Bu şekle sokulurken uygulanan yöntem, renklerin ve malzemelerin bir araya gelmesidir.Het is een manier om een frame te maken en te experimenten met kleuren en materialen.
Bu şekle sokulurken uygulanan yöntem, renklerin ve malzemelerin bir araya gelmesidir.이 틀을 이용해서 색상이나 재료를 혼합하여 실험하죠.
Bu şekle sokulurken uygulanan yöntem, renklerin ve malzemelerin bir araya gelmesidir.Είναι απλώς ένας τρόπος να χρησιμοποιήσω αυτό το πλαίσιο για να πειραματιστώ συνδυάζοντας χρώματα και υλικά.
Bu şekle sokulurken uygulanan yöntem, renklerin ve malzemelerin bir araya gelmesidir.Просто использую их в качестве рамок чтобы поэкспериментировать с цветами и материалами
Bu şekle sokulurken uygulanan yöntem, renklerin ve malzemelerin bir araya gelmesidir.هي مجرد وسيله لاستخدام هذا الإطار لتجربة مزيج الالوان مع المواد
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.Boję się tylko, że uszkodzę sobie twarz.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.Ce qui me fait peur, c'est que le [incompréhensible] me saute à la figure.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.Kenvin Books Ikeduba: Điều tôi sợ chỉ là mình sẽ bị nổ trên mặt.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.Kevin Books Ikeduba: Ik ben bang dat de explosie mijn gezicht raakt.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.Kevin Books Ikeduba: Wovor ich Angst habe ist, dass die Explosion bis zu meinem Gesicht hochkommt.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.상처가 얼굴에 생길까 봐 걱정이에요.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.Lo que temo es simplemente que [poco claro] estará en mi cara.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.Nu mi-e frică decât că mă va lovi în faţă.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.Quello che mi spaventa qui é che l'esplosione mi arrivi in faccia.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.Кевин Букс Икебуда (актер): "Я боюсь, что моё лицо пострадает от взрыва".
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.Онова, от което се страхувам, е просто, че [неясно] ще ми гръмне в лицето.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.קאוין בוקס איקדודא: הדבר היחיד שאני מפחד הוא שזה יתפוצץ לי ישר בפנים.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.ما أخافة هو (غير واضح) ستصيبني في وجهي.
Bu şeyin suratıma gelmesinden korkuyorum.女性:そのために保護テープを 付けているのよ
Bu yüzden ona içeri gelmesini söyledim. Böylece tanışmış olduk.C'est comme ça que nous avons fait sa connaissance.
Bu yüzden ona içeri gelmesini söyledim. Böylece tanışmış olduk.Mondtam neki, hogy jöjjön be, így ismerkedtünk meg.
Bu yüzden ona içeri gelmesini söyledim.Και του είπα να έρθει μέσα.
Bu yüzden ona içeri gelmesini söyledim.لذا قلت له ان يدخل
Central'a gelmesinde parmağı olduğunu düşünürsek...-ja Centraliin tulossa olleita isvalaneja...
Central'a gelmesinde parmağı olduğunu düşünürsek...-och isvalanerna runt Central...
Central'a gelmesinde parmağı olduğunu düşünürsek...- og de mange isvalanere, der er på vej til Central ...
Cevap: aradığımız olasılık şı; +s ve +r olması şartıyla +w gelmesi yani bu satırda, yani 0,99Hledáme pravděpodobnost, s jakou máme +w za předpokladu +s a +r takže to je v této řádce, takže to je 0,99.
Cevap: aradığımız olasılık şı; +s ve +r olması şartıyla +w gelmesi yani bu satırda, yani 0,99+wの確率を求めるので この行になります 0.99ですね ですので元の重みに0.99を掛けます
Çocuğunuz için de vatandaşlık başvurusu yapıyorsanız çocuğunuzun da kimlik doğrulamasına gelmesi gerekir.Jos haet kansalaisuutta myös lapsellesi, myös hänen täytyy tulla mukaan tunnistautumaan.
Çocuğunuz için de vatandaşlık başvurusu yapıyorsanız çocuğunuzun da kimlik doğrulamasına gelmesi gerekir.Si solicita la nacionalidad también para sus hijos, tendrán que acudir también a identificarse.
Çocuğunuz için de vatandaşlık başvurusu yapıyorsanız çocuğunuzun da kimlik doğrulamasına gelmesi gerekir.إذا كنت تطلب الجنسية لطفلك أيضاً، فيتوجب أن يأتي هو أيضاً للتعريف بهويته.
Çocuğunuz için de vatandaşlık başvurusu yapıyorsanız çocuğunuzun da kimlik doğrulamasına gelmesi gerekir.若您同时为子女申请国籍,子女也应一同进行验证。
Çocuk doğurduktan sonra bebeği beslemek için göğüslerden süt gelmesini sağlayan enzim. .Jsou hormony bílkoviny nebo jiné molekuly, které dokáží co jsi popsal?
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum.Aş vrea să îl chem pe Costa dacă e aici.
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum.Chciałbym poprosić teraz Costa'ę, jeśli tu gdzieś jest.
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum.J'aimerais faire venir Costa s'il est ici.
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum.저는 코스타를 보여 드리고 싶습니다.
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum. Size türünün tek örneğini göstermek için.Ich möchte Costa auf die Bühne bitten, wenn er hier ist, um Ihnen ein wahres Unikat zu zeigen.
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum. Size türünün tek örneğini göstermek için.Ik zou Costa willen naar voor roepen, als hij hier is, om jullie dit unieke stuk te tonen.
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum. Size türünün tek örneğini göstermek için.Me gustaría traer a Costa si él está aquí para mostrarles al único de su tipo en el mundo.
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum. Size türünün tek örneğini göstermek için.Я хочу позвать Коста, если он здесь, чтобы показать вам единственный в своём роде костюм.
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum.Vorrei presentarvi Costa, se è qui.
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum.Бих искал да повикам Коста, ако е тук.
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum.אני רוצה להביא לכאן את קוסטה, אם הוא נמצא.
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum.اريد ان احضر الآن زميلي " كوستا "
Costa burdaysa buraya gelmesini rica ediyorum.世界で唯一のスーツをお見せします
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Bởi vì đã đến lúc mà những đứa trẻ như tôi ngưng trở thành ngoại lệ, và trở nên bình thường.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Denn es ist Zeit, dass Kinder wie ich nicht mehr die Ausnahme sind, sondern zur Regel werden.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Det är dags att ungar som jag slutar vara undantaget och blir normen.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.E momentul ca cei ce reușesc ca mine să nu mai fie excepția, ci să devină regula.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Je totiž čas na to, aby děti jako jsem já přestaly být výjimkou a staly se normou.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Już czas, żeby dzieciaki wyrywające się ze środowisk takich jak ja przestały być wyjątkiem, i stały się normą.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.왜냐하면 저와 같았던 아이들이 교육에서 예외가 되지 않기 위해서 말이죠. 우리는 특별한 학교가 아니라 보통 학교가 될 것입니다.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Mert itt az idő, hogy az olyan gyerekek, mint én, ne a kivételek legyenek, hanem mi legyünk a szabály.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Parce qu'il est temps que des enfants comme moi cessent d'être l'exception, et deviennent la norme.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Perché è il momento che ragazzi come me non siano più l'eccezione, e diventino la regola.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Porque, chegou o momento de crianças como eu, deixarem de ser a exceção e passarem a ser a norma.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Porque es hora de que niños y niñas como yo dejen de ser la excepción, y sean la regla.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Want het is tijd dat kinderen zoals ik stoppen met een uitzondering te zijn en de norm worden.
Çünkü artık benim gibi çocukların istisna olmaktan çıkıp, normal (alışılmış) hale gelmesinin vakti geldi.Επειδή είναι καιρός παιδιά σαν εμένα να πάψουμε να είμαστε η εξαίρεση και να γίνουμε ο κανόνας.