Ana içeriğe geç
Sözlük

gelmeye ile cümle

gelmeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Lütfen, Babacığım. Saat bile tik tak ediyor, Babacığım eve gelmeyecek misin?Lo dice perfino l'orologio: papino, per favore, torni a casa?
Lütfen Babacığım, Saat bile tik tak ediyor, Babacığım eve gelmeyecek misin?О, татенце, и монотонно часовникът тиктака, татенце, ще си дойдеш ли у дома?
Lütfen, Babacığım. Saat bile tik tak ediyor, Babacığım eve gelmeyecek misin?О, татенце, и монотонно часовникът тиктака, татенце, ще си дойдеш ли у дома?
Madem söylediđiniz saatte gelmeyeceksiniz...Ζω για την μέρα που θα μπορώ να σε αγκαλιάζω για όσο θέλω.
Madem söylediđiniz saatte gelmeyeceksiniz...Хмх, и аз това казвам. Ако няма да се прибирате в уговорения час....
Mantığa tam uygun gelmeyen ise, bu şey merkezde daha hızlı dönmez mi? -אבל מה שעשוי להיות קצת לא אינטואיטיבי - אתם יכולים לחשוב, וואו, ובכן, אם נשים משהו במרכז הוא לא יסתובב
Merkezdekilere zarar gelmeyeceğini söylemiştin.Dijiste que a los que estuviéramos en el centro no nos ocurriría nada..
Merkezdekilere zarar gelmeyeceğini söylemiştin.Disse que se estivéssemos no centro não haveria mal...
Merkezdekilere zarar gelmeyeceğini söylemiştin.Du sa att vi i centrum inte skulle bli skadade.
Merkezdekilere zarar gelmeyeceğini söylemiştin.Du sagde, at os i midten ikke ville komme til skade.
Merkezdekilere zarar gelmeyeceğini söylemiştin.Hai detto che non ci sarebbe successo nulla qui al centro.
Merkezdekilere zarar gelmeyeceğini söylemiştin.Sanoit, että meille keskellä oleville ei tapahtuisi mitään.
Merkezdekilere zarar gelmeyeceğini söylemiştin.Tym wewnątrz kręgu miało nic nie grozić.
Merkezdekilere zarar gelmeyeceğini söylemiştin.Είπες ότι όσοι ήμασταν στο κέντρο δεν θα παθαίναμε τίποτα...
Merkezdekilere zarar gelmeyeceğini söylemiştin.Ты сказал, что в центре нам не причинят вреда...
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.A început să vină de două ori pe săptămână la centrul meu pentru că femeile nu puteau merge la moschee.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.Elkezdett heti két alkalommal járni az általam alapított központba, mivel a nők nem mehettek a mecsetbe.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.Empezó a venir a mi centro dos veces por semana porque las mujeres no podían ir a la mezquita.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.Er begann zweimal die Woche in mein Zentrum zu kommen, weil Frauen nicht zur Moschee gehen konnten.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.Hij begon twee keer per week naar mijn centrum te komen omdat vrouwen niet naar de moskee konden gaan.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.Iniziò a venire al mio centro due volte a settimana perchè le donne non potevano andare alla moschea.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.그리고 그는 일주일에 두번 저의 센터에 오기시작했죠 왜냐면 여성들은 이슬람사원에 갈수 없거든요
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.Przychodził dwa razy w tygodniu do mojego centrum, ponieważ kobiety nie mogły chodzić do meczetu.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.Άρχισε να έρχεται δύο φορές τη βδομάδα στο σχολείο μου επειδή οι γυναίκες δεν μπορούσαν να πάνε στο τέμενος.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.Започна да идва два пъти в седмицата в моя център, тъй като жените не можеха да ходят в Джамията.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.Он начал появляться в нашем центре дважды в неделю, потому что женщины не могли посещать мечеть.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.הוא התחיל להגיע פעמיים בשבוע אל המרכז שלי שכן לנשים אסור להגיע למסגד.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.وبدأ في المجئ للمركز مرتين في الأسبوع لأن النساء لا يستطعن الذهاب إلى المسجد.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.彼が、週に二回私のセンターへ来ました そして彼が去った後、
Neden gelmeyeyim? Bende bu kadronun bir parçasıyım. Hayır...Sao lại đến? tôi cũng là thành viên ở đây mà. không...
Neden gelmeyeyim?De ce as fi venit?
Neden gelmeyeyim?Dlaczego mógłbym przyjść?
Neden gelmeyeyim?Kenapa aku datang?
Neden gelmeyeyim?Perchè dovrei essere venuto?
Neden gelmeyeyim?Prečo asi?
Neden gelmeyeyim?Varför borde jag inte komma?
Neden gelmeyeyim?Waarom zou ik gekomen zijn?
Neden gelmeyeyim?Warum würde ich kommen?
Neden gelmeyeyim?Γιατί θα ερχόμουν;
Neden gelmeyeyim?Зачем я пришёл?
Neden gelmeyeyim?Защо ли съм тук?
Neden gelmeyeyim??למה באתי
Neden gelmeyeyim?لماذا جئت؟
Neden gelmeyeyim?俺もここの部員だけど
Nsereko dini ve kültürel liderleri tasarıya karşı gelmeye çağırdı.Ha poi invitato i leader religiosi e culturali a farsi avanti e ad esprimersi contro la proposta di legge.
Nsereko dini ve kültürel liderleri tasarıya karşı gelmeye çağırdı.Luego llamó a los líderes religiosos y culturales a hablar contra el proyecto.
O büyüklük ile bazı kötü sorunlar ortaya çıkacak, bunlardan biri ulaşım sistemi, nüfusa yeterli gelmeyecek.그리고 그런 성장과 더불어 심각한 실제적인 문제들이 생길 것입니다. 그 중의 하나가 우리의 교통 체계인데,
O büyüklük ile bazı kötü sorunlar ortaya çıkacak, bunlardan biri ulaşım sistemi, nüfusa yeterli gelmeyecek.ובצמיחה כזאת מגיעות מספר בעיות מעשיות, אחת מהן היא מערכת התחבורה
O büyüklük ile bazı kötü sorunlar ortaya çıkacak, bunlardan biri ulaşım sistemi, nüfusa yeterli gelmeyecek.وبذلك النمو تظهر بعض المشاكل العملية الحادة احدها نظام النقل
O büyüklük ile bazı kötü sorunlar ortaya çıkacak, bunlardan biri ulaşım sistemi, nüfusa yeterli gelmeyecek.深刻な問題が生まれるのです 交通体系が対応しきれなくなるという 問題もあります
O da sonsuza dek Yakupun soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.››a bude kraľovať nad domom Jakobovým až na veky, a jeho kráľovstvu nebude konca.
O da sonsuza dek Yakupun soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.››A kralovati bude v domě Jákobově na věky, a království jeho nebude konce.
O da sonsuza dek Yakupun soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.››Dan Ia akan memerintah sebagai raja atas keturunan Yakub selama-lamanya. Kerajaan-Nya tidak akan berakhir.
O da sonsuza dek Yakupun soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.››e regnerà per sempre sulla casa di Giacobbe e il suo regno non avrà fine»
O da sonsuza dek Yakupun soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.››e reinará eternamente sobre a casa de Jacó, e o seu reino não terá fim.
O da sonsuza dek Yakupun soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.››És uralkodik a Jákób házán mindörökké; és az õ királyságának vége nem lészen!
O da sonsuza dek Yakupun soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.››Hij zal voor altijd over het volk Israël regeren en aan Zijn regering zal geen einde komen."
O da sonsuza dek Yakupun soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.››I będzie królował nad domem Jakóbowym na wieki, a królestwu jego nie będzie końca.
O da sonsuza dek Yakupun soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.››Il règnera sur la maison de Jacob éternellement, et son règne n`aura point de fin.
O da sonsuza dek Yakupun soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.››in kraljeval bo v hiši Jakobovi vekomaj in kraljestvu njegovemu ne bo konca.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod