gelmiş ile cümle

gelmiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Burada eski hocası Gordon Milne ile yeniden bir araya gelmiş oldu.Aus einem Gespräch mit dem ehemaligen RIAS-Direktor Gordon Ewing.
2012 yılında All The Stars şarkısı ve klibiyle gündeme gelmiştir.Außerdem veröffentlichte er im August 2012 die Songs Quicksand und Everyday.
Aynı zamanda, Fox, hardcore sex kanalı haline gelmiştir.FOX ist zu einem Pornokanal geworden.
Artık Şam'dan ayrılmak zamanı gelmiştir.Om versucht derweil Shanti aus dem Weg zu gehen.
Artık Fatih ilçesinin bir bucağı olarak kalamayacak duruma gelmişti.Es ist gut möglich, dass Goldschmuck nun nicht mehr nur der Oberschicht vorbehalten war.
Davetliler düğün mekanına gelmiştir ve herkes birbiriyle sohbet etmektedir.Gäste haben sich im Speisezimmer versammelt und unterhalten sich.
Özellikle 19. yüzyılda yaygınlaşan tütün ekimi halkın en önemli gelir kaynağı hâline gelmiştir.Besonders der Hopfenanbau entwickelte sich im 19. Jahrhundert zur wichtigsten Einnahmequelle.
Bazı durumlarda bir akraba gurubu bir araya gelmiştir.In einigen Fällen konnten Verwandte wieder zusammengeführt werden.
2010 Tyrannis genişleme paketinden sonra gezegenler de kaynaklar için kullanılabilir duruma gelmiştir.Nach der WHO-Klassifikation von 2010 sind alle PaNEN potentiell bösartig.
27 Haziran 2010'dan itibaren İzlanda'da eşcinsel evlilik yasal hale gelmiştir.Island Anfang Juli 2010 wird die Ehe in Island für homosexuelle Paare zugelassen.
Jack ve David burada Ontario'da dünyaya gelmişlerdi.1985 zog das Unternehmen nach Ottawa in Ontario.
363 yılında meydana gelmiş olan bir depremde tahrip olmuş olması düşünülebilir.Vermutlich wurde das Theater durch ein Erdbeben im Jahr 363 nach Christus zerstört.
Bayraktarlar ve sonrasında Çepniler gelmişlerdir.Dann kommen die Pirzers, dann wieder die Teuch.
Varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve iyi bir eğitim almıştır.Als Sohn aus vornehmer Familie genoss er eine sorgfältige Erziehung.
Telles için anlaşmayı imzalama noktasına gelmiştik.Dergestalt kam es zu einem Vertragsabschluss.
1919'dan beri 49. rektör seçilmiş Freimuth, Tassilo Küpper'in yerine gelmiştir.Damit löste er als 49. Rektor seit 1919 seinen Vorgänger Tassilo Küpper ab.
Burçları ilk Sümerler bulmuştur ve günümüze değin gelmiştir.Wir haben gemeinsam die schrecklichsten Zeiten erlebt, und nun steht uns der schlimmste Moment bevor.
Kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.Die Opfersitten erhielten sich bis in unsere Tage.
Böylece kahinin kehaneti de yerine gelmiş olur.Somit bestieg Woke den Thron vor ihm.
Avusturya Avrupa'daki ortak ekonominin bir parçası haline gelmiştir.Österreich wird europäische Großmacht.
21 Eylül 2015 tarihinde çıkan yangında cami kullanılamaz hale gelmiştir.Abgerufen am 21. November 2010 No-Sex-Kampagnen sind nutzlos.
Hanedanın sonu Nero'nun intihar etmesiyle gelmiştir.Senecas Leben endete mit der von Nero befohlenen Selbsttötung.
Bunlardan ilki olan Yakuparpa Amasya-Hamamözü'nden gelmiştir.Dazu erhielt er ar-Rahba am Euphrat als erbliches Lehen (iqṭāʿ).
Duvarlarda çatlamalar meydana gelmiştir.In die Mauern wurden Wehrgänge eingebaut.
Temel olarak iki dalga halinde gelmişlerdir.Es entstanden im Wesentlichen zwei Strömungen.
Sinemilli aşiretinin Orta Asya'dan gelmiş oldukları bilinmektedir.Das bedeutet beispielsweise, dass die mittelalterliche Epidemie tatsächlich von Asien ausging.
Dünya'ya ilk kez içi boş plastik bir gök taşıyla gelmiştir.Es eröffnete sich ihr erstmals eine Welt fern von der pietistischen Enge.
Hatta bir gün bu hayalim gerçekleşirse emekli olma zamanım gelmiştir diye yazmıştım.Damals habe ich mir geschworen: diese Bar wird einmal mir gehören!
Hızlı şekilde kullanımı artan İngilizce ise halkın % 7.1'inin aile içinde kullandığı dil haline gelmiştir.Wichtigste Sprache ist Englisch, das von 71,5 % der Bevölkerung als Muttersprache gesprochen wird.
Geri kalan kısım ise kuzey Afrika'dan gelmiştir.Dieser kam wahrscheinlich aus Nordafrika.
Önceki cüceye yaptıkları akıllarına gelmiş.Sie erinnern an die Vorgängerbauten.
Bunlardan Stephan Beckenbauer, daha önceki ilişkilerinden birinden dünyaya gelmiştir.Wie Franz Beckenbauer mir einmal viel zu nahe kam.
Riccardo ayrilir ve cok gecmeden onadan gelmis olan bir mektup aciklanir.Manny kommt zu spät und ohne eine versprochene Schrotflinte.
1974 yılında ilk oğulları olmuştur, 1978 yılında ikinci oğulları hayata gelmiştir.1971 verlor Eden ihren zweiten Sohn im achten Monat.
Bu evlilikten babası olan Keçecizade Sâlih Efendi dünyaya gelmiştir.Daraufhin marschierte der Gesandte Gottes in ihrem Gebiet ein, das am Ende der Stadt lag.
Aynı gün içerisinde Fürth ve Regensburg da hedef haline gelmişti.Würzburg und Regensburg folgten im gleichen Jahr.
Bu yüzden kanundan kaçan birçok kişinin saklandığı bölge haline gelmiştir.Er ist ein Beispiel für viele Flüchtlinge, die sich hier niederließen.
Birliklerin değerleri ve asker sayıları arasında denge olunca da çarpışmalara denge gelmiş olur.Kampfkraft des Anführers und Anzahl der Truppen zusammengenommen ergeben die Kampfstärke.
"Acem (Püser, Nöker): Ya İran’dan ya da Azerbaycan’dan gelmiştir.Loes.: Sie kommt im Iran und in Aserbaidschan vor.
Köye ilk olarak 3 aile gelmiştir.Zuerst werden drei Familien vorgestellt.
Sri Lanka'ya Budizm onun döneminde gelmiştir.Der Buddhismus wurde in dieser Zeit in ganz Korea eingeführt.
Vsauceun kurucusu Stevens en başarılı YouTuberlardan birisi haline gelmiştir.Nur Pasquale Spilotro Jr. wurde zu einem erfolgreichen Kieferchirurgen.
Köye elektrik 15 Eylül 1972 tarihinde tarihinde gelmiştir.Count the Days von The New Power Generation erschien am 25. September 1995.
Babası Katolik bir aileden gelmiş bir mimardı.Ihr Vater scheint Domherr einer Kathedrale gewesen zu sein.
Saraya yerleşenlerden biri olan Kürşad, imparatorun yanında belirli bir makama gelmiştir.Über der Tür hängt ein Marienbild, das ein Geschenk des Kaiserhauses war.
Sarı kartların dokuzu maçın normal süresinde gelmişti.Die neun Wettbewerbe fanden unter einfachsten Bedingungen statt.
Ardından Nafıa Nazırlığı görevine gelmiştir.Danach zerfiel die Befestigung zusehends.
Oldukça eski olan bu denetim türü, ilk olarak 1803 tarihli Marbury vs. Madison davasında gündeme gelmiştir.So geschehen im Jahre 1803 im Verfahren Marbury v. Madison.
Bu iki dönem haricinde başkanlar seçimle başa gelmişlerdir.Anders als bei der vorherigen Wahl, traten bei dieser Wahl lediglich zwei Kandidaten an.
İnsanmerkezcilik özellikle sorunlu bir hale gelmiştir.Gründe für den Rückgang liegen besonders in menschlichen Einflüssen.
20–30 yıl önce meyvecilik de geçim kaynağı iken, günümüzde tamamen ortadan kalkma aşamasına gelmiştir.In den letzten 20 bis 30 Jahren vor der Reformation war es um das Chorherrenstift nicht mehr gut bestellt.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Aber auch im Konzert waren seine Werke zu hören.
Necef Kulu Han, bir süre sonra azat edilip Karadağ'a gelmiştir.Vielmehr wird die Gärung abgestoppt und dann in der Flasche fortgesetzt.
Virüs ülkeye Haitiden gelmiştir.Beausejours Vater stammt aus Haiti.
Kimileri Büyük Britanya ve İrlanda'dan gelmişti.Sie müssen von außerhalb Großbritanniens und Irlands kommen.
1289 senesinde Selçuklular gelmistir.Ab 1289 bestand es nur noch aus Adligen.
Bu mahallede adet haline gelmiştir.Hier wurde es in der Umgebung einquartiert.
Gerçekten ölen gerçek insanların başına gelmiş bir olaydı.Daher konnten echte Fälle mit wirklichen Betroffenen verhandelt werden.
Bu dönemde okul müdürlüğüne Tevfik Fikret gelmişti.Dies war seinerzeit für die Schulleiterin keine einfache Entscheidung.
Monarşi 1544 yılında soydan geçer hale gelmiştir.Das Kloster wurde 1544 aufgehoben.
İlgili Sayfalar