Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Trata-se de a deixar acontecer.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Vaan sen pitää antaa tapahtua.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Είναι να της επιτρέψουμε να συμβεί.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Йдеться про те, щоб відкрити йому шлях.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Нужно просто позволить ей произойти самой.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.אלא לאפשר לה לקרות.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.انما بترك التعلم ليحدث.
Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.教師はお膳立てをしたら
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Bukan mengenai membuat pembelajaran terjadi.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Es geht nicht darum, Lernen zu inszenieren.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Je hoeft het leren niet op te leggen.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Không phải chúng ta LÀM cho nó xảy ra.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.배우도록 만드는 것이 아닙니다.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil. Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Il ne s'agit pas de forcer l'apprentissage, mais de laisser apparaître.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil. Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Není to o tom učení uskutečňovat, je to o tom nechat je, aby se uskutečnilo.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil. Konu meydana gelmesine imkân verilmesi.Не става дума за това да направим така, че знанието да дойде, а да му позволим да дойде.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Não se trata de fazer a aprendizagem acontecer.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Nem nekünk kell tanítani.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Nie chodzi o to, by kogokolwiek zmuszać do nauki.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Nie je to o nútení učenia sa, aby sa dialo.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Non riguarda il creare l'apprendimento.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.No se trata de hacer que el aprendizaje ocurra.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Nu e vorba de a face ca învățarea să se producă.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Oppimista ei pidä teettää.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Δεν είναι να κάνουμε τη μάθηση να συμβεί.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Дело не в создании системы обучения.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.Йдеться не про те, щоб організувати навчання.
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.הכוונה אינה לגרום ללמידה לקרות,
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.ليس بصنع التعليم
Konu öğrenmenin meydana gelmesi değil.自然に起きるのです
"Kötü güçlerin galip gelmesi için ihtiyaç olunan tek şey iyi erkek ve kadınların hiçbir şey yapmamasıdır.""Al dat nodig is om kwaad te laten winnen, is dat goede mensen zwijgen."
"Kötü güçlerin galip gelmesi için ihtiyaç olunan tek şey iyi erkek ve kadınların hiçbir şey yapmamasıdır.""Det enda ondskan behöver för att segra är att de goda ingenting gör".
"Kötü güçlerin galip gelmesi için ihtiyaç olunan tek şey iyi erkek ve kadınların hiçbir şey yapmamasıdır.""악이 승리하기 위해서 필요한 것은 "남성과 여성들이 아무것도 안하는 것이다" 라고요
"Kötü güçlerin galip gelmesi için ihtiyaç olunan tek şey iyi erkek ve kadınların hiçbir şey yapmamasıdır.""Lo necesario para que las fuerzas del mal triunfen es que los buenos hombres y mujeres no hagan nada".
"Kötü güçlerin galip gelmesi için ihtiyaç olunan tek şey iyi erkek ve kadınların hiçbir şey yapmamasıdır."" Tất cả những gì giúp cho cái ác chiến thắng, là những người tốt không làm gì cả."
"Kötü güçlerin galip gelmesi için ihtiyaç olunan tek şey iyi erkek ve kadınların hiçbir şey yapmamasıdır.""Všechno, co je potřeba k tomu, aby uspěli zlé síly je aby dobří muži a ženy nedělali nic."
"Kötü güçlerin galip gelmesi için ihtiyaç olunan tek şey iyi erkek ve kadınların hiçbir şey yapmamasıdır.""Všetko, čo je potrebné aby uspelli zlé sily je aby dobrí muži a ženy nerobili nič."
"Kötü güçlerin galip gelmesi için ihtiyaç olunan tek şey iyi erkek ve kadınların hiçbir şey yapmamasıdır.""Το μόνο που χρειάζονται οι δυνάμεις του κακού να θριαμβεύσουν είναι η απάθεια καλών αντρών και γυναικών."
"Kötü güçlerin galip gelmesi için ihtiyaç olunan tek şey iyi erkek ve kadınların hiçbir şey yapmamasıdır."Чтобы победило зло, достаточно, чтобы хорошие люди просто ничего не делали.
"Kötü güçlerin galip gelmesi için ihtiyaç olunan tek şey iyi erkek ve kadınların hiçbir şey yapmamasıdır.""Щоб перемогти зло достатньо щоб хороші люди просто нічого не робили".
Kuada buraya geri gelmesini söyleyelim ve çubuğun düşmesini sağlayalım.Jetzt soll der Quad hierher zurückkommen und den Stab fallen lassen.
Kuada buraya geri gelmesini söyleyelim ve çubuğun düşmesini sağlayalım.Każmy maszynie wrócić i upuścić tyczkę.
Kuada buraya geri gelmesini söyleyelim ve çubuğun düşmesini sağlayalım.쿼드가 여기로 돌아와서 막대를 떨어트리도록 조작해 보죠.
Kuada buraya geri gelmesini söyleyelim ve çubuğun düşmesini sağlayalım.Laten we de quad terugroepen en de stok laten zakken.
Kuada buraya geri gelmesini söyleyelim ve çubuğun düşmesini sağlayalım.Mondjuk meg a kvadnak, hogy jöjjön vissza ide, és hagyja leesni a pálcát.
Kuada buraya geri gelmesini söyleyelim ve çubuğun düşmesini sağlayalım.Riportiamo il Quad indietro e lasciamo cadere l'asta.
Kuada buraya geri gelmesini söyleyelim ve çubuğun düşmesini sağlayalım.Нехай квад повернеться сюди, а палиця впаде.
Kuada buraya geri gelmesini söyleyelim ve çubuğun düşmesini sağlayalım.כעת נאמר למסוק לחזור לכאן ונתן למוט ליפול.
Kuada buraya geri gelmesini söyleyelim ve çubuğun düşmesini sağlayalım.دعونا نأمر الرباعية بالعودة إلى هنا ونجعل العمود يسقط،
Kuada buraya geri gelmesini söyleyelim ve çubuğun düşmesini sağlayalım.棒を落とすように 指示しましょう 次に 物理的モデルや—
Kuada buraya geri gelmesini söyleyelim ve çubuğun düşmesini sağlayalım.等我指部四旋翼返嚟先 畀四旋翼放低轆棍
Kurumların bir platform haline gelmesinin de güzel bir örneği.Aber es ist auch ein großartiges Beispiel der Regierung als Plattform.
Kurumların bir platform haline gelmesinin de güzel bir örneği.Ale je to také skvělý příklad, kdy státní správa poskytuje platformu.
Kurumların bir platform haline gelmesinin de güzel bir örneği.Ale je to tiež ukážka verejnej správy ako základne.
Kurumların bir platform haline gelmesinin de güzel bir örneği.Dar mai ales este un foarte bun exemplu de admistraţie ca platformă.
Kurumların bir platform haline gelmesinin de güzel bir örneği.De ez egy nagyon jó példa a kormányzatra, mint platformra is.
Kurumların bir platform haline gelmesinin de güzel bir örneği.I tego, że rząd działa jak platforma.
Kurumların bir platform haline gelmesinin de güzel bir örneği.또 플랫폼으로서의 정부 역할의 훌륭한 사례이기도 하죠.
Kurumların bir platform haline gelmesinin de güzel bir örneği.Maar ook een goed voorbeeld van de overheid als platform.
Kurumların bir platform haline gelmesinin de güzel bir örneği.Ma è anche un bell'esempio di amministrazione come piattaforma.