Ana içeriğe geç
Sözlük

gelmez ile cümle

gelmez kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Via licht kunnen we ze niet waarnemen, toch niet rechtstreeks.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Η εικόνα τους δεν μας έρχεται μέσω του φωτός, τουλάχιστον όχι άμεσα.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Вони не надходять до нас із світлом, принаймні не напряму.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Они не излучают свет, по крайней мере, напрямую.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Те не стигат до нас чрез светлината, или поне не директно.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.הם אינם מגיעים אלינו עם אור, לפחות לא ישירות.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.لا تحمل إلينا عن طريق الضوء، ليس بصفة مباشرة على الأقل.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.あくまで間接的に観測を行います
Bre aklınıza gelmez mi? Bırak uşşo sınıfını da gir kulluk sınıfına gel.ألم تفكروا بان تتركوا مرتبة "هش" وتأتوا
Bu arada, dosyalama sistemi demişken bu köprülerin yerel ağın ötesine geçmesi aklımızın ucuna gelmezdi.Co do systemu plików nigdy nie pomyśleliśmy że hiperłącza mogłoby wyjść poza lokalną sieć.
Bu arada, dosyalama sistemi demişken bu köprülerin yerel ağın ötesine geçmesi aklımızın ucuna gelmezdi.그런데, 파일시스템으로 말하자면, 이러한 하이퍼링크들이 근거리 통신망을 넘어서 갈 수는 없었어요.
Bu arada, dosyalama sistemi demişken bu köprülerin yerel ağın ötesine geçmesi aklımızın ucuna gelmezdi.Говоря о файловой системе, мы не понимали, что гиперссылки могут использоваться за границами локальной сети.
Bu arada, dosyalama sistemi demişken bu köprülerin yerel ağın ötesine geçmesi aklımızın ucuna gelmezdi.אגב, אם מדברים על שיטת התיוק, מעולם לא עלה בדעתנו שהיפר-קישורים אלה עשויים להגיע אל מעבר לרשת התקשורת המקומית.
Bu bankacılık nationalizing gelmez.Αυτό δεν σημαίνει εθνικοποίηση τραπεζών.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Ceci est tellement intégré dans la pensée que personne ne penserait à le remettre en cause.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Dies ist, denke ich, so tief in uns verwurzelt, dass es keinem in dem Sinn kommen würde, es zu hinterfragen.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Điều này, tôi nghĩ rằng, đã ăn sâu vào chúng ta đến nỗi sẽ không ai màng đặt câu hỏi.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Dit is zo diep geworteld in onze samenleving dat niemand eraan zou durven twijfelen.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Ez azt hiszem olyan mélyen gyökeret vert, hogy senkinek sem jut eszébe megkérdőjelezni.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Ini, saya pikir, tertanam sangat dalam dalam benak kita sehingga tidak seorang pun akan mempertanyakannya.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Isto, penso eu, está tão profundamente embebido na corrente que não ocorreria a ninguém questioná-lo.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.이 논리는 우리가 매일 들여마시는 공기에 깊게 박혀있어서 누구도 질문을 던지지 않습니다.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Menim, da je to tako globoko ukoreninjeno, da se nihče ne bi spomnil podvomiti v to.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Myslím si, že tohle máme v sobě tak zakořeněno, že by nikoho nenapadlo to rozporovat.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Questo, ritengo, è così profondamente radicato nella società che nessuno si sognerebbe di metterlo in dubbio.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Tämä on mielestäni syvällä peruskäsityksissämme, että kenellekään ei tulisi mieleenkään kyseenalaistaa sitä.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Toto sa zakorenilo podľa mňa tak hlboko, že to už nikto nespochybňuje.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Това така силно ни е набито в главите, че никой не го поставя под съмнение.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Я вважаю, це настільки глибоко в нас відклалося, що нікому не прийде на думку піддати це сумніву.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.Я думаю, это настолько глубоко в нас сидит, что никому не придет в голову поставить это под сомнение.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.הדבר הזה, אני חושב, כל כך מובן מאליו שלא עלה בדעתו של איש להטיל בו ספק.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.هذه الفكرة، على ما أعتقد، مترسبة في عقول الناس بعمق فلا يخطر ببال أحد أن يشكك بها.
Bu, bence, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez.誰もこれに異議を唱えようとすら 思わないのです またこれは我々の人生にも 深く埋め込まれています
Bu benim başıma gelmezdi...Asta nu m-ar fi putut ajuta...
Bu benim başıma gelmezdi... Biz birbirimizi çok sevdik ve evlenmek üzereydik.Chúng tôi yêu nhau, sắp làm đám cưới.
Bu benim başıma gelmezdi... Biz birbirimizi çok sevdik ve evlenmek üzereydik.Das hätte mir einfach nicht passieren dürfen, wir liebten uns doch, wir wollten heiraten.
Bu benim başıma gelmezdi... Biz birbirimizi çok sevdik ve evlenmek üzereydik.Ez nem történhetett velem... nagyon szerettük egymást és össze akartunk házasodni.
Bu benim başıma gelmezdi... Biz birbirimizi çok sevdik ve evlenmek üzereydik.Αυτό δεν θα έπρεπε να έχει συμβεί σε μένα αγαπούσαμε ο ένας τον άλλον και ήμασταν έτοιμοι να παντρευτούμε.
Bu benim başıma gelmezdi... Biz birbirimizi çok sevdik ve evlenmek üzereydik.Это не должно было случиться со мной... мы любили друг друга и хотели пожениться.
Bu benim başıma gelmezdi...Ça ne devait pas m'arriver.
Bu benim başıma gelmezdi...To nie mogło mi się przytrafić...
Bu benim başıma gelmezdi...To se mi nemělo stát...
Bu, bir kimsenin Babayı gördüğü anlamına gelmez. Babayı sadece Tanrıdan gelen görmüştür.Niet dat ooit iemand de Vader heeft gezien. Alleen Ik heb Hem gezien, want Ik kom bij Hem vandaan.
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.80%の訪問者はピカソやマティスを観に来ています
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.C'est une force, parce que dans un musée du design, je n'aurais pas autant de visiteurs.
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.Ed è potere, perché se fosse un museo di design, non avrei così tanti visitatori.
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.En dat is macht, want in een designmuseum zou ik niet zoveel bezoekers hebben.
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.그게 바로 힘이죠 디자인 미술관에는 모마처럼 많은 관람객이 없을테니까요
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.Şi asta înseamnă putere, pentru că într-un muzeu de design nu aş avea la fel de mulți vizitatori.
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.Und das bedeutet wirklich Einfluss, denn ein Designmuseum hätte sonst nicht so viele Besucher.
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.Y eso es poder, porque en un museo de diseño, no tendría tantos visitantes.
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.Και αυτό είναι δύναμη, γιατί σε ένα μουσείο ντιζάιν, δεν θα είχα τόσους επισκέπτες.
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.А това е сила, защото в един музей за дизайн не бих имала толкова много посетители.
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.Это сила, ведь в музее дизайна у меня не было бы стольких посетителей.
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.וזה כוח מפני שבמוזאון לעיצוב לא היו לי כל כך הרבה מבקרים.
Bu bir güç, çünkü bir tasarım müzesine çok fazla ziyaretçi gelmezdi.وهذه هي السلطة، لأنه في متحف التصميم، لا أملك العديد من الزوّار.
Bu, bir kimsenin Babayı gördüğü anlamına gelmez. Babayı sadece Tanrıdan gelen görmüştür.Nie že by niekto bol videl Otca, krome toho, ktorý je od Boha, ten videl Otca.
Bu, bir kimsenin Babayı gördüğü anlamına gelmez. Babayı sadece Tanrıdan gelen görmüştür.Ấy chẳng phải kẻ nào đã từng thấy Cha , trừ ra Ðấng từ Ðức_Chúa_Trời mà đến ; Ðấng ấy đã thấy Cha .
Bu, bir kimsenin Babayı gördüğü anlamına gelmez. Babayı sadece Tanrıdan gelen görmüştür.Ấy chẳng phải kẻ nào đã từng thấy Cha, trừ ra Ðấng từ Ðức Chúa Trời mà đến; Ðấng ấy đã thấy Cha.
Bu, bir kimsenin Babayı gördüğü anlamına gelmez. Babayı sadece Tanrıdan gelen görmüştür.C`est que nul n`a vu le Père, sinon celui qui vient de Dieu; celui-là a vu le Père.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
gelmez ile cümle - Sayfa 21 - gelmez kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App