Bu sırada Türk takımlarından cazip teklifler gelmeye başladı.Konec jejich zábavě učiní turecké stráže.
Misafirler gelmeye başlar.Hosté se scházejí.
O yılın yazında ilk turistler şehre gelmeye başladılar.V té době začínají na ostrov přicházet první turisté.
O ve Kurosava sık sık sonu gelmeyen anlaşmazlıklara giriyorlardı.On a Monk mají neustále rozpory, primárně způsobené jejich nekompatibilními obsesemi.
"Yarın işe gelmeyeceğim."Mâine nu venim la premieră".
İyi ve kötü arasındaki sonu gelmeyen savaş tekrar başlamak üzeredir.Din acel moment începe lungul război dintre bine și rău.
Grup sansasyanel konserleri ve sonu gelmeyen turneleriyle meşhurdu.Grupul era faimos pentru concertele spectaculoase dar și pentru nenumăratele turnee.
Sonra, diğer şarkılar gelmeye başladı."Și au avut dreptate, ulterior am început să cânt.”
Kısa bir kuşatmadan sonra, herhangi bir Kartaca yardımı gelmeyeceğini gören Sirakuza Roma ile barış yaptı.După un scurt asediu, neprimind sprijin cartaginez, Siracuza a încheiat pace cu romanii.
Avrupalı kürk tüccarları 1800 lerin ortalarında İç Alaska'ya gelmeye başlamışlardır.Aranjamentele florale în Europa Aranjamentele florale ajung în Europa în jurul anului 1000 d.
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.Atunci va fi lipsă și foamete mare.
Johann Jakob’un pozisyonunu kıskanıyordu ve ikisi sıkça birbirine üstün gelmeye çalışıyordu.Johann féltékeny volt Jakob pozíciójára és kölcsönösen igyekeztek fölülmúlni egymást.
Misafirler gelmeye başlar.Megérkeznek a vendégek.
Son zamanlarda kente Afganistan ve Irak'tan Kürtler de gelmeye başlamıştır.Viszonylag újabban érkeztek a Közel-Keletről az afgánok és az iraki kurdok.
Tosca'yı tutuklamak için yanına gelmeye başlar.Beszélgetésüket Tosca érkezése szakítja meg.
Daha sonraları başarılar üst üste gelmeye devam etti.A sikersorozat ezután tovább folytatódott.
Takımdan ümidi kesmiş olan taraftar artık maçlara gelmeye başlamıştır.Ami még különlegessé teszi, hogy az ellenfél kezdte a mérkőzést.
Bu tarihten itibaren ilk Bulgar yerleşimciler bölgeye gelmeye başlamıştır.Ebben az időben jelennek meg az első cigány családok a településen.
Sunday Mirror gazetesinde beliritilen bir kaynağa göre, Robbie Williams gelmeyeceğini bildirdi.Sajnos, a Sunday Mirror szerint: "Robbie bejelentette, hogy nem jön.
Slavlar Baranya'ya 6. yüzyılda gelmeye başlamıştırlar.A szlávok a 6. században jelentek meg itt először.
Sonra, diğer şarkılar gelmeye başladı."Sitten muut kappaleet alkoivat tulla.”
Bu bir halkın sesi, Tüm kardeşleri bir araya gelmeye çağıran.Se on kansan ääni, joka kutsuu veljiään löytämään itsensä.
Arka arkaya zamlar gelmeye başladı.Naisten menneisyys avautuu takaumina.
"Yarın işe gelmeyeceğim.""Ei ole takeita siitä, että elämme huomenna.
Misafirler gelmeye başlar.Yhtäkkiä kosijat saapuvat.
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.Riittävän ravinnon saanti oli monesti ongelma, ja nälkää nähtiin ajoittain.
Bunu bilen var mı dememe kalmadı ki tweet'ler gelmeye başladı.Hän halusi tietää, mitä tapahtuu, joten hän seurasi Twitteriä.
Ben gelmeyeyim, bir şey yazacağım galiba dedim.Mutta älä huolehdi; meillä on suunnitelmia.
Johann Jakob’un pozisyonunu kıskanıyordu ve ikisi sıkça birbirine üstün gelmeye çalışıyordu.Ο Γιόχαν ζήλευε την θέση του Γιάκομπ και οι δύο συχνά προσπαθούσαν να ξεπεράσουν ο ένας τον άλλον.
Bu bir halkın sesi, Tüm kardeşleri bir araya gelmeye çağıran.Είναι η φωνή ενός λαού Που καλεί όλα τα αδέρφια του να συναντηθούν ξανά.
Yavrular büyümeye devam ettikçe, daha uzun süre yalnız kalabilir hale gelmeye başlar.Όσο μεγαλώνουν τους αρέσει περισσότερο η μοναξιά.
Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz” dedi.Δήλωσε «Δεν είμαι αστεία.
Ben gelmeyeyim, bir şey yazacağım galiba dedim.Έγραψα ότι νόμιζα ότι μπορούσα να γράψω.
"Yarın işe gelmeyeceğim."Τώρα, όχι αύριο!"
Bu bilim adamlarının uzun süredir üzerinden gelmeye çalıştıkları bir problemdi.Το φαινόμενο προβλημάτιζε επί μακρόν τους επιστήμονες.
Artık her şey daha anlaşılır hale gelmeye başlamıştır.Αρχίζει να γίνεται κάπως ευρύτερα γνωστός.
Slavlar Baranya'ya 6. yüzyılda gelmeye başlamıştırlar.Σλάβοι κατέφθασαν στην περιοχή τον 6ο αιώνα.
İyi ve kötü arasındaki sonu gelmeyen savaş tekrar başlamak üzeredir.Det store slag mellem godt og ondt skulle igen til at udkæmpes.
Artık her şey daha anlaşılır hale gelmeye başlamıştır.Samlet set er tingene begyndt at ske.
Günümüzde eğitim giderek salt kamusal bir görev olmaktan çıkarak bir hizmet haline gelmeye başlamıştır.Sagen udviklede sig efterhånden fra at bevare laksen til at blive en sag om samiske rettigheder.
5. sezonda ise dizi 90 dk. olarak ekrana gelmeye başladı.I USA er femte sæson begyndt at rulle på skærmen.
Johann Jakob’un pozisyonunu kıskanıyordu ve ikisi sıkça birbirine üstün gelmeye çalışıyordu.Johann var misunnelig på Jakobs stilling og de to prøvde ofte å overgå hverandre.
Tacitus'un anlattıklarına göre evlilikleri boyunca kocasını "sonu gelmeyen suçlamalarla takip etmişti".Tacitus rapporterte at i løpet av deres ekteskap hadde hun «forfulgt sin ektemann med ustanselige anklager».
Ancak zamanla Ajax'ın popülerliği artınca stad takıma küçük gelmeye başladı.Ettersom Ajax' popularitet vokste, ble De Meer også for liten.
Misafirler gelmeye başlar.Gjestene drar.
"Yarın işe gelmeyeceğim."Ikke engang i fremtiden fungerer noe».
Slavlar Baranya'ya 6. yüzyılda gelmeye başlamıştırlar.Slaverne innvandret i det sjette århundret.
Anne:Salma bint Amr An-Najjariya (Mûrrah'ın neslinden gelmeyen biri).Keluarlah Sayyidah Fathimah binti Muhammad ﷺ, sambil menjawab salam Uwais.
Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi.Kamu juga memiliki ilmu yang diajarkan kepadamu yang tidak kuketahuinya.”
Fakat onların her dediğine, özellikle çapulculuk hareketlerine, karşı gelmeye başladı.Meskipun demikian, ia menolak segala rayuan mereka karena ia mencintai Ataru sepenuh hati.
Uğur Bayar) Aklıma Gelmeyen Başıma Geldi (söz.Aku sekali-kali tidak mengharapkan upah atas apa yang kukerjakan ini.
Savaş İspanya için sonu gelmeyen bir hal alacaktır.Perang ini berakhir tanpa hasil yang memuaskan bagi Belanda.
Sen bana karşı gelmeyeceksin.Saya tidak akan menyalahkan Anda ...
Bir daha buraya gelmeye cesaret edemezler" dedi.Setelah mereka kaluar, mereka tidak akan kembali lagi ke tempat ini.”
Kuark modelinin doğrulanmasından sonra güçlü etkileşim QCD anlamına gelmeye başladı.Setelah model quark diverifikasi, interaksi kuat diartikan sebagai QCD.
Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz” dedi."Nếu mày phải giải thích trò đùa, thì sẽ không có trò đùa nào hết!"
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.Thời gian đầu nó có thể không chịu ăn và nhịn đói.
Enterbrain tarafından satın alınmadan önce 2010 yılında çevrimiçi hale gelmeye başladı.Nó bắt đầu được đăng nhiều kỳ trực tuyến vào năm 2010, trước khi được hãng Enterbrain mua lại.
Namaz bitince dışarıdan birçok ses gelmeye başlar.Sau cuộc khai quật, nảy ra nhiều tiếng đồn đãi.
Savaş İspanya için sonu gelmeyen bir hal alacaktır.Trận chiến kết thúc không phân thắng bại với phần lợi nghiêng về phía Tây Ban Nha.