İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.A keď potom prišli tí prví, domnievali sa, že dostanú viacej, ale aj oni dostali po denáre.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Cînd au venit cei dintîi, socoteau că vor primi mai mult; dar au primit şi ei tot cîte un leu de fiecare.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Ja kun ensimmäiset tulivat, luulivat he saavansa enemmän; mutta hekin saivat kukin denarin.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Jövén azután az elsõk, azt gondolják vala, hogy õk többet kapnak: de õk is tíz-tíz pénzt võnek fejenként.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.먼저 온 자들이 와서 더 받을 줄 알았더니 저희도 한 데나리온씩 받은지라
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Ko pa pridejo prvi, mislijo, da bodo prejeli več; a tudi oni prejmo po denarju.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Les premiers vinrent ensuite, croyant recevoir davantage; mais ils reçurent aussi chacun un denier.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Men da de første kom, mente de, at de skulde få mere; og også de fik hver en Denar.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Men da de første kom, tenkte de at de skulde få mere; men de fikk hver sin penning de også.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.När sedan de första kommo, trodde de att de skulle få mer, men också var och en av dem fick samma dagspenning.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Přišedše pak první, domnívali se, že by více měli vzíti; ale vzali i oni jeden každý po penízi.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Przyszedłszy też i pierwsi, mniemali, że więcej wezmą; ale wzięli i oni, każdy z nich, po groszu.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Rồi tới phiên những người đầu đến , tưởng lãnh được nhiều hơn ; song họ cũng lãnh mỗi người một đơ - ni - ê .
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Rồi tới phiên những người đầu đến, tưởng lãnh được nhiều hơn; song họ cũng lãnh mỗi người một đơ-ni-ê.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Y cuando vinieron, los primeros pensaron que recibirían más; pero ellos también recibieron un denario cada uno
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Ελθοντες δε οι πρωτοι, ενομισαν οτι θελουσι λαβει πλειοτερα, ελαβον ομως και αυτοι ανα εν δηναριον.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.А като дойдоха първите, мислеха си, че ще получат повече от един пеняз но и те получиха по един пеняз.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Прийшовши ж перші, думали, що більше візьмуть; та взяли й вони по денарию.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Пришедшие же первыми думали, что они получат больше, но получили и они по динарию;
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.ובבא הראשונים דמו בנפשם כי יקחו יותר ויקחו גם הם איש איש דינר אחד׃
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.فلما جاء الاولون ظنوا انهم يأخذون اكثر. فاخذوا هم ايضا دينارا دينارا
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.及 至 那 先 雇 的 來 了 、 他 們 以 為 必 要 多 得 . 誰 知 也 是 各 得 一 錢
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.及至 那先雇 的 來 了 、 他 們以為 必要 多得 . 誰知 也 是 各 得 一 錢
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;(102:15) Дни человека – как трава; как цвет полевой, так он цветет.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Az embernek napjai olyanok, mint a fû, úgy virágzik, mint a mezõnek virága.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Človek je čo do svojich dní jako tráva; kvitne jako kvet na poli;
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Človekovi dnevi so kakor trava, on cvete kakor cvetica na polju:
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Come l'erba sono i giorni dell'uomo, come il fiore del campo, così egli fiorisce
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Dni człowiecze są jako trawa, a jako kwiat polny, tak kwitnie.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Dnové člověka jsou jako tráva, a jako květ polní, tak kvete.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Ðời loài người như cây cỏ; Người sanh trưởng khác nào bông hoa nơi đồng;
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Ðời loài_người như cây_cỏ ; Người sanh trưởng khác_nào bông hoa nơi đồng ;
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Ein Mensch ist in seinem Leben wie Gras, er blüht wie eine Blume auf dem Feld;
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;El hombre, como la hierba son sus días: Florece como la flor del camp
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;En människas dagar äro såsom gräset, hon blomstrar såsom ett blomster på marken.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Et menneskes dager er som gresset; som blomsten på marken, således blomstrer han.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Het leven van de mens is maar kort; net als een bloem bloeit hij even,
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Ihmisen elinpäivät ovat niinkuin ruoho, hän kukoistaa niinkuin kukkanen kedolla.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;인생은 그 날이 풀과 같으며 그 영화가 들의 꽃과 같도다
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;L`homme! ses jours sont comme l`herbe, Il fleurit comme la fleur des champs.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Manusia hidupnya singkat seperti rumput; ia berkembang seperti bunga di ladang
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Omul! zilele lui sînt ca iarba, şi înfloreşte ca floarea de pe cîmp.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Quanto ao homem, os seus dias são como a erva; como a flor do campo, assim ele floresce.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;som Græs er Menneskets dage, han blomstrer som Markens Blomster;
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Του ανθρωπου αι ημεραι ειναι ως χορτος ως το ανθος του αγρου, ουτως ανθει.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;Дните на човека са като трева; Като полски цвят, така цъфти.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;אנוש כחציר ימיו כציץ השדה כן יציץ׃
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;الانسان مثل العشب ايامه. كزهر الحقل كذلك يزهر.
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;至 於 世 人 、 他 的 年 日 如 草 一 樣 . 他 發 旺 如 野 地 的 花
İnsana gelince, ota benzer ömrü, Kır çiçeği gibi serpilir;至於 世人 、 他 的 年日 如草 一 樣 . 他 發旺如 野地 的 花
İnsanlara gelince, ‹‹Tanrı hayvan olduklarını görsünler diye insanları sınıyor›› diye düşündüm.Kesimpulanku ialah: Allah menguji kita untuk menunjukkan bahwa nasib kita tidak berbeda dengan nasib binatang
İnsanlara gelince, ‹‹Tanrı hayvan olduklarını görsünler diye insanları sınıyor›› diye düşündüm.내가 심중에 이르기를 인생의 일에 대하여 하나님이 저희를 시험하시리니 저희로 자기가 짐승보다 다름이 없는 줄을 깨닫게 하려하심이라 하였노라
İnsanlara gelince, ‹‹Tanrı hayvan olduklarını görsünler diye insanları sınıyor›› diye düşündüm.Nadto rzekłem w sercu swem o sprawie synów ludzkich, że im Bóg okazał, aby wiedzieli, że są podobni bydłu.
İnsanlara gelince, ‹‹Tanrı hayvan olduklarını görsünler diye insanları sınıyor›› diye düşündüm.Poi riguardo ai figli dell'uomo mi son detto: Dio vuol provarli e mostrare che essi di per sé sono come bestie
İnsanlara gelince, ‹‹Tanrı hayvan olduklarını görsünler diye insanları sınıyor›› diye düşündüm.Řekl jsem v srdci svém o způsobu synů lidských, že jim ukázal Bůh, aby viděli, že jsou podobni hovadům.
İnsanlara gelince, ‹‹Tanrı hayvan olduklarını görsünler diye insanları sınıyor›› diye düşündüm.אמרתי אני בלבי על דברת בני האדם לברם האלהים ולראות שהם בהמה המה להם׃
İnsanlara gelince, ‹‹Tanrı hayvan olduklarını görsünler diye insanları sınıyor›› diye düşündüm.قلت في قلبي من جهة امور بني البشر ان الله يمتحنهم ليريهم انه كما البهيمة هكذا هم.
İnsanlara gelince, ‹‹Tanrı hayvan olduklarını görsünler diye insanları sınıyor›› diye düşündüm.我 心 裡 說 、 這 乃 為 世 人 的 緣 故 、 是 神 要 試 驗 他 們 、 使 他 們 覺 得 自 己 不 過 像 獸 一 樣
İnsanlara gelince, ‹‹Tanrı hayvan olduklarını görsünler diye insanları sınıyor›› diye düşündüm.我心裡說 、 這乃 為 世人 的 緣故 、 是 神 要 試驗 他 們 、 使 他 們覺 得 自己 不過 像 獸一樣
‹‹İnsanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak.A když přijde Syn člověka v slávě své, a všickni svatí andělé s ním, tedy se posadí na trůnu velebnosti své,