra Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'nın en güçlü devleti haline gelmişti.Po dobytí Konstantinopole roku 1453 se Osmanská říše stala světovou mocností.
Bu eşinden de bir tane kızı dünyaya gelmiştir.Tentokrát se jeho přítelkyni narodil chlapec.
Köyün ismi iki ayrı kelimenin birleşmesinden meydana gelmiştir.Jméno městečka vzniklo sloučením obou názvů obcí.
Birkaç sözcük Avustralya Aborjin dillerinden gelmiştir.Jazyk se řadí do austronéské skupiny jazyků.
Grup, dağılışından 10 yıl sonra yeniden bir araya gelmiştir.Rodina se konečně po čtyřech letech odloučení konečně zase shledá.
Bu tür oyunlarda spor türüne göre dallanma meydana gelmiştir.Typicky se s takovým jednáním setkáváme u velkých sportovních akcí.
Ama Mary Jane'de babasını görme isteğini bir tutku haline gelmiştir.Z jejích rodinných fotografií je jasné, že Jane milovala zvířata.
Kısa süre sonra Lucas'ın annesini bulmasına karşın, annesinin bacağındaki yarası hayati seviyeye gelmiştir.Když se později vrátila domů Lucasova nevlastní sestra, nalezla Lucasovu matku v kaluži krve, ale ještě živou.
Günümüzdeyse gelişip Avustralya'ın en çağdaş kentlerinden biri haline gelmiştir.To se stalo jedním z nejmodernějších v Evropě.