Dün beni görmek için gelmeyi unuttu.Ayer se le olvidó venir a verme.
Yarın Tokyo'ya gelmeyi planlıyor.Planea venir mañana a Tokio.
Lütfen bu hafta sonu bizi görmeye gelmeyi unutma.Por favor, no te olvides de venir a vernos este fin de semana.
İyi bir koltuk almak istiyorum bu yüzden erken gelmeyi planlıyorum.Quiero coger un buen sitio, así que planeo llegar pronto.
Geceleri bu parka gelmeyi seviyorum.En las noches me gusta venir a este parque.
Sahilde Kate, Jack'le mağaralara gelmeyi reddeder.En la playa, Kate rechaza ir con Jack a las cuevas.
Ordunun desteği gelmeyince Narkiss geri çekilmeyi emretti ve Eski şehir Ürdün kuvvetlerine geçti.Con el retraso de los refuerzos militares, Narkiss ordenó el retiro de sus fuerzas de la Ciudad Vieja.
Mezun olduktan sonra New York'a gelmeyi planlarlar.Ambos deciden regresar a Nueva York después de graduarse.
Ama buna rağmen sonunda galip gelmeyi becerir."Pero ellos, a pesar de su derrota, vencerán.
Tom'un tek başına buraya gelmeyi planlayıp planlamadığını öğrenmeni istiyorum.Voglio che tu scopra se Tom sta progettando di venire qui da solo o meno.
Keşke Boston'a geri gelmeyi düşünsen.Vorrei che considerassi l'idea di tornare a Boston.
Tom saat kaçta eve gelmeyi planladığını bilmek isteyecek.Tom vorrà sapere a che ora pensi di tornare a casa.
Türkiye'ye gelmeyi dört gözle bekliyorum.Non vedo l'ora di venire in Turchia!
Sahilde Kate, Jack'le mağaralara gelmeyi reddeder.Sulla spiaggia, Kate si rifiuta di andare con Jack alle grotte.
Ama buna rağmen sonunda galip gelmeyi becerir."Alla fine mi hanno portato in trionfo».
Sizinle gelmeyi çok isterdim ama benim param yok.Я бы очень хотел поехать с вами, но у меня нет денег.
Ama buna rağmen sonunda galip gelmeyi becerir."Но несмотря на это, в конце концов, ей удается одержать победу».
Diğer bazı kaynaklarda kızın bir gece eve gelmeyişini cezalandırmak için öldürüldüğünü söylemektedir.من جهةٍ أخرى أشارت العديد من المصادر بانها قتلت عقاباً على غيابها لمدة ليلة عن بيتها.
Haddok da onunla gelmeyi kabul eder.فتقرر تيسا الذهاب معهما.
Haddok da onunla gelmeyi kabul eder.Ed concorda em levá-la junto.
Amcası bir Japon rahibi olup bu nikah törenine gelmeyi kabul etmemiştir.O pai dela não viajou à Rússia para assistir ao casamento.
Bu transfer döneminde gelmeyi çok istedim.Espero que me apoiem durante essa transição.
Amcası bir Japon rahibi olup bu nikah törenine gelmeyi kabul etmemiştir.Haar oom is een priester en weigert de huwelijksceremonie bij te wonen.
Ama buna rağmen sonunda galip gelmeyi becerir."Ik weet zeker dat ik uiteindelijk zal winnen'.
Bu transfer döneminde gelmeyi çok istedim.Dit was de datum van de souvereiniteitsoverdracht.
Telefon tekrar çalarsa, onu duymazdan gelmeyi planlıyorum.Als de telefoon opnieuw gaat, wil ik hem negeren.
Mezun olduktan sonra New York'a gelmeyi planlarlar.Razem planują ucieczkę po maturze.
Onun katılmayışına yönelik eleştiriler üzerine, "Tanrı biliyor, gelmeyi çok istedim ama gelemedim." dedi.Odpowiedział mu Jezus: Dokąd ja idę, ty teraz za mną pójść nie możesz, ale później pójdziesz.
Mezun olduktan sonra New York'a gelmeyi planlarlar.Po maturitě odchází studovat do New Yorku.
Ayrılmak isteyen birimler bağımsız devletler kurmak yerine, federe devlet haline gelmeyi tercih ederler.Oba raději spáchali sebevraždu, než aby byli oběšeni Brity.
Haddok da onunla gelmeyi kabul eder.Gracia a venit și ea să i se alăture.
Ona karşı gelmeyin.Nu vă opuneţi lui.
Sahilde Kate, Jack'le mağaralara gelmeyi reddeder.A tengerparton, Jack közli Kate-tel, ideje indulni a barlangokhoz.
Bu başarının devamı gelmeyince 1967'de takımdan ayrıldı.Különösebb sikerek hiányában 2002 júniusában otthagyta a klubot.
Mezun olduktan sonra New York'a gelmeyi planlarlar.Molemmat päättävät tulla takaisin New Yorkiin valmistumisen jälkeen.
Haddok da onunla gelmeyi kabul eder.Late haluaisi lähteä mukaan.
Haddok da onunla gelmeyi kabul eder.Η Κλαρκ συμφωνεί να πάει μαζί της.
Diğer bazı kaynaklarda kızın bir gece eve gelmeyişini cezalandırmak için öldürüldüğünü söylemektedir.Andre kilder mener derimod, at hun blev dræbt for at have været borte fra sit hjem i en nat.
Sahilde Kate, Jack'le mağaralara gelmeyi reddeder.På stranden nægter Kate at tage med Jack til hulerne.
Yetkililerden hiç kimse gelmeyince ceset 6 saat bekletildi.Der blev ikke taget referat af disse private møder, som varede i alt 6 timer.
Mutfağa gelmeyin.Kom ikke ind i køkkenet.
Amcası bir Japon rahibi olup bu nikah törenine gelmeyi kabul etmemiştir.Tuy nhiên, cha cô là Lư Lão gia không cho phép cô cưới một người Nhật.
Cevap gelmeyince kızı öldürür.答えられなかったら殺す。
O United'a gelmeyi seçtiği için mutluyum.そのため、ユーストマと結ばれると知らされたときは大喜びしていた。
Günümüze kadar gelmeyi sadece bir tanesi başarabildi.本来は一人ひとつまでしか使えない。
Haddok da onunla gelmeyi kabul eder.そんな中、加代がおしんに一緒に来いと言う。
Kaçış günü Penelope buluşma yerine gelmeyince Julian tek başına Paris'e gider.しばらく交際したのち、ジュリアンは一人でフランスへ帰ってしまう。
Ama buna rağmen sonunda galip gelmeyi becerir."ほっといても最後には彼が勝つのだ。
Bu transfer döneminde gelmeyi çok istedim.移設時に有効長を長くした。
Elbette denizciler bunları görmezden gelmeyip Luffyi tehtit görmüş, başına 30.000.000 Beri ödül konmuştur.很多高地人看到他,也帮助他,没人拿他去领3万英镑的赏金。
Yetkililerden hiç kimse gelmeyince ceset 6 saat bekletildi.騷亂持續了六小時,有6人被逮捕。
Mezun olduktan sonra New York'a gelmeyi planlarlar.졸업 후 공부와 학업을 병행하기 위해 뉴욕으로 갔다.
Yetkililerden hiç kimse gelmeyince ceset 6 saat bekletildi.למרות השמירה עליו, גופותיהם נמצאו רק אחרי 36 שעות.
Bir kolu alçıda küçük kız, annesi onu okuldan almaya gelmeyince eve tek başına gitmeye çalışır.זהו סיפורה של ילדה בת שש, שאמהּ לא באה לאסוף אותה מבית הספר והיא מתחילה ללכת לבדה בחזרה הביתה.
Fakat oğlu Sirakuzalı Antifolus geri gelmeyince Egeon'da onu aramak için Efes'e gelmiştir.כשאנטיפולוס מסיראקוז לא שב, אגאון נסע למצוא אותם.
Haddok da onunla gelmeyi kabul eder.עם זאת, ריאה מסכימה לחזור עמו.
Mezun olduktan sonra New York'a gelmeyi planlarlar.След дипломирането си се премества в Ню Йорк.
Sahilde Kate, Jack'le mağaralara gelmeyi reddeder.Na plaži Kate odbija otići s Jackom u pećine.
Ama buna rağmen sonunda galip gelmeyi becerir."Bez obzira na to on se kasnije ipak uspio osvetiti.
Haddok da onunla gelmeyi kabul eder.Zbojníci sa rozhodli vziať ju so sebou.