Birinci atışta tura gelmesi ikinci atışta tura gelmesini kesinlikle etkilemez. - -Hvis vi fik krone ved andet kast har det intet at gøre med, at vi også fik krone ved første kast. .
Birinci atışta tura gelmesi ikinci atışta tura gelmesini kesinlikle etkilemez. -처음의 튕김에서 앞면이 나왔다는 사실이,
Birinci atışta tura gelmesi ikinci atışta tura gelmesini kesinlikle etkilemez. -あるいは、最初に弾いて表が出た事実は、 二回目に弾いて表が出るのに影響しないのです。
Birinci atışta yazı gelmesi, ikinci atışta tura gelmesini hiçbir şekilde etkilemez. -Có 2 trường hợp có khả năng xảy ra như nhau, và một trong hai cho ta mặt sấp, nên kết quả là 1/2.
Birinci atışta yazı gelmesi, ikinci atışta tura gelmesini hiçbir şekilde etkilemez. -Det er det samme, hvis vi havde set på sandsynligheden for at få plat.
Birinci atışta yazı gelmesi, ikinci atışta tura gelmesini hiçbir şekilde etkilemez. -그래서 이것이 우리가 알아야 할 한가지입니다. 만약 동전이 앞면이 나오는 확률에
Birinci atışta yazı gelmesi, ikinci atışta tura gelmesini hiçbir şekilde etkilemez. -Takže máme všechny možné jevy děleno všemi možnými jevy.
Birinci atışta yazı gelmesi, ikinci atışta tura gelmesini hiçbir şekilde etkilemez. -Маємо 2 рівноможливі ймовірності і одна з них це зворотній бік, отже теж 1/2.
Birinci atışta yazı gelmesi, ikinci atışta tura gelmesini hiçbir şekilde etkilemez. -Нека отбележим нещо.
Birinci atışta yazı gelmesi, ikinci atışta tura gelmesini hiçbir şekilde etkilemez. -これで気づくことがあります。表と裏の確率を足したとしたら、
Bir saldırganın, biz fark etmeden buraya kadar gelmesine izin verdik.Pensar que deixámos um intruso chegar tão longe sem termos reparado.
Bir saldırganın, biz fark etmeden buraya kadar gelmesine izin verdik.Pomyśleć, że daliśmy intruzowi dojść bez naszej wiedzy aż tutaj.
Bir saldırganın, biz fark etmeden buraya kadar gelmesine izin verdik.Se penso che abbiamo permesso a un intruso di arrivare fino a qui senza notarlo.
Bir saldırganın, biz fark etmeden buraya kadar gelmesine izin verdik.Tænk, at vi lod en indtrængende komme så langt.
Bir saldırganın, biz fark etmeden buraya kadar gelmesine izin verdik.Tänk att vi lät en inkräktare komma så här långt.
Bir saldırganın, biz fark etmeden buraya kadar gelmesine izin verdik.Tunkeilija pääsi näin pitkälle huomaamatta.
Bir saldırganın, biz fark etmeden buraya kadar gelmesine izin verdik.Y pensar que hemos permitido que un intruso llegara hasta aquí sin que nos diésemos cuenta.
Bir saldırganın, biz fark etmeden buraya kadar gelmesine izin verdik.Το ότι τον αφήσαμε να φτάσει μέχρι εδώ χωρίς να το καταλάβουμε...
Bir saldırganın, biz fark etmeden buraya kadar gelmesine izin verdik.Подумать только, что мы дали постороннему проникнуть так далеко незамеченным.
Bir tura ya da sıfır tura gelmesinin olasılığı-- aslında şurdan başlıyalım.A probabilidade de que tenhamos exatamente uma cara ou nenhuma cara -- bem, deixe-me começar daqui.
Bir tura ya da sıfır tura gelmesinin olasılığı-- aslında şurdan başlıyalım.Pravděpodobnost, že budu mít přesně jednu hlavu nebo nula hlav--začněme zde.
Bir tura ya da sıfır tura gelmesinin olasılığı-- aslında şurdan başlıyalım.Вероятността да получим точно едно ези или нула ези-та- всъщност, нека започнем оттук.
Bizimle gelmesini babam ısrar etti.Auf Papas Befehl.
Bizimle gelmesini babam ısrar etti.Auf Papas Befehl.
Bizimle gelmesini babam ısrar etti.Ordre du paternel.
Bizimle gelmesini babam ısrar etti.Papá insistió en que viniera.
Bizimle gelmesini babam ısrar etti.Tata a insistat sã-l luãm.
Bizimle gelmesini babam ısrar etti.Viktor är också kär i mig och bevakar Anders.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.En una situación como esa esperaríamos que la Crítica se expida y le diga al Actor que cambie de política.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.Într-o asemenea situație, ne-am aștepta ca Criticul să intervină și să-i spună Actorului să-și schimbe regula.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.In una situazione come questa, ci aspetteremmo che il Critico parli e dica all' Attore di cambiare strategia.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.이 같은 상황에서 우리는 비평가 기관이 행위자 기관한테
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.Numa situação como esta, podemos esperar que o Crítico se manifeste e diga ao Ator para mudar a sua política.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.Và khi đó, chúng ta có thể trông đợi Critic lên tiếng nói với Actor để thay đổi chính sách của nó.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.V takejto situácii by sme očakávali, že prehovorí Critic a povie Actor-ovi, aby zmenil svoj postup.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.V těchto situacích bychom očekávali od Posuzovatele, že se ujme slova a řekne Činiteli, aby změnil postup.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.W takiej sytuacji spodziewalibyśmy się, że Krytyk zabierze głos i powie Aktorowi, aby zmienił politykę.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.В подобной ситуации, мы ожидаем, что Критик подскажет Исполнителю изменить стратегию.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.В ситуация като тази, се очаква Критиката да заговори и да каже на Играчът да промени линията си на поведение.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.במצב כזה, היינו מצפים שה"מבקר" ישמיע את קולו ויגיד ל"מבצע"
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.في موقف مثل هذا ، سنتوقع أن يتحدث الناقد ويُخبر الممثل
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.クリティックは行動方針を変えるよう アクターに働きかけると 予想しました。
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı? - 108 numarada olacak.Comment peux-tu être si égoïste ?
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Ada malam pertemuan penting, jadi beritahu ibumu datang, oke?
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Ada malam pertemuan penting, jadi beritahu ibumu datang, oke?
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Có một cuộc họp quan trọng tối nay, nhắc mẹ cháu đến nhé.
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Det finns en viktig mötesplats i kväll, så berätta för din mamma att komma, okej?
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Dneska večer máme důležitou schůzku, tak řekni mámě, ať přijde, ano?
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Er is een belangrijke vergadering vanavond, dus vertel je moeder te komen, oke?
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Hay una importante reunión a la noche, dile a mama que venga, ¿si?
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Hay una importante reunión de esta noche, para decirle a su mamá que viene, ¿de acuerdo? - Es apto.
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?- Lahko noč. - Adijo. Bodite pozorni.
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Looks bedeuten, als gut.
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Looks betyde så godt.
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Looks jelent is.
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Looks tarkoita samoin.
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Looks σημαίνει επίσης.
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Looks означає також.
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?Olha médio também.
Bu akşam önemli bir toplantı var, annene gelmesini söyle tamam mı?On tient une réunion ce soir, dis à ta mère de venir, d'accord ?