İşlerin bu noktaya gelmesinin nedeni siyasetçilerin geneldeوصلت الاشياء الى هذه المرحلة لأن السياسيين بصورة عامة،
İşlerin bu noktaya gelmesinin nedeni siyasetçilerin genelde我が国では特にそうですが 政治家全般が国民を
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!Ikävä häiritä teitä, vaan olen peloissani.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!Jag är ledsen att störa dig, men jag är rädd.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!Jeg er ked af at forstyrre dig, men jeg er bange.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!Maaf mengganggu Anda, tapi aku takut.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!Mi scusi se la disturbo, ma ho paura.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!Ospravedlňujem sa, že ruším, ale mám strach.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!Przepraszam, że przeszkadzam, ale jestem przerażona.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!Tôi xin lỗi làm phiền bạn, nhưng tôi sợ hãi.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!Λυπάμαι που σας ενοχλεί, αλλά είμαι φοβισμένος.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!Мені шкода вам заважати, але я боюся.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!Мне жаль вам мешать, но я боюсь.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!أنا آسف لإزعاجكم ، ولكن أنا خائفة.
- Kardeşim. Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum. Az önce odasına gittim!- それは何でしたか?それらの犬? - 私の弟。
Kimse gelmesin dedim, ben de.Τζεμρέ, μην είσαι χαζή. Είναι φίλη μου από την σχολή.
Kimse gelmesin dedim, ben de.Джемре, не ставай глупава. Тя ми е приятелка от училище.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Chúng ta làm tê cứng sự tổn thương khi chúng ta chờ đợi một cuộc gọi.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Eltompítjuk a sebezhetőségünket -- amikor a visszahívásra várunk.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Kita bungkam kerapuhan -- ketika kita menunggu panggilan.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.우리가 전화가 오기를 기다릴 때 우리의 취약성을 마비시킵니다.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Me turrutamme haavoittuvuuden -- odottaessamme sitä puhelua.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Ne amorţim vulnerabilitatea. În aşteptarea telefonului...
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Nechceme sa cítiť zraniteľne -- keď čakáme na telefonát.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Noi addormentiamo la vulnerabilità -- quando siamo in attesa della chiamata.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Nós insensibilizamos a vulnerabilidade quando estamos à espera da chamada.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Nous anesthésions la vulnérabilité -- quand nous attendons le coup de fil.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Ochromujeme zranitelnost -- když čekáme na ten telefonát.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Ranljivost otopimo -- ko čakamo na klic.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Uśmierzamy wrażliwość - kiedy czekamy na telefon.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Vi bedövar sårbarhet -- när vi väntar på samtalet.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Vi bedøver sårbarhed -- når vi venter på opringningen.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Wir betäuben Verletzlichkeit -- wenn wir auf den Anruf warten.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Εμείς μουδιάζουμε την ευπάθεια -- όταν περιμένουμε το τηλεφώνημα.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Ми стримуємо вразливість, коли чекаємо важливого дзвінка.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Мы подавляем уязвимость -- когда ждём звонка.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.Ние потискаме уязвимостта, когато например чакаме обаждането.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.אנו משתקים את תחושת הפגיעות -- כשאנחנו ממתינים לאותה שיחת טלפון.
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.إننا نخدرالحساسية -- عندما نكون فى إنتظار المكالمة .
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.私たちは心のもろさを麻痺させています 面白いことにツイッターとフェイスブック上で
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.A tanulásnak teret kell engedni.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Chodzi o to, by ją umożliwiać.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Chúng ta hãy ĐỂ cho nó xảy ra.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Ci de a o lăsa să se producă.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.È lasciare che si manifesti da solo.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Es geht darum, es geschehen zu lassen.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Je to o tom nechať ho, aby sa dialo.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.배움은 스스로 발생하는 일이죠.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Laat het maar gebeuren.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Se trata de dejar que suceda.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Tapi mengenai membiarkan pembelajaran terjadi.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Trata-se de a deixar acontecer.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Vaan sen pitää antaa tapahtua.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Είναι να της επιτρέψουμε να συμβεί.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Йдеться про те, щоб відкрити йому шлях.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Нужно просто позволить ей произойти самой.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.אלא לאפשר לה לקרות.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.انما بترك التعلم ليحدث.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.教師はお膳立てをしたら
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil. Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Il ne s'agit pas de forcer l'apprentissage, mais de laisser apparaître.