-Henüz o noktaya gelmedik.- Jeszcze nie.
-Henüz o noktaya gelmedik.- No hemos llegado a eso todavía.
-Henüz o noktaya gelmedik.- Non siamo a quel punto.
-Henüz o noktaya gelmedik.- Tak daleko jeątě nejsme.
-Henüz o noktaya gelmedik.- Нам пока не до этого.
Hep daha sonra başlayacağıma dair söz veriyordum. Tabii ki, "sonra" asla gelmedi.Me comprometí a hacerlo en otro momento, un momento que, como era de esperar, nunca llegó.
Hep daha sonra başlayacağıma dair söz veriyordum. Tabii ki, "sonra" asla gelmedi.Och jag lovade att jag skulle göra det "senare", och inte så förvånande, kom aldrig detta senare.
Hep daha sonra başlayacağıma dair söz veriyordum. Tabii ki, "sonra" asla gelmedi.Odkładałem to na później, a później, jak się domyślacie, nigdy nie nadeszło.
Hep daha sonra başlayacağıma dair söz veriyordum. Tabii ki, "sonra" asla gelmedi.Và tôi nói rằng tôi sẽ làm sau đó, và không chút nhạc nhiên, sau đó không bao giờ đến.
Herhangi bir kurnazlık düşünerek gelmedim.Am venit aici fără niciun subterfugiu şi mi-am prezentat cea mai bună ofertă.
Herhangi bir kurnazlık düşünerek gelmedim.Ik kwam hierheen om mijn beste aanbod te doen.
Herhangi bir kurnazlık düşünerek gelmedim.Je suis venu vous voir sans le moindre subterfuge et j'ai présenté ma meilleure offre.
Herhangi bir kurnazlık düşünerek gelmedim.Minden hátsó szándék nélkül jöttem, és a legjobb ajánlatommal álltam elő.
Herhangi bir kurnazlık düşünerek gelmedim.Vine aquí sin ningún subterfugio y presenté mi mejor oferta.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Aucune équipe de secours ne venait à la recherche de ces hommes.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Kein Suchtrupp war für diese Männer unterwegs.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Không có nhóm tìm kiếm nào đi tìm những người đàn ông đó.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.이들을 찾으러 오는 수색대는 없었습니다.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Nadie en tierra firme tenía idea de que algo había salido mal.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Nebyla pro ně vyslána žádná pátrací výprava.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Nem indult expedíció felkutatásukra.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Nenhuma equipa de socorro iria procurá-los.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Nessuno sarebbe venuto a cercarli.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Nicio echipă de căutare nu se ducea după acei oameni.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Nihče ni iskal teh mož.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Większość z nas nigdy nie doświadczyła sytuacji tak przerażającej jak ta.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Καμία ομάδα διάσωσης δεν πήγαινε να ψάξει αυτούς τους άντρες.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Жоден пошуковий загін не був направлений на їх порятунок.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.Никой не е тръгнал да ги търси.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.אף משלחת חיפוש לא יצאה לחפש אחר הגברים האלו.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.ولم تخرج فِرَقُ للبحث عن هؤلاء الرجال.
Hiçbir arama ekibi onları aramak için gelmedi.この船員達ほど-
Hiçbir şey gelmedi.Il n'y a rien.
Hiçbir şey gelmedi.Semmi sem érkezett.
Hiçbir yerden gelmedim.En mistään.
Hiçbir yerden gelmedim.Ingenstans.
Hiçbir yerden gelmedim.Ingen steder.
Hiçbir yerden gelmedim.Não vim de parte alguma.
Hiçbir yerden gelmedim.Non nessun posto in particolare.
Hiçbir yerden gelmedim.No vengo de ninguna parte.
Hiçbir yerden gelmedim.Znikąd.
Hiçbir yerden gelmedim.Από πουθενά.
Hiçbir yerden gelmedim.Ниоткуда.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Dia mendengar hamba jawaban pintu, dan menunggu kakinya di tangga, namun dia tidak datang.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.El a auzit robul răspunzi la uşă, şi a aşteptat pentru picioarele ei pe scara, dar ea nu a venit.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Ele ouviu o servo atender a porta, e esperou que os seus pés na escada, mas ela não veio.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Er hörte den Diener an die Tür und wartete auf ihre Füße auf der Treppe, aber sie kam nicht.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Hallotta a szolga választ az ajtót, és várta a lábát a lépcsőn, de ő nem jött.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Han hörde tjänaren svaret dörren och väntade på fötterna i trappan, men Hon kom inte.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Hän kuuli palvelijan vastaus oven, ja odotti häntä jalat portaikko, mutta Hän ei tullut.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Hij hoorde de knecht antwoord de deur, en wachtte op haar voeten op de trap, maar ze kwam niet.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.그는 종이 문을 답변을 듣고, 그리고 계단에 다리를 위해 기다 렸는데
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Ông nghe tôi tớ câu trả lời cửa, và chờ đợi cho chân của cô trên cầu thang, nhưng cô ấy đã không đến.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Oyó el siervo abrir la puerta, y esperó a que sus pies en la escalera, pero ella no vino.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Počul sluha zazvoní pri dverách a čakal na nohách na schodoch, ale neprišla.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Sentì il servo rispondere alla porta, e aspettò che i suoi piedi sulle scale, ma lei non venne.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Slišal je uslužbenec odgovoriti na vrata in čakal za noge na stopnišču, vendar ona ni prišel.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Slyšel sluha zazvoní u dveří a čekal na nohou na schodech, ale nepřišla.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Usłyszał sługa otworzyć drzwi, i czekał na jej stóp na schodach, ale nie przyjdzie.
Hizmetçinin kapıyı duydum ve merdiven ayakları bekledi, ancak o gelmedi.Άκουσε ο υπηρέτης απάντηση από την πόρτα, και περίμενε για τα πόδια της στο κλιμακοστάσιο, αλλά αυτή δεν ήρθε.