Ana içeriğe geç
Sözlük

gelince ile cümle

gelince kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Колкото за мене Даниила, духът ми се наскърби дълбоко в тялото ми, и виденията на главата ми ме смутиха.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.אתכרית רוחי אנה דניאל בגוא נדנה וחזוי ראשי יבהלנני׃
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.اما انا دانيال فحزنت روحي في وسط جسمي وافزعتني رؤى راسي.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.至 於 我 但 以 理 、 我 的 靈 在 我 裡 面 愁 煩 、 我 腦 中 的 異 象 使 我 驚 惶
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.至於 我 但以理 、 我的靈 在 我 裡面 愁煩 、 我 腦 中 的 異象 使 我 驚惶
- Benim niye haberim yok? - Ya gelince söyledim ya baba.Δώσ' μου τα κλειδιά!
- Benim niye haberim yok? - Ya gelince söyledim ya baba.Ей, какво правиш?
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."내가 그 보석을 줄테니, 당신이 내게 100달러를 주고, 그 남자가 오면..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Annan sinulle korun, anna sinä minulle 100 dollaria, ja kun mies saapuu.."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Dou-te a jóia, dás-me 100 dólares, e quando o tipo vier..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Én odaadom az ékszert, te ideadsz nekem 100 dollárt, és amikor a pasi jön..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Ik geef je het juweel, jij geeft me 100 dollar, en als de man komt ..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Îți dau bijuteria, tu îmi dai 100 de dolari și când vine proprietarul..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Ja ci zostawię biżuterię, ty mi daj sto dolarów, a kiedy przyjdzie ten facet..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Já vám dám náhrdelník, vy mi dáte sto dolarů, a když ten člověk přijde..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Ja vám dám šperk, vy mi dáte sto dolárov, a keď chlap príde ..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Jeg giver dig smykket, og du giver mig $100, og når fyren kommer..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Je vous donne le bijou, vous me donnez cent dollars, et quand le gars viendra ...
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Le do la collana, e lei mi da 100 dollari, e quando il tizio torna..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Saya akan berikan perhiasannya, berikan saya $100, dan saat pria itu datang ... "
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Sie geben mir hundert Dollar, und wenn der Mann kommt ... "
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Te daré la joya, me das cien dólares, y cuando venga el tipo..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Tôi sẽ đưa anh sợi dây chuyền, anh đưa tôi một trăm đô la, và khi anh bạn kia tới... "
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Θα σου δώσω το κολιέ, θα μου δώσεις 100 δολάρια κι όταν έρθει ο άνθρωπος..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Давам ви бижуто, вие ми давате сто долара и когато човекът дойде..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Я залишу тобі намисто, а ти даси мені сто доларів, а коли прийде чоловік..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."Я отдам тебе ожерелье, ты дашь мне 100 долларов. Когда тот парень приедет..."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."אמסור לך את השרשרת, תן לי 100 דולר, וכאשר הבעלים יבוא...."
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."سوف أعطيك علبة المجوهرات وتعطيني الآن 100 دولار، وعندما يأتي الرجل ... "
"Ben sana mücevheri bırakayım, sen bana 100 dolar ver, ve sahibi gelince ..."その人がやってきたら-」 おわかりですね 私は騙されました
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.A míg oda megyek, legyen gondod a felolvasásra, az intésre és a tanításra.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.até que eu vá, aplica-te � leitura, � exortação, e ao ensino.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Dokiaľ neprijdem, buď bedlivý čítania, napomínania, učenia.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Dokler ne pridem, bodi priden v branju, opominjanju, poučevanju.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Dokudž k tobě nepřijdu, buďiž pilen čítání, a napomínání, i učení.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Entre tanto que voy, ocúpate en la lectura, en la exhortación y en la enseñanza
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Fino al mio arrivo, dèdicati alla lettura, all'esortazione e all'insegnamento
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Halte an mit Lesen, mit Ermahnen, mit Lehren, bis ich komme.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Hãy chăm chỉ đọc sách, khuyên bảo, dạy dỗ, cho đến chừng ta đến.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Hãy chăm_chỉ đọc sách , khuyên_bảo , dạy_dỗ , cho_đến chừng ta đến .
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Indtil jeg kommer, så giv Agt på Oplæsningen, Formaningen, Undervisningen.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Jusqu`à ce que je vienne, applique-toi à la lecture, à l`exhortation, à l`enseignement.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.내가 이를 때까지 읽는 것과 권하는 것과 가르치는 것에 착념하라
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Legg vinn på oplesningen av Skriften, på formaningen, på læren, inntil jeg kommer!
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Lue, kehoita ja opeta ahkerasti, kunnes minä tulen.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Pînă voi veni, ia seama bine la citire, la îndemnare, şi la învăţătura pe care o dai altora.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Póki nie przyjdę, pilnuj czytania, napominania i nauki.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Var nitisk i att föreläsa skriften och i att förmana och undervisa, till dess jag kommer.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Εως να ελθω, καταγινου εις την αναγνωσιν, εις την προτροπην, εις την διδασκαλιαν
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Доки прийду, пильнуй читання, утїшення, науки.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Доколе не приду, занимайся чтением, наставлением, учением.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.но оная, която живее сладострастно, жива е умряла.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.והיה שקוד לקרות ולהוכיח ולהורת עד כי אבוא׃
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.الى ان اجيء اعكف على القراءة والوعظ والتعليم
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.你 要 以 宣 讀 、 勸 勉 、 教 導 為 念 、 直 等 到 我 來
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.你 要 以 宣讀 、 勸勉 、 教導 為念 、 直 等到 我來
Bilgide işin sonuna doğru yaklaştık fakat algılamamıza gelince işin sonuna çok uzağız.Jesteśmy już blisko kresu poznania, ale daleko nam do granic naszej percepcji.
Bilgide işin sonuna doğru yaklaştık fakat algılamamıza gelince işin sonuna çok uzağız.Kita ada pada babak akhir pengetahuan namun sama sekali belum mendekati akhir dalam hal persepsi kita.
Bilgide işin sonuna doğru yaklaştık fakat algılamamıza gelince işin sonuna çok uzağız.어떻게 보자면 우리의 지식은 완성에 가깝습니다. 그러나 완성에서 멀리 떨어져 있는 분야도 있는데 그것은 우리의 인식입니다.
Bilgide işin sonuna doğru yaklaştık fakat algılamamıza gelince işin sonuna çok uzağız.Nhưng chúng ta còn xa mới thắng nếu nói về vấn đề nhận thức.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod