Konu kuşa gelince, ağzınızdan kelimeler çıkıveriyor.Птицата лети нагоре и се чуват думи:
Konu kuşa gelince, ağzınızdan kelimeler çıkıveriyor.הציפור עולה, ויוצאות המילים, "חואניטו, חואניטו,
Konu kuşa gelince, ağzınızdan kelimeler çıkıveriyor.تطير عالياً، وتأتي الكلمات، " جوني، جوني،
Konu kuşa gelince, ağzınızdan kelimeler çıkıveriyor.(「フアニート うちの息子食べに来な!」)
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Abbiamo perso questa capacità di giudizio quando si tratta del nostro cibo, e ne stiamo pagando il prezzo.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Chúng ta đã mất đi sự nhạy cảm khi liên quan đến thực phẩm của chúng ta, và chúng ta đang trả giá.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Elvesztettük ezt a józanságunkat, amikor az ételekről van szó, az árát meg éppen most fizetjük.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Hemos perdido esta noción cuando se trata de la comida, y estamos pagando un precio.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Kita kehilangan akal sehat kita sehubungan dengan makanan kita, dan kita merasakan akibatnya.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.우리의 음식과 관련할 때, 우리는 이런 감각을 잃고, 대가를 치르게 됩니다.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Ne-am pierdut sensibilitatea când vine vorba de mâncarea noastră şi plătim un preţ.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Nous avons cessé d'être raisonnables quant à notre nourriture, et nous en payons le prix.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Perdemos esta sensibilidade no que toca à comida, e estamos a pagá-lo caro.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Straciliśmy tą wrażliwość jeśli chodzi o nasze jedzenie, i ponosimy konsekwencje.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Stratili sme citlivosť, keď sa jedná o jedlo, a platíme za to.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Vi har tappat känsligheten när det kommer till vår mat och vi får betala för det.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.We zijn die gevoeligheid kwijtgeraakt wanneer het op onze voeding aankomt, en we betalen er een prijs voor.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Wir haben dieses Einfühlungsvermögen verloren wenn es um unser Essen geht, und wir zahlen dafür einen Preis.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Ztratili jsme citlivost co se týká jídla a platíme za to cenu.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Έχουμε χάσει αυτή την ευαισθησία σε ότι αφορά το φαγητό μας και πληρώνουμε το τίμημα.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Изгубили сме чувствителността си, когато става въпрос за нашата храна, и плащаме голяма цена за това.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.Мы утратили разумность по отношению к еде и платим высокую цену за это.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.איבדנו את כושר האבחנה הזה בכל הנוגע למזון שלנו, ואנו משלמים על כך מחיר.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.لقد فقدنا هذه الحساسية حينما يتعلق الأمر بطعامنا، ونحن ندفع الثمن.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.食事という言葉を耳にすると失われ その結果犠牲を払うことになります 問題は我々がコストを隠してしまっていることです
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Der Ausrotter kommt; da werden sie Frieden suchen, und wird keiner dasein.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Der opstår Angst; man søger Redning, men finder den ikke.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Det skal komme redsel, og de skal søke frelse, men der er ingen.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Förskräckelse skall komma, och när de söka räddning, skall ingen vara att finna.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Giungerà l'angoscia e cercheranno pace, ma pace non vi sarà
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.패망이 이르리니 그들이 평강을 구하여도 없을 것이라
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.La ruine vient! Ils cherchent le salut, et point de salut!
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Mereka ditimpa kesedihan dan putus asa, lalu mencari kedamaian, tetapi tidak mereka temukan
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Poguba prihaja, in iskali bodo miru, a ga ne bode.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Quando vier a angústia eles buscarão a paz, mas não haverá paz.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Rettegés jött el, s keresnek békét és nincs.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Sự hủy diệt đến! Chúng nó sẽ tìm sự bình an, nhưng tìm không được.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Sự hủy_diệt đến ! Chúng_nó sẽ tìm sự bình_an , nhưng tìm không được .
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Tulee hätä, ja he etsivät pelastusta, mutta sitä ei ole.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar."¡Viene la angustia! Buscarán la paz, pero no la habrá
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Vine prăpădul! -Ei caută scăpare, dar scăpare nu -i!
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Záhuba ide, a budú hľadať pokoj, ale ho nebude.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Zginienie przyszło; przetoż szukać będą pokoju, ale go nie będzie.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Zkažení přišlo, protož hledati budou pokoje, ale žádného nebude.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Ολεθρος επερχεται και θελουσι ζητησει ειρηνην και δεν θελει υπαρχει.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Идет пагуба; будут искать мира,и не найдут.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.Погибел иде; Ще потърсят мир, но не ще има.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.קפדה בא ובקשו שלום ואין׃
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.الرعب آت فيطلبون السلام ولا يكون.
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.毀 滅 臨 近 了 、 他 們 要 求 平 安 、 卻 無 平 安 可 得
Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.毀滅臨 近 了 、 他 們 要求 平安 、 卻無 平安 可得
Kötülere gelince, Elle tutulamayan dikenler gibi Tümü bir yana atılacak.Aber die heillosen Leute sind allesamt wie die ausgeworfenen Disteln, die man nicht mit Händen fassen kann;
Kötülere gelince, Elle tutulamayan dikenler gibi Tümü bir yana atılacak.Ale nešľachetníci, všetci, koľko ich je, budú odvrhnutí jako tŕnie, lebo ich nevezmú do ruky.
Kötülere gelince, Elle tutulamayan dikenler gibi Tümü bir yana atılacak.Ale nipobożni wszyscy będą jako cieró wyrwani, którego rękoma nie biorą.
Kötülere gelince, Elle tutulamayan dikenler gibi Tümü bir yana atılacak.Ali Belijalci [Ali: otroci Belijalovi.] bodo vsi kakor trnje, ki se zameta, ker ga ni jemati v roko,
Kötülere gelince, Elle tutulamayan dikenler gibi Tümü bir yana atılacak.Bezbožní pak všickni vypléněni budou jako trní, kteréž rukou bráno nebývá.
Kötülere gelince, Elle tutulamayan dikenler gibi Tümü bir yana atılacak.Dar cei răi sînt toţi ca nişte spini pe cari -i arunci, şi nu -i iei cu mîna;
Kötülere gelince, Elle tutulamayan dikenler gibi Tümü bir yana atılacak.De az istentelenek mindnyájan olyanok, mint a kitépett tövis, melyhez kézzel nem nyúlnak;
Kötülere gelince, Elle tutulamayan dikenler gibi Tümü bir yana atılacak.그러나 사악한 자는 다 내어 버리울 가시나무 같으니 이는 손으로 잡을 수 없음이로다
Kötülere gelince, Elle tutulamayan dikenler gibi Tümü bir yana atılacak.Maar de goddelozen zijn als dorens die worden weggegooid, want zij beschadigen de hand die hen aanraakt.