Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Защото е време децата като мен да спрат да бъдат изключение и да станат норма.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Потому что настали такие времена, чтобы дети вроде меня стали не редкостью, а нормой.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Тому що саме зараз час усвідомити, що такі діти, як я, не є винятком - вони є нормою.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.מפני שהגיע הזמן שילדים כמוני יפסיקו להיות יוצאי דופן, ונהפוך לנורמה.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.لأنه الوقت لأطفال مثلي أن لا نكون حالة خاصة بعد الآن، وأن نكون المعيار.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.例外じゃなく 普通になる時が 来たからです ありがとうございました
Çünkü dışarı gidip görevini yapan bir karınca olarak... ...geri gelmesi bir sürü küçük şeye bağlıdır.개미가 되돌아오는 비율은 서식지 바깥에서 작업을 하는 동안 개미에게 일어날 모든 사소한 일들에 따라 달라지기 때문입니다.
Çünkü dışarı gidip görevini yapan bir karınca olarak... ...geri gelmesi bir sürü küçük şeye bağlıdır.Ponieważ tempo w jakim wraca jest zależne od wielu czynników napotkanych na podczas wykonywania zadania.
Çünkü dışarı gidip görevini yapan bir karınca olarak... ...geri gelmesi bir sürü küçük şeye bağlıdır.מכיון שהקצב שבו הנמלים חוזרות תלוי בכל הדברים הקטנים שקורים לנמלה כשהיא יוצאת החוצה ומבצעת את משימתה בחוץ.
Çünkü dışarı gidip görevini yapan bir karınca olarak... ...geri gelmesi bir sürü küçük şeye bağlıdır.لأن المعدل الذي يعود به النمل يعتمد على كل الأشياء الصغيرة التي تحدث للنملة كلماخرجت إلى الخارج لأداء مهامها.
Çünkü dışarı gidip görevini yapan bir karınca olarak... ...geri gelmesi bir sürü küçük şeye bağlıdır.アリに起きている状況次第だからです 二つ目は高度な計算が出来るアリはいないので
Dahası, karşımızda o kadar az düşman varken o çatışmaya Başkumandanın gelmesi garip.Además, con tan poca gente a la que enfrentarse es extraño que el General se presentara.
Dahası, karşımızda o kadar az düşman varken o çatışmaya Başkumandanın gelmesi garip.Além disso, com tão poucos para enfrentar, é estranho que o Comandante Supremo viesse cá.
Dahası, karşımızda o kadar az düşman varken o çatışmaya Başkumandanın gelmesi garip.E in più, con così poche persone da affrontare, è strano che si sia presentato il Comandante Supremo.
Dahası, karşımızda o kadar az düşman varken o çatışmaya Başkumandanın gelmesi garip.Kyse ei ollut monesta ihmisestä- -ja on outoa, että ylipäällikkö tuli sinne.
Dahası, karşımızda o kadar az düşman varken o çatışmaya Başkumandanın gelmesi garip.Och när det nu inte var så många där- -är det konstigt att överbefälhavaren dök upp.
Dahası, karşımızda o kadar az düşman varken o çatışmaya Başkumandanın gelmesi garip.Og når der ikke var flere, er det underligt, - - at den øverstbefalende kom.
Dahası, karşımızda o kadar az düşman varken o çatışmaya Başkumandanın gelmesi garip.И более того, если учесть, что их было не так уж много, странно, что приехал сам Верховный главнокомандующий.
Diğer bir sebep -- belkide bence en kuvvetli sebep-- yavaşlamanın neden zor gelmesi kültürel bir tabudur.또다른 이유는 - 아마도 가장 강력한 이유라고 생각하지만요 -- 왜 느려지기가 어려운가는, 그것이 문화적 금기로서
Diğer bir sebep -- belkide bence en kuvvetli sebep-- yavaşlamanın neden zor gelmesi kültürel bir tabudur.סיבה נוספת -- אם כי, לדעתי, הסיבה החזקה ביותר -- מדוע קשה לנו כל-כך להאט היא הטאבו התרבותי
Diğer bir sebep -- belkide bence en kuvvetli sebep-- yavaşlamanın neden zor gelmesi kültürel bir tabudur.文化的なタブーが関わっています 私たちの文化でスローダウンは
Diğer metot ise varlığın dünyaya gelmesi ve eğitimli birisi aracılıyla iletişime geçilmesi.Drugi sposób polega na tym, że istota przybywa na Ziemię i komunikuje się przez wytrenowane osoby.
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez;타고 난 본성은 변할 수 없는 것이 아니고,
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.A beépített nem azt jelenti, hogy merev, azt jelenti, hogy a tapasztalat előtt rendszerezett."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.Cái có sẵn không có nghĩa là không thay đổi được, nó có nghĩa là được tổ chức trước khi có trải nghiệm."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.Indbygget betyder ikke uformbar; de betyder organiseret gennem fremskridt i erfaringer."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.Ingebouwd betekent niet onkneedbaar, het betekent georganiseerd voor er ervaring is."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.Inherente no significa que no sea maleable; significa organizado anteriormente a la experiencia."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.Înnăscut nu înseamnă că nu e maleabil; înseamnă că e structurat precedând experiența."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.Innato non significa immodificabile, significa organizzato prima dell'esperienza."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.Intégré ne veut pas dire non malléable; cela signifie organisé en prévision de l'expérience."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.Sisäänrakennettu ei tarkoita muuttumatonta; se tarkoittaa rakennetta ennen kokemusta."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.Sudah ada draf tidak berarti tidak bisa berubah; ini artinya terorganisir sebelum ada pengalaman."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.'Wbudowane' nie oznacza 'nieplastyczne', a 'zorganizowane pierwotnie w stosunku do doświadczenia'."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.Προσχεδιασμένο δεν σημαίνει και ανεπηρέαστο - σημαίνει σχεδιασμένο πριν από την εμπειρία."
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir.Вграден не означава непроменлив; оначава организиран преди опита.
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez; Tecrübe edindikçe yapılandığı anlamına gelir."Встроенный" не значит "неподатливый", это значит упорядоченный до опыта".
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez;מובנה פירוש אינו בלתי ניתן לעיצוב;
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez;كون الشيء مصنوع كله معاً لا يعني أنه غير قابل للتأثر :
Doğuştan gelmesi değiştirilemeyeceği anlamına gelmez;それは経験と共に編さんされる"
Dördüncü sınıfa girmek için olması gerekenden büyüktü. Sınıfa gelmesi için ona bir fırsat verdik.Ano, byla starší než do čtvrté třídy, ale dali jsme jí šanci do školy chodit.
Dördüncü sınıfa girmek için olması gerekenden büyüktü. Sınıfa gelmesi için ona bir fırsat verdik.Była trochę za duża, ale pozwoliliśmy jej przychodzić na lekcje.
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuBốn những điều tốt đẹp đã xảy ra với cô ấy, trên thực tế, kể từ khi cô đã để Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuČtyři dobré věci se s ní stalo ve skutečnosti, protože ona přišla Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuCuatro cosas buenas que le había sucedido, de hecho, desde que llegó a Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuCztery dobre rzeczy się z nią stało, w rzeczywistości, ponieważ doszła do Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuEmpat hal yang baik yang telah terjadi padanya, pada kenyataannya, sejak ia datang ke Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuFire gode ting var sket med hende, i virkeligheden, da hun kom til Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuFyra bra saker hade hänt henne, faktiskt, eftersom hon kom till Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştu그녀가 Misselthwaite에 온 이후 네 좋은 일들이 사실은, 그녀에게 무슨 일이 있었
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuNégy jó dolog történt vele, sőt, mivel ő jött Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuNeljä hyvää hänelle oli tapahtunut, itse asiassa, koska hän tuli Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuPatru lucruri bune se întîmplase cu ea, de fapt, deoarece ea a venit la Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuQuatre bonnes choses qui lui était arrivé, en fait, depuis qu'elle est venue au Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuQuatro coisas boas que aconteceu com ela, de fato, uma vez que ela veio para Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuQuattro le cose buone le era accaduto, infatti, da quando è arrivata Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuŠtiri dobre stvari se je zgodilo z njo, v resnici, saj je prišla do Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuŠtyri dobré veci sa s ňou stalo v skutočnosti, pretože ona prišla Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuVier goede dingen was er met haar gebeurd, in feite, want ze kwam Misselthwaite
Dört iyi şeyler Misselthwaite gelmesinden bu yana, aslında, onun olmuştuVier gute Dinge mit ihr geschehen war, in der Tat, da sie Misselthwaite kam