Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Apoi m-am întors de unde am fost la început, pentru că nu părea chiar atât de rău de acolo.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Aztán elmentem oda, ahol voltam az első, mert még nem tűnt annyira rossz onnan.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Dann ging ich zurück, wo ich war anfangs, weil es nicht hatte, schien ganz so bad von dort aus.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.그것이 보였다하지 않았기 때문에 그럼 난 꽤 그래서, 내가 처음에 있었던 곳을 돌아 갔다고
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Lalu aku pergi kembali ke tempat aku berada di pertama, karena itu tidak tampak begitu buruk dari sana.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Pak jsem se vrátil tam, kde jsem byl na první, protože to nezdálo tak docela
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Poi sono tornato al punto in cui ero stato in un primo momento, perché non era sembrato poi così male da lì.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Potem sem šel nazaj, kjer sem bil na prvi, saj ni zdelo tako zelo slabo od tam.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Potom som sa vrátil tam, kde som bol na prvý, pretože to nezdalo tak celkom Bad odtiaľ.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Så gik jeg tilbage til hvor jeg havde været i starten, fordi det ikke havde virket helt så dårlige derfra.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Sau đó, tôi trở lại nơi mà tôi đã lần đầu tiên, bởi vì nó đã không có vẻ khá để hại từ đó.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Sedan gick jag tillbaka till där jag hade varit i början, eftersom det inte verkade fullt så dåligt därifrån.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Sitten menin takaisin sinne missä olin ollut aluksi, koska se ei ollut näyttänyt aivan niin huono sieltä.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Toen ging ik terug naar waar ik was op het eerste, omdat het niet meer zo leek het slecht vanaf daar.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Wróciłem do miejsca, gdzie byłem na początku, ponieważ nie wydawało się już tak złe stamtąd.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Μετά πήγα πίσω όπου ήμουν στην αρχή, επειδή δεν είχε φανεί αρκετά τόσο κακό από εκεί.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Затем я вернулся туда, где я был во-первых, потому, что не казалось столь плохое оттуда.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.Потім я повернувся туди, де я був по-перше, тому, що не здавалося настільки погане звідти.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.След това се върнах, където бях в началото, тъй като той не изглеждаше чак толкова лошо от там.
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.ثم أعود إلى حيث كنت قد تم في البداية ، لأنه لم يكن هكذا بدا تماما
Gelmemişti çünkü Sonra ben o kadar, ben ilk başta olduğu yerde geri döndü oradan kötü.そこから悪い。 "ん?"コルクは心配そうに、言った。
Gelmemiz gerektiğini söylediler.Ci hanno detto che dovevamo andarci.
Gelmemiz gerektiğini söylediler.Disseram-nos que era preciso ir lá.
Gelmemiz gerektiğini söylediler.그들은 제가 와봐야 할 것 같다고 말했고
Gelmemiz gerektiğini söylediler.Mieliśmy się z nim spotkać.
Gelmemiz gerektiğini söylediler.Ne-au spus că trebuie să mergem.
Gelmemiz gerektiğini söylediler.Y nos dijeron que teníamos que venir.
Gelmemiz gerektiğini söylediler.Нам сказали: "Вы должны приехать".
Gelmemiz gerektiğini söylediler.והם אמרו שאנחנו צריכים לבוא.
Gelmemiz gerektiğini söylediler.وقالوا أننا بحاجة لأن نذهب هناك.
Gelmemiz gerektiğini söylediler.その青年が部屋に
Gemi kazasından, kaçık bir insan avcısı canımızı sıksın diye kurtulmadık biz. Seninle gelmemeliydim.Nem minden él egy hajótörés hagyni ezt az őrült férfi vadász gond számunkra.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.A legtöbb eset, amihez kimentem, önkéntelen volt.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.De meeste gevallen waar ik achteraan ging werden gedwongen genoemd.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Die meisten Fälle, um die ich mich gekümmert hatte, wurden als erzwungen betrachtet.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.제가 참여했던 대부분의 재교육은 강제적으로 이루어졌습니다.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.La mayoría de los casos que tuve fueron llamados involuntarios.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.La plupart des dossiers sur lesquels je travaillais était des dossiers "involontaires".
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Majoritatea cazurilor la care am lucrat erau numite involuntare.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Nhiều trường hợp tôi cải tạo được xem là vô tình.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Per la maggior parte, i casi che trattavo erano chiamati involontari.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Sebagian besar kasus yang saya tangani disebut non-sukarela.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Většina případů, na kterých jsem pracovala se nazývaly nedobrovolnické.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Większość przypadków, do których jeździłam, była nazywana bezwolnymi.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Στις περισσότερες περιπτώσεις οι επεμβάσεις μου γίνονταν χωρίς τη θέληση των ατόμων που απομάκρυνα.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Більшість випадків, в яких я брала участь, були примусовими.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Большинство случаев, в которых я участвовала, назывались принудительными.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Повечето от случаите, по които работех, бяха наречени принудителни.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.רוב המקרים שיצאתי לטפל בהם נקראו 'ללא-הסכמה'.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.معظم الحالات التي راعيتها سُميّت بغير التطوعية.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.望まぬ行為と見なされました 1 週間程話をするために
(Gülüşmeler) -- Bu aklıma hiç gelmemişti.Beh - (Risate) - a questo non avevo pensato!
(Gülüşmeler) -- Bu aklıma hiç gelmemişti.Bueno -- (Risas) --No había pensando en esa.
(Gülüşmeler) -- Bu aklıma hiç gelmemişti.Eh bien -- (Rire) -- je n'y avais pas pensé à celle-là.
(Gülüşmeler) -- Bu aklıma hiç gelmemişti.Ei bine -- (Râsete) -- nu m-am gândit la asta.
(Gülüşmeler) -- Bu aklıma hiç gelmemişti.Jamen -- (Latter) -- det havde jeg ikke tænkt på.
(Gülüşmeler) -- Bu aklıma hiç gelmemişti.음- (웃음) 제가 그런 생각은 못한 거지요.
(Gülüşmeler) -- Bu aklıma hiç gelmemişti.No -- (Śmiech) -- o tym nie pomyślałem.
(Gülüşmeler) -- Bu aklıma hiç gelmemişti.Nos -- (Nevetés) -- erre nem számítottam.
(Gülüşmeler) -- Bu aklıma hiç gelmemişti.Nun - (Lachen) - daran hatte ich nicht gedacht.