geliyorsun ile cümle

geliyorsun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Davut, ‹‹Nereden geliyorsun?›› diye sordu. Adam, ‹‹İsrail ordugahından kaçıp kurtuldum›› dedi.다윗이 저에게 묻되 너는 어디서 왔느냐 대답하되 이스라엘 진에서 도망하여 왔나이다
Davut, ‹‹Nereden geliyorsun?›› diye sordu. Adam, ‹‹İsrail ordugahından kaçıp kurtuldum›› dedi.Monda pedig néki Dávid: Honnét jössz? Felele néki: Az Izráel táborából szaladék el.
Davut, ‹‹Nereden geliyorsun?›› diye sordu. Adam, ‹‹İsrail ordugahından kaçıp kurtuldum›› dedi.Perguntou-lhe Davi: Donde vens? Ele lhe respondeu: Escapei do arraial de Israel.
Davut, ‹‹Nereden geliyorsun?›› diye sordu. Adam, ‹‹İsrail ordugahından kaçıp kurtuldum›› dedi.Y David le preguntó: --¿De dónde vienes? Él le respondió: --Me he escapado del campamento de Israel
Davut, ‹‹Nereden geliyorsun?›› diye sordu. Adam, ‹‹İsrail ordugahından kaçıp kurtuldum›› dedi.Και ειπε προς αυτον ο Δαβιδ, Ποθεν ερχεσαι; Ο δε ειπε προς αυτον, Εγω εκ του στρατοπεδου του Ισραηλ διεσωθην.
Davut, ‹‹Nereden geliyorsun?›› diye sordu. Adam, ‹‹İsrail ordugahından kaçıp kurtuldum›› dedi.И Давид рече: От где идеш? А той му каза: От Израилевия стан се отървах.
Davut, ‹‹Nereden geliyorsun?›› diye sordu. Adam, ‹‹İsrail ordugahından kaçıp kurtuldum›› dedi.И сказал ему Давид: откуда ты пришел? И сказал тот: я убежал из стана Израильского.
Davut, ‹‹Nereden geliyorsun?›› diye sordu. Adam, ‹‹İsrail ordugahından kaçıp kurtuldum›› dedi.ויאמר לו דוד אי מזה תבוא ויאמר אליו ממחנה ישראל נמלטתי׃
Davut, ‹‹Nereden geliyorsun?›› diye sordu. Adam, ‹‹İsrail ordugahından kaçıp kurtuldum›› dedi.فقال له داود من اين اتيت. فقال له من محلّة اسرائيل نجوت.
Davut, ‹‹Nereden geliyorsun?›› diye sordu. Adam, ‹‹İsrail ordugahından kaçıp kurtuldum›› dedi.大 衛 問 他 說 、 你 從 哪 裡 來 、 他 說 、 我 從 以 色 列 的 營 裡 逃 來
Davut, ‹‹Nereden geliyorsun?›› diye sordu. Adam, ‹‹İsrail ordugahından kaçıp kurtuldum›› dedi.大 衛問 他 說 、 你 從哪裡來 、 他說 、 我從 以色列 的 營裡 逃來
Devamlı, çalıştığım kahve dükkânına geliyorsunuz.Kau biasa pergi ke kedai kopi dimana aku bekerja
Devamlı, çalıştığım kahve dükkânına geliyorsunuz.그게... 제가 일하는 커피숍에 자주 오시잖아요
Devamlı, çalıştığım kahve dükkânına geliyorsunuz.Vas todos los días a la cafetería donde trabajo.
Devamlı, çalıştığım kahve dükkânına geliyorsunuz.Você sempre vai na cafeteria em que trabalho.
Devamlı, çalıştığım kahve dükkânına geliyorsunuz.Ну, ви... зазвичай купуєте у нас каву.
Devamlı, çalıştığım kahve dükkânına geliyorsunuz.أنت زبون دائم في المقهى الذي أعمل فيه
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""이브씨, 당신이 여기 2년동안 왔었는데 솔직히 말하면 당신이 몸을 가지고 있다는 생각을 안해봤어요."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Eve, chodíš sem už dva roky, a úprimne povedané, nikdy mi nedošlo, že máš telo."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Eve, cô đã đến đây được hai năm rồi, và, thành thật mà nói, tôi chưa bao giờ nghĩ cô có một cơ thể."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Eve, du har kommit hit i två år, och för att vara ärlig så har det aldrig slagit mig att du har en kropp."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Eve, è da due anni che vieni qui e, in tutta onestà, non mi sono mai accorto che avessi un corpo."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Eve, has estado viniendo por dos años, y, para ser honesto, nunca se me ocurrió que tuvieras un cuerpo".
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Eve, már két éve jársz hozzám, és hogy őszinte legyek, sose tűnt fel nekem, hogy tested is volna!"
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Eve, przychodzisz tu od dwóch lat, i, szczerze, nigdy nie przyszło mi do głowy, że masz ciało."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Eve, tu vens aqui há dois anos, "e, para ser franca, nunca me ocorreu que tu tinhas um corpo."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Eve, už sem chodíte dva roky, ale, upřímně řečeno, nikdy mi nedošlo, že máte i tělo."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Eve, vii aici de doi ani, şi, sincer, nu mi-a trecut prin cap vreodată că ai avea un corp."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi."Eve, έρχεσαι εδώ δυο χρόνια τώρα και, για να είμαι ειλικρινής, ποτέ δε μου πέρασε από το μυαλό ότι έχεις σώμα.
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi."Ева, ты приходишь ко мне уже в течение двух лет и сказать по правде, я никогда не думал, что утебя есть тело."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Єва, ти приходиш до мене вже протягом двох років і, кажучи правду, я ніколи не думав, що ти маєш тіло."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""Ив, идваш тук в продължение на две години, и да бъда откровен, никога не ми хрумна, че имаш тяло."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""איב, את מגיעה לכאן כבר שנתיים, ולמען האמת, אף פעם לא שמתי לב שיש לך גוף."
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi."ايف ، انت تأتين الى هنا منذ سنتين و لأكون صادقاً ، لم يخطر لي أنه كان لديك جسد ".
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi.""伊娃,你已經來呢度兩年了," "講句實話,我從來不認為你有個身體。"
"Eve, iki yıldır buraya geliyorsun ve, doğrusunu söylemek gerekirse, bana hiç bir bedenin var gibi gelmedi."正直に言って あなたには身体が あるなんて思ったことがないわ」 この間ずっと 私は 都会に住んでいました
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Bạn lái xe. Bạn lấy ắc-quy hết điện ra.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Conduces. Quitas tus baterías agotadas.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Conduci. Scoți bateria goală.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Conduzimos. Tiramos a nossa bateria vazia.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Du kører. Du tager dit flade batteri ud.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Je rijdt. Je verwijdert je lege batterij.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.운전을 하고 가다가 방전된 배터리를 빼내고
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz. Tam dolu bataryayı takıyorsunuz ve sürüşe devam ediyorsunuz.Sie fahren, Sie tauschen die leere Batterie gegen eine volle Batterie aus und fahren weiter.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz. Tam dolu bataryayı takıyorsunuz ve sürüşe devam ediyorsunuz.Wyjmujesz pusty akumulator, wsadzasz pełny i odjeżdżasz.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz. Tam dolu bataryayı takıyorsunuz ve sürüşe devam ediyorsunuz.Заезжаете, вынимаете пустую батарею, загружаете полную, и едете дальше.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Vezetsz. Kiveszed a lemerült akksidat.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Voi guidate. Estraete la vostra batteria scarica.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Vous conduisez. Vous retirez votre batterie lorsqu'elle est vide.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Οδηγείτε. Αφαιρείτε την εξασθενημένη μπαταρία.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Вие карaте. Изваждате си изтощената батерия.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.נוסעים פנימה. מוציאים את הבטרייה המרוקנת.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.تقود . تنزع بطاريتك المنخفضة خارجاً .
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.充電済みのバッテリーを装着し、再び運転に戻るのです
Genel anlamda, hisse senedi ya da stok satın aldığınızda şirketin kısmi bir ortağı haline geliyorsunuz. -لذلك فإن المفهوم العام -وهذا تماماً حقيقة الأمر- أنه عند شرائك سهم ما فإنك أساساً
Genel anlamda, hisse senedi ya da stok satın aldığınızda şirketin kısmi bir ortağı haline geliyorsunuz. -あなたは本質的に会社の一部、または一部になって、 株式を購入する時に、正確に本当にそうなる事です。
[GERÝLÝM MÜZÝĐÝ BAŢLAR] Yavaţ be yavaţ. Nereden geliyorsun?Έτσι περνούσα τις μέρες μου, με ίσως και μακάρι...
[GERÝLÝM MÜZÝĐÝ BAŢLAR] Yavaţ be yavaţ. Nereden geliyorsun?Ето така прекарвам дните си, повтаряйки си "може би" и "ако".
Givonlular Yeşuya, ‹‹Biz senin kullarınız›› dediler. Yeşu, ‹‹Kimsiniz, nereden geliyorsunuz?›› diye sordu.Ale oni odpověděli Jozue: Služebníci tvoji jsme. Jimž řekl Jozue: Kdo pak jste, a odkud jste přišli?
Givonlular Yeşuya, ‹‹Biz senin kullarınız›› dediler. Yeşu, ‹‹Kimsiniz, nereden geliyorsunuz?›› diye sordu.A oni rzekli do Jozuego: Słudzy twoi jesteśmy. I rzekł do nich Jozue: Coście wy zacz, a skądeście przyszli?
İlgili Sayfalar