Musa: "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmeyeceğim" dedi."You will find me patient if God wills," said Moses; "and I will not disobey you in any thing."
Bununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler.Never does a new reminder come to them from Ar-Rahman but they turn away from it.
Seninle alay edenlerin haklarından gelmeye Biz yeteriz.We are surely sufficient to deal with those who scoff at you,
Hem seni halkından çabucak ayrılıp gelmeye sevkeden sebep ne ey Mûsâ?What made you hurry away, O Moses, from your people?"
Oysa daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?(But they will be told,): "Are you not those who used to swear: 'There is no reverse for us?'
Dedi: "ALLAH dilerse beni sabırlı bulacaksın; sana hiç bir işte karşı gelmeyeceğim.""You will find me patient if God wills," said Moses; "and I will not disobey you in any thing."
"Babacığım, bana, sana gelmeyen bir bilgi geldi.O my father, to me has come such knowledge as never came to you.
İçinizden oraya gelmeyecek yoktur; bu, Rabbinin gerçekleştireceği kesin bir karardır.There is not one among you who will not reach it. Your Lord has made this incumbent on Himself.
Üzerlerine de yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi!And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
İmana gelmeyen o kâfirlere de ki: "Elinizden geleni geri koymayın! Biz de yapacağımızı yapacağız."And say to the disbelievers, “Keep on with your works in your places; we are carrying out ours.”
Ne yapayım, onlar, bir türlü imana gelmeyen bir topluluktur” demesini de biliyor. [25,30]These people do not accept faith!”
Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.Ah the misery of the bondmen! there cometh not: Unto them an apostle but him they have been mocking.
Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi.Verily! There has come to me of knowledge that which came not unto you.
Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi.Verily! There has come to me of knowledge that which came not unto you.
İnkarcılar: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır!Those who disbelieve say: "The Hour will not come to us."
Burada bize yorgunluk gelmeyecek, burada bize usanç gelmeyecektir."In it we are untouched by toil, and untouched by fatigue.’
Hala binlerce başsağlığı mesajı gelmeye devam ediyor.This Twitter user writes:
B92'den Veran Matiç: Geçmişteki O Nefret Dolu Konuşmalar Asla Geri GelmeyecekB92's Veran Matic: The Old Form of Hate Speech Will Never Come Back
Rohan: Kosova'nın statüsü kendiliğinden gelmeyecekRohan says Kosovo status won't come automatically
Rohan bununla birlikte, Kosovalı liderlere statünün kendiliğinden gelmeyeceğini söyledi.He also warned Kosovo leaders that status would not come automatically.
O paranın Kosova'ya geri gelip gelmeyeceğini bilmiyorum." diyor.I don't know if that money will ever be brought back to Kosovo," he said.
İttifak, tehlikeli bir güvenlik sorununun üstesinden gelmeye çabalıyor.The Alliance works to confront a dangerous security challenge.
Ancak kampanya mücadelesinin devamının gelip gelmeyeceği henüz belirsiz.But it is not yet clear whether the campaign struggle will have repercussions.
Bu bilgiler olmadan BH'ye gelmeyeceklerdir.Without this information, they will not come to BiH.
Fakat BH'nin herhangi bir terör türünün üssü haline gelmeyeceğinden eminim.But I am confident that BiH is not and will not become a base for any kind of terrorism.
Gücü bölgesel komşularından gelmeyecek." dedi.It will not come from his regional neighbours," Hentov says.
DP'nin parlamentoda, buradaki bir muhalefetin üstesinden gelmeye yetecek gücü yok.The DP does not have enough strength in parliament to overcome opposition there.
Oyuncular Mlikota’nın bu fikrini beğendi ve her yıl Zagvozd’a gelmeye başladı.Actors liked Mlikota's idea and started coming to Zagvozd each year.
Sevdiklerimiz, tabii ki geri gelmeyecek."Our loved ones, of course, can't come back."
Fakat Arnavutlar Sırplar'ın oraya sadece süs olarak gelmeyeceğini bilmelidir.But Albanians should acknowledge that Serbs cannot be there just for decor.
Başbakan, "Sanader ile gelecek hafta kadar yakın bir zamanda bir araya gelmeye hazırım." dedi."I'm prepared to meet with Sanader as soon as next week," Pahor said.
Davetler kesin üyelik anlamına gelmeyecek.The invitations will not bring automatic membership.
Herşeyden önce krizi görmezden gelmeyeceğiz.First of all, by not turning a blind eye to it.
Bu arada tüm taraflardan karşılıklı tehditler ve suçlamalar da gelmeye devam ediyor.In the meantime, threats and accusations continue to be voiced on all sides.
Bunların bile zamanla "sıkıcı" gelmeye başladığını söylüyor.Even that, she says, eventually became "boring".
Yetkililer de turistleri geri gelmeye davet ediyorlar.Officials are now inviting tourists to come back.
Ancak ... böyle bir durumun karşılıklı tedbirler olmadan daha fazla meydana gelmeyeceği de açık.But … this type of situation can obviously no longer happen without reciprocal measures.
5. sezonda ise dizi 90 dk. olarak ekrana gelmeye başladı.During the 5th season, the show's airtime rose up to 90 minutes once a week.
1908 yılında yerleştiği Berlin'de tarzı daha dışavurumcu hale gelmeye başladı.When he settled to Berlin in 1908, his style became more expressionist.
Enterbrain tarafından satın alınmadan önce 2010 yılında çevrimiçi hale gelmeye başladı.It began serialization online in 2010, before being acquired by Enterbrain.
Birkaç ay sonra Sovyet mahkumları gelmeye başladı.A few months later Soviet prisoners started arriving, mostly officers.
Sabah 5'te Pekin surlarının dışından topçu sesleri gelmeye başlamıştı.[2]At 5:00 am came the sound of artillery outside the walls of Beijing.[48]
O günden itibaren Hye-young'a her gün saat 16:15'te papatya gelmeye başlar.From that day on, she starts receiving daisy flowers daily at 4:15 pm sharp.
Enfeksiyondan sonra siğiller birkaç hafta veya ay boyunca görünür hale gelmeyebilir.After infection, warts may not become visible for several weeks or months.
O, muhtemelen gelmeyecek.Er wird wahrscheinlich nicht kommen.
Tom buraya tekrar geri gelmeyebilir.Es könnte sein, dass Tom nie mehr hierher zurückkommt.
Artık okula gelmeyeceğim.Ich werde nicht mehr zur Schule kommen.
Gerçekten bu gece eve gelmeyecek mi?Wird sie heute Nacht wirklich nicht heimkommen?
Gelmeye niyetim yok.Ich beabsichtige nicht, zu kommen.
Tom'un gelip gelmeyeceğini bilmiyoruz.Wir wissen nicht, ob Tom kommen wird oder nicht.
İyi ve kötü arasındaki sonu gelmeyen savaş tekrar başlamak üzeredir.Die Geschichte vom Kampf zwischen Gut und Böse beginnt aufs Neue.
Bu bir halkın sesi, Tüm kardeşleri bir araya gelmeye çağıran.Das ist die Stimme eines Volkes, Das alle seine Brüder aufruft, sich zusammenzufinden.
Bu dönemlerde Japonların evlerinde, mutfak ayrı bir oda haline gelmeye başlamıştı.Zur selben Zeit wurde in japanischen Häusern die Küche ein separater Raum innerhalb des Gebäudes.
Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi.Der Böse hat Dich mir gesandt!“ – trifft ihn die Ahnung.
Vanadyum oksit çizgileri M sınıfı için geç mevcut hale gelmeye başlar.Die Schwierigkeiten reichen hier bis zum I. Grad.
Merkezden vadedilen yardım gelmeyecek, Kuzey Kore gemilerine saldırmayı hiçbir komutan göze alamayacaktır.Offenbar wollte niemand die Verantwortung für einen Angriff auf die nordkoreanischen Schiffe tragen.
Artık her şey daha anlaşılır hale gelmeye başlamıştır.“Was da passiert ist, wird immer klarer.
Slavlar Baranya'ya 6. yüzyılda gelmeye başlamıştırlar.Slawen begannen sich im 6. Jahrhundert anzusiedeln.
Seçimle gelmeyen ama kralın güvendiği senato üyeleri, hayat boyu atandılar.Die Senatoren des Königreiches wurden nicht gewählt, sondern vom König auf Lebenszeit ernannt.
Teknolojik ilerlemeler giderek daha da önemli hale gelmeye başlamıştır.Die Waffentechnologie gewinnt eine immer größere Bedeutung.