Fakat bu, belirsiz form olduğu anlamına gelmez.Het is zelfs niet uitgesloten dat het om een mengvorm gaat.
O kesinlikle gelmez.Hij komt zeker niet.
Senden korkuyor olsaydım, gelmezdim.Als ik bang geweest was voor jou, dan was ik niet gekomen.
Bir çiçekle yaz gelmez.Eén bonte kraai maakt nog geen winter.
Dinlenmek, tüm gün uyumak anlamına gelmez.Rusten betekent niet de hele dag slapen.
İpe sapa gelmez.Er is geen touw aan vast te knopen.
(Ama bu, global hizalamaların boşluklarla sonlanamayacağı anlamına gelmez.)(Co nie znaczy jednak, że dopasowania globalne nie mogą kończyć się przerwami).
Hiçbir şey, nedensiz olarak meydana gelmez.Nie pojawia się to bez powodu.
Fakat mektup hiçbir zaman gelmez.Pismo to jednak nigdy się nie ukazało.
Dördüncü yıldızın önemini anlamasaydım buraya gelmezdim.Wyniki zawodników poza pierwszą czwórką nie są znane.
Güneş, “Ateşkes belli haklarımızı kullanmamamız manasına gelmez” dedi.Powiedział: Niech USA nie wtykają nosa w nasze sprawy.
Chandrika Kumaratunga,göreve gelir gelmez annesi Sirimavo Bandaranaike'yi başbakanlığa atadı.Córka Sirimavo Chandrika przekonała matkę aby objęła urząd premiera.
Fakat yine cevap gelmez.Nie ma już pytań.
Birinin diğerinden büyük olduğu anlamına gelmez.Nie ma powodu, by uznawać, że jedno jest ważniejsze od drugiego.
"Olgu", "mutlak kesinlik" anlamına gelmez.Potocznie „prosta” oznacza „niezakrzywiona”.
Dünya'dan çok uzaktaki bu acımasız, kanlı, sonu gelmez savaş onlarca yıldır devam ediyor.Wyczerpujące i krwawe walki prowadzone na ziemi i z powietrza trwały do następnego rana.
İlk etapta kukladan şüphelenmek kimsenin aklına gelmez.Początkowo nikt nie uwierzył Sikatce.
Zenci (İngilizce: Nigger) kelimesi illa da siyah anlamına gelmez” diyerek savundu.Ordet nigger behöver nödvändigtvis inte betyda svart."
Fakat mektup hiçbir zaman gelmez.Men jag har aldrig något att skriva om.
Postmodernite ve postmodernizm aynı anlama gelmez.Förhållandet mellan poststrukturalism och postmodernism är oklart.
Fakat bazıları aynı anlama gelmez.För andra betydelser, se Sama.
Kanunlara uymak, onların test edilemeyeceği anlamına gelmez.Om denna modell inte uppfylls, kan lagarna inte tillämpas.
Elinden yapacak bir şey gelmez.Jag kan inte hjälpa det!
Bu gösterim | α ⟩ {\displaystyle ~|\alpha \rangle ~} , Fock durumu anlamına gelmez.Позначення | α ⟩ {\displaystyle |\alpha \rangle } не є станом Фока.
Hiçbir şey, nedensiz olarak meydana gelmez.Ніщо не виникає випадково без причини.
Yukarıda açıklandığı gibi, bu enflasyon çağı 10−32 saniyeden az sürdü anlamına gelmez.Як сказано вище це не означає що інфляційна епоха тривала менше ніж 10-32 секунди.
Dördüncü yıldızın önemini anlamasaydım buraya gelmezdim.Розуміння важливості вивчення четвертинних відкладів прийшло не одразу.
Adil Efendi yine gelmez.Ще одне повернення Праведника.
Ama bu işin bittiği anlamına gelmez.Але це не означає, що боротьба скінчена.
Yine de uluslararası iş birliği, "en düşük ortak paydada uzlaşmak" anlamına gelmez.Перш за все, він підкреслює, що однополярність є «найменш стійкою міжнародною конфігурацією».
Ne yazık ki bilinmeyen bir sebepten dolayı çok zamandan beri gelmez oldular.Втім як така ніколи не використовувався з невідомих причин.
Müdür ofise her gün gelmez.Шеф не приходить до офісу кожного дня.
Patron ofise her gün gelmez.Шеф не приходить до офісу кожного дня.
Birinin diğerinden büyük olduğu anlamına gelmez.Neznamená to pouze to, že je větší než ostatní.
Fakat bu sabah Margo okula gelmemiştir, üstelik ertesi günler de gelmez.Další den se však Margo neukáže ve škole a po pár dnech je prohlášena za ztracenou.
Ama bu işin bittiği anlamına gelmez.To však neznamená, že tím je vše skončeno.
Bir daha davet ederiz, gelmezler.Kdybych tě znovu volal, už se neotáčej...
Tekrar dünyaya gelmez.Znovu se nemůže hnout.
Ancak, gönderen adresi sahte olduğu için yanıt gelmez.Ten ale nikdy nedorazí, protože hlavička odesílatele byla zfalšována.
Kirk içeri seslenerek benzine ihtiyaçları olduğunu söyler; fakat içeriden herhangi bir cevap gelmez.Kirk klepe na dveře a volá, ale zevnitř se nikdo neozývá.
"Olgu", "mutlak kesinlik" anlamına gelmez.Ty nemusejí být zcela nutně „správné“.
Bu "Kötü şeyler iyi insanların başına gelmez." biçimindeki "karmik" düşünce ile çelişmektedir.Hlavní řešenou otázkou zde je, "proč se dobrým lidem dějí špatné věci".
Otobüs zamanında gelmezse / geç kalacağız.Až autobus přijede, doběhneme tam.
Ama beklenen gizemli kadın hiçbir zaman gelmez.Pravá mystika nikdy nehledá sama sebe.
Bu süreç Yunanca'da meydana gelmez, bunun yerine lehçeler standart Yunancayla değiştirilir.Această fază nu a apărut în greacă; în schimb, dialectele au fost înlocuite de greaca standard.
Umarım bu yüzeysel bir albüm yapmak istediğim anlamına gelmez, çünkü öyle değil.Sper că din asta nu reiese că am făcut un disc superficial, pentru că nu e.
Ama beklenen gizemli kadın hiçbir zaman gelmez.Dar victoria mult așteptată nu-și va face niciodată prezența.
Hiçbir şey, nedensiz olarak meydana gelmez.Nu există ceva fără cauză.
"Olgu", "mutlak kesinlik" anlamına gelmez."A fi liber" nu poate deci însemna "a nu fi prin nimic determinat".
Bazı kelimelere Î harfi gelmez.Unele cuvinte nu pot fi accentuate.
Zenci (İngilizce: Nigger) kelimesi illa da siyah anlamına gelmez” diyerek savundu.Cuvântul nigger nu se referă neapărat la o persoană de culoare”.
Zenci (İngilizce: Nigger) kelimesi illa da siyah anlamına gelmez” diyerek savundu.A ’nigger’ szó nem feltétlenül jelent fekete bőrűt”.
Hiçbir şey, nedensiz olarak meydana gelmez.Elismerem, hogy nem ok nélkül.
Elinden yapacak bir şey gelmez.Nem várhat tovább, valamit tennie kell.
Yok olmak için boşlukta var olacakları için boşluktan gelmezler.A szabadban nem élnek, mert ott elpusztulnának.
Yeniden sahiplik kazanılsa da şinigami gözleri geri gelmez.Minket is meggyilkolnának, ha nem vinnénk vissza a gumit.
Bir daha davet ederiz, gelmezler.Ha nem tér vissza, nem is folytatják.
İlk etapta kukladan şüphelenmek kimsenin aklına gelmez.Az emberek legtöbbje első hallásra csalásra gyanakszik.
Bu terim, her zaman bir kişinin annesinin de konuştuğu dil anlamına gelmez.Gyakran mondják azt is, hogy anyanyelv az, melyen az adott személy saját gondolatait megfogalmazza.
Yalnız başına aklına gelmez.Nem akarsz egyedül lenni?