Oğul'un babadan gelmesi zamanın ötesinde bir şeydir.Bardziej skomplikowany był powrót ojca do syna.
Böyle büyük bir antrenörün gelmesiyle takım gerçek gücüne kavuştu.Szansą dla zespołu mogłoby być pozyskanie bardzo dobrego trenera.
Askerlerin komutanlarına karşı gelmesi, askeri isyan türüne bir örnektir.Dla żołnierzy sił specjalnych to rzecz pamiątkowa.
Çocukların gelmesi gereken gün, hep ayın 13'üdür.Lecz dla każdego setne urodziny muszą być ostatnimi.
2005'te Billy Corgan verdiği bir ilan ile grubun tekrar bir araya gelmesi isteğini söyledi.W kwietniu 2006 roku Billy Corgan ogłosił chęć reaktywowania grupy.
Grup beş müzisyenin bir araya gelmesi ile kurulmuştur.W skład zespołu wchodzi pięciu muzyków.
Tsvangirai'nin Zimbabve'ye 17 Mayısta geri gelmesi bekleniyordu.17 listopada do Zimbabwe wrócił Emmerson Mnangagwa.
Buraya yeni gelmesine rağmen çabucak arkadaşlıklar edindi.Był bezpośredni i szybko zdobywał przyjaciół.
Almanya'da Naziler'in iktidara gelmesinin ardından Lorre, 1933'te Paris'e kaçtı.Po przejęciu władzy w Niemczech przez nazistów wyjechał w 1933 do Paryża.
Arabasını çok sever ve onun başına bir şey gelmesinden korkar.Kocha swojego groźnego ojca, troszczy się o niego i bardzo przeżyw jego wypadek.
Örneğin ev denince bütün odalarının akla gelmesi gibi.Gdy wkraczają do środka okazuje się, że całe miasto składa się z połączonych ze sobą pomieszczeń.
Mutasavvıf grupların gelmesiyle İslam daha hızlı yayılmaya başlamıştır.Dzięki darowiznom kolekcja muzealna zaczęła się powiększać.
Hükümet, bu gölgenin bir neo-Nazi tapınağı ve turistik cazibe merkezi haline gelmesinden endişeleniyordu.Powstały obawy, że miejsce stanie się neonazistowskim sanktuarium.
Stuart ve ben bir gün stüdyoya gelmesini rica ettik.Pewnego dnia Paluszek oświadczył, że pragnie zwiedzić świat.
İktidara Kızıl Kmer'lerin yeniden gelmesini engelledi.To działania zachodniej opinii publicznej doprowadziły do ożywienia działalności Czerwonych Khmerów.
Bir atın aynı yarışta iki kez birinci gelmesi mümkün değildir.Rok później dwukrotnie kończył wyścig w pierwszej trójce.
Bazılarının büyük bir üne kavuştuğu bu din adamları bölgeye birçok insanin gelmesine neden oldular.(3) Procesje ludzi z daleka przychodzących tu widziano od wielu tędy przychodzących.
En önemli özelliği ise kansızlığa çok iyi gelmesidir.Następna bardzo znacząca mocą jest wytrzymałość.
İlk altı ay içinde yapılan tedavi, Hepatit C’nin kronik hale gelmesinden sonra yapılana göre daha etkilidir.Behandling under de första sex månaderna är effektivare än efter att hepatit C blivit kronisk.
Bazı durumlarda gözlerin karşı karşıya gelmesi güçlü duygular doğurur.I vissa sammanhang väcker ögonkontakt starka känslor till liv.
Bu onların son kez bir araya gelmesi oldu.Det blev sista gången de möttes.
Önemli bir astronom haline gelmesi, bir bakıma kardeşiyle yaptığı işbirliğinin bir sonucudur.Hon kom att bli en framstående astronom av egen kraft som en följd av samarbetet med honom.
Haçiko tam 9 yıl boyunca sahibinin gelmesini bekledi.I närmare 10 år väntade Hachiko på sin bästa vän.
Bart, mücadele eder fakat yanlışlıkla Nelson'un burnundan kan gelmesine neden olur.Bart fortsätter slåss och råkar träffa Nelson på näsan.
Ve delirmiş ruhumda başıma gelmesini en çok istediğim neydi?Och hur känns det att bli riktigt rasande arg?
Eşcinsel evliliğin mutlaka yasal hale gelmesini savunan az sayıda sağcı isimlerdendir.Det är viktigt för bedrägerioffer, även barn, att bestrida på ett juridiskt riktigt sätt.
Bu ve diğer projeler devlet bütçesinin yapısını daha kötü hale gelmesine yol açtı.Antika historiker hävdar att dessa och andra projekt tärde hårt på statens budget.
22/3 uyarınca "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde" mevcuttur.(Jak 1:22) ”Vad hjälper det om någon påstår sig ha tro men saknar gärningar?
"Cenazeme de gelmesinler".Låt inte begravningen ske i tysthet!"
Köy nüfusu yaz aylarında memleketlerini ziyaret edenlerin gelmesi sebebiyle artmaktadır.Befolkningen fördubblas genom de sommarboende som då flyttar dit.
Ancak kışın gelmesiyle kuşatma kaldırıldı.Hon gjordes snabbt om till vinterkvarter.
Alıcı ve satıcının bir araya gelmesini kolaylaştırarak alışverişi hızlandırır.Elbörsens syfte är att förenkla för köpare och säljare att träffa avtal.
Ama denk gelmesi iyi bir şey." diyerek yorum yaptı."Hur kan en säng vara så skön?" frågade han sig.
Fabrikalar gerekli işgücü, ana para ve tesis kaynaklarının bir araya gelmesi ile oluşur ve etkinlik gösterir.En grundsten i föreningens verksamhet är och var att samla in pengar och gåvor.
Migrenin adet kanaması döneminde meydana gelmesi daha olasıdır.Det är mer sannolikt att migrän uppträder i samband med menstruation.
1986 yılında Çernobil reaktör kazasının meydana gelmesi sonucu şehir boşaltılmıştır.Staden drabbades av radioaktivt nedfall vid Tjernobylolyckan år 1986 och påverkas fortfarande.
Fakat millî takımın teknik direktörlüğüne Alf Ramsey'in gelmesiyle birlikte forma şansı bulamamaya başladı.Detta beroende på att förbundskaptenen Alf Ramsey valde att spela utan yttrar.
Sert akıntıya bakılacak olursa, oraya kendiliğinden gelmesi olanaksızdı.Hade han vetat att Tor var så stark hade han aldrig blivit insläppt.
Kışın da gelmesiyle birlikte avantajlar Sovyetlerin lehine geçti.Innan vintern 1997 är slut har samtliga i eliten gått över till dessa.
Almanya'da Naziler'in iktidara gelmesinin ardından Lorre, 1933'te Paris'e kaçtı.Kort efter nazisternas maktövertagande flydde Wilder 1933 till Paris.
Grup beş müzisyenin bir araya gelmesi ile kurulmuştur.Зараз гурт складається з п'ятьох музикантів.
Heşlenmek :Bir şeyin atılacak duruma gelmesi.Боявся, що та може викинути щось зайве.
Devamının gelmesini bekleriz.Відсидів увесь термін.
Carol ayrıca saldırgan kocası Ed'in hapishaneye gelmesi durumunda buna nasıl karşılık vereceğini de söyler.Керол також розмірковує про те, як би вона відреагувала, якби таке вчинив її жорстокий чоловік Ед.
Yaz döneminde dışarıda ikamet edenlerin 2-3 aylığına köye gelmesiyle nüfus kısmen artmaktadır.За ці два-три тижні відсівається досить високий відсоток кандидатів.
Ama Cadı Kral'ın gelmesi ile durum değişti ve faramir yenilmeye başladı.Після реорганізації почали змінюватись керівники і дане господарство почало занепадати.
1933'te Adolf Hitler'in iktidara gelmesinden sonra SS'e 262992 üye numarası ile katıldı.У 1936 році князь вступив до НСДАП із номером членства 3726902.
Ve delirmiş ruhumda başıma gelmesini en çok istediğim neydi?Звідки, з яких давніх давен озвалося воно у людських серцях?
Sasha onun gelmesini kabul eder.Сузанна дозволяє йому залишитися.
Örneğin ev denince bütün odalarının akla gelmesi gibi.Свою назву вулиця отримала через те, що усі її будинки дивляться на схід.
Fakat destek kuvvetlerin gelmesiyle durum Radetzky açısından iyiye gitmeye başlamıştır.Але завдяки державним програмам підтримки умови поступово покращувалися.
Bu ölüm, aile isimleri olan Antoninus'un salgınla ilişkili hale gelmesine sebep oldu.Завдяки родинним зв'якам, що були пов'язані з династією Антонінів.
Tom'un hemen gelmesi gerekir.Том повинен прийти просто зараз.
İlk altı ay içinde yapılan tedavi, Hepatit C’nin kronik hale gelmesinden sonra yapılana göre daha etkilidir.Léčba je účinnější během prvních šesti měsíců, předtím, než se hepatitida C stane chronickou.
Haçiko tam 9 yıl boyunca sahibinin gelmesini bekledi.Hačikó čekal na svého mrtvého pána celkem 9 let.
Film, Alexander Trofimows'un (Vladimir Antonik) Paris'e gelmesi ile başlar.Film začíná příjezdem Alexandra Trofimova do Paříže.
Grubun tekrar bir araya gelmesine katılacağını söylemiştir.Slíbí si, že se znovu potkají.
(Kardeşin uykuya dalması önce, annenin gelmesi sonra.)Třeba umře, než za ním maminka přijede.“ (str.
Çocuklar ise Barones'in gitmesini, Maria'nın geri gelmesini isterler.Ovšem po vrácení holčičky Marie se všem stýská.
Tek bir nedeni yoktur, çeşitli faktörlerin bir araya gelmesi ile oluşur.Pachatel se nenajde, za příčinu je označena kombinace řady faktorů.