Her gece ağlıyorum, Babacığım eve gelmeyecek misin?Noapte după noapte eu plâng Vino acasă Tati, te implor!
Her gece ağlıyorum, Babacığım eve gelmeyecek misin?Noc co noc já pláču. Miláčku, kdy prosím přijdeš za mnou?
Her gece ağlıyorum, Babacığım eve gelmeyecek misin?Noche tras noche, lloro. Papá, ¿no puedes venir a casa?
Her gece ağlıyorum, Babacığım eve gelmeyecek misin?Noite após noite, eu continuo a chorar! " Amor quando vais voltar para casa, por favor?"
Her gece ağlıyorum, Babacığım eve gelmeyecek misin?Notte dopo notte grido Papino, per favore, torni a casa?
Her gece ağlıyorum, Babacığım eve gelmeyecek misin?Nuit après nuit je pleure, papa, vous s'il te plaît, rentre à la maison.
Her gece ağlıyorum, Babacığım eve gelmeyecek misin?Płaczę noc po nocy Proszę wróc do domu kochany
Her gece ağlıyorum, Babacığım eve gelmeyecek misin?Нощ подир нощ аз плача, татенце, ще си дойдеш ли у дома?
Her gece ağlıyorum, Babacığım eve gelmeyecek misin?ダディー 帰ってきて 寂しすぎる
Herkes burada olunca... ...yaparız. Ne? Henüz gelmeyen kim?Bọn em sẽ đi ạ. hả? ai chưa có tới nào?
Hey Oh Ha Ni! Aklın başına gelmeyecek mi?هييه او هاني الن تعودي الى وعيك؟!
Hey Oh Ha Ni! Aklın başına gelmeyecek mi?はい
Hey, Twombles. Buraya gel. ZPT'ler geri gelmeyecek dostum.Mereka hadapi banyak perlawanan.
Hey, Twombles. Buraya gel. ZPT'ler geri gelmeyecek dostum.Napotkali na ciężki opór!
Hiç kimse gelmeyecekse, nasıl basın konferansı yapabiliriz?Alors, pourquoi on nous fait attendre ?
Hiç kimse gelmeyecekse, nasıl basın konferansı yapabiliriz?Hogy lesz itt sajtókonferencia?
Hiç kimse gelmeyecekse, nasıl basın konferansı yapabiliriz?Αν δεν έρχεται κανείς, πως θα κάνουμε συνέντευξη τύπου;
Hiç kimse gelmeyecekse, nasıl basın konferansı yapabiliriz?اذا لم يأتي احد كيف سنعقد اللقاء؟
İlk bakışta aklımıza gelmeyen bir şeyi hemen belirteyim.De vrouwen in de beeldengroep zijn gekleed, maar de manier waarop de beeldhouwer de kleding gedrapeerd heeft,
İlk bakışta aklımıza gelmeyen bir şeyi hemen belirteyim. Genelde bu heykellerin hep beyaz olduğunu düşünürüz.Но боите биха помогнали на зрителите ниско долу да видят детайлите по скулпторите.
İlk bakışta aklımıza gelmeyen bir şeyi hemen belirteyim.lo cual nos hubiera parecido muy extraño y nos hubiera asustado.
İlk bakışta aklımıza gelmeyen bir şeyi hemen belirteyim.Важно помнить еще кое-что.
İlk bakışta aklımıza gelmeyen bir şeyi hemen belirteyim.それを白く塗られたものだと思っていますが
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.Aku melihatnya di Internet dan memutuskan untuk datang kemari.
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.Cháu tìm trên mạng và đã quyết định đến đây.
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.Ich habe es in Internet gesehen und habe entschieden hier hin zu kommen.
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.Ik heb het opgezocht op het internet en besloot om hier te komen.
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.Jag tittade på internet och bestämde för att komma hit.
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.J'ai regardé sur internet et décidé de venir à cet endroit.
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.L'ho visto su internet e ho deciso di venire qua.
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.M-am uitat pe internet si am decis sa venim aici.
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim. Restoranınız çok şirin!Przegladałam internet i postanowiłam tutaj przyjść pańska restauracja jest naprawdę piękna
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.Ta lokal sem zasledila na spletu in se odločila, da pridem.
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.Το έψαξα στο 'Ιντερνετ και αποφάσισα να έρθω εδώ.
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.Я искала в интернете, нашла это место и решила пойти сюда.
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim..מצאתי את המקום הזה באינטרנט והחלטתי לבוא לפה
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.بحثت في الانترنت وقررت المجئ الى هنا
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim.お店がとっても素敵ですね
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.Arizona és Isztambul között kezdtem ingázni.
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.전 아리조나와 이스탄불을 오가기 시작했어요.
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.Saya mulai bolak balik Arizona dan Istanbul.
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.התחלתי בנסיעות קבועות בין אריזונה ואיסטנבול.
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.بدأت اتنقل بين أريزونا وإسطنبول.
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.二つの街です
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.Als je deze twee feiten beschouwt, begint het weinig zin te hebben dat we er per se één moeten bezitten.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.Când luați în considerare aceste două fapte, începe să aibă mai puțin sens să avem propria mașină cu totul.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.Donc si vous prenez ces deux choses en compte, ça a peu de sens de devoir en posséder une dans l'absolu.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.Jeśli więc rozważysz te dwa fakty, konieczność posiadania auta zaczyna mieć coraz mniej sensu.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.Když si uvědomíte tyhle dvě věci, už není tolik jasné, proč bychom měli vlastnit auto.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.그래서 여러분이 이 두 가지 요소를 고려한다면, 자동차를 소유해야 한다는 사실이 이해가 안되기 시작할 것입니다.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.Quando voi considerate questi due fatti cominciate a capire che ha poco senso possedere per forza un'auto.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.S amikor belegondolsz, kicsit kevésbé éri meg, hogy tulajdonunk legyen egy autó.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.Så när man begrundar dessa två fakta, börjar det kännas lite mindre nödvändigt att vi måste äga en bil.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.Si consideramos estos 2 hechos empieza a cobrar un poco menos sentido tener uno propio todo el tiempo.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.Takže ak zvážite tieto dva fakty, už nie je tak jasné, prečo by sme mali vlastniť auto.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.Vì thế khi bạn xem xét 2 sự thực đó, nó bắt đầu có lý một chút rằng chúng ta phải một cái hoàn toàn.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.Οπότε, αν σκεφτεί κανείς τα δύο αυτά δεδομένα, αρχίζει να βγάζει λιγότερο νόημα να έχεις ένα εντελώς δικό σου.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.לעד כמה חזקה יכולה להיות צריכה שיתופית שתגרום לשינוי התנהגויות. המכונית הממוצעת
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.لذا عندما تفكر في هاتين الحقيقتين، يصبح الأمر أقل معقولية أن نتملك سيارة.
İşte bu iki gerçeği değerlendirirseniz, bir tanesine sahip olmak açıkça daha az mantıklı gelmeye başlar.自動車を一台持たなければならないことが 少し馬鹿げたことのように思えます ZipcarやGoGetのようなカーシェアリングの