Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Та це може видатись свого роду жорстокою та заповзятою пропозицією, коли йдеться про ті більш глибокі каяття.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Это может казаться жестоким и несерьезным советом, когда речь идет о более глубоких сожалениях.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.אך זו עלולה להשמע כמו עצה פזיזה ואכזרית כשזה מגיע לחרטות יותר עמוקות.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.لكن يبدو الأمر كأنه نوع من القسوة أو إقتراح عفوى عندما يأتي الأمر لندم أكثر شدة وعمق.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.意地悪で軽薄な提案に聞こえるかもしれません。 でも、私はそれは違うと思います。
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Aber dann bekamen wir es, jetzt gibt es diese ganze Aktivität, den ganz Nutzen.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Ale gdy dano je ludziom, wtedy powstał stopień aktywności, z którego wszycy korzystają.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Ale jakmile jsme se k nim dostali, dospěli jsme k možnostem, ze kterých může mít prospěch každý.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Dar când le-am putut folosi, am putut avea toate nivelurile de activitate, toate beneficiile lor.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.그러나 우리가 컴퓨터를 가졌을때, 지금 여러분은 그것의 모든 이점, 모든 활동을 할 수 있습니다. 개인적 영역에서 사용합니다.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Kun me saimme ne, nyt niistä on hyötyä kaikilla toiminnan tasoilla. Sen on tapahduttava yksityissektorilla.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Maar nadat de massa het kreeg, ontstond er zoveel activiteit, zoveel voordelen.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Mais quand on s'y est mis, on voit le niveau d'activité et tous les bénéfices qui en découlent.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Mas quando os obtivemos, tivemos todo o nível de actividade, todo o beneficio que deles provém.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Végül kikerült, és széles körben elterjedt, mindenki hasznára.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Αλλά όταν την πήραμε στα χέρια μας, έχουμε όλων των επιπέδων δραστηριότητα τώρα, όλα τα οφέλη από αυτό.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Але щойно коли ми їх отримали, то змогли повноцінно ними користуватися, отримати від них найбільшу користь.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.Но след като го получихме, сега имаме всякакви нива на дейност, всички ползи от него.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.אבל כשאנחנו קיבלנו אותם, פתאום יש רמת פעילות גבוהה, יש תועלת רבה. המגזר הפרטי חייב לעשות זאת.
Ama, en yüksek hareketlilik ve fayda sıra bize gelince yaşandı.だから民間がやらないとダメなのです それを忘れないでください
Ama halklara gelince, umurumuzda bile değil.Aber das betrifft doch nicht die Menschen.
Ama halklara gelince, umurumuzda bile değil.Ale ludności właściwie to nie obchodzi.
Ama halklara gelince, umurumuzda bile değil. Birbirimizle özgürce ticaret yapıyoruz. Savaş halinde değiliz.하지만 본질적으로 사람들은 상관하지 않습니다. 우리는 서로 자유롭게 무역을 합니다. 전쟁을 하는 게 아니지요.
Ama halklara gelince, umurumuzda bile değil.Dar nouă, oamenilor nu ne pasă.
Ama halklara gelince, umurumuzda bile değil.De az emberek alapvetően nem foglalkoznak ezzel.
Ama halklara gelince, umurumuzda bile değil.Ma ai due popoli, sostanzialmente, non interessa.
Ama halklara gelince, umurumuzda bile değil.Mais quant aux deux peuples, au fond, ils s'en fichent.
Ama halklara gelince, umurumuzda bile değil.Mas o povo, no fundo, não nos importamos. Nós comercializamos uns com os outros livremente.
Ama halklara gelince, umurumuzda bile değil.¿Qué sería necesario para hacerte dejar todo atrás?
Ama halklara gelince, umurumuzda bile değil.Tapi masyarakatnya, secara turun-temurun, kita tidak peduli.
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.Aber als Ha Ni kam,mochte ich es so sehr. Es hat sich so angefühlt,als würde ich leben.
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.Ale od kiedy Ha Ni się pojawiła, podobało mi się to tak bardzo, że znowu poczułam się żywa.
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.Dar cand a venit Ha Ni, mi-a placut asa mult. Simteam ca traiesc.
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.Maar toen Ha Ni kwam vond ik dat zo fijn. Het voelde alsof ik weer leefde.
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.Ma quando c'era Ha Ni, mi divertivo così tanto. Mi sembrava di vivere davvero.
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.Men när Ha Ni kom, så tyckte jag så mycket om det. Det kändes som om jag levde.
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.Nhưng khi Ha Ni đến, tôi thích nó vô cùng. Tôi có cảm tưởng là mình đang được sống thật sự.
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.Tapi ketika Ha Ni datang, aku sangat menyukainya. Aku merasa benar-benar hidup.
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.Αλλά όταν ήρθε η Χα Νι, μου άρεσε τόσο πολύ. Με έκανε να νιώσω πως ζώ.
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.Но когато Ха Ни дойде ми стана много приятно. Почувствах се "жива".
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.Но когда появилась Ха Ни, мне так это понравилось. Я почувствовала себя живой.
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.אבל כשהו האני הגיעה, אהבתי את זה מאוד. זה הרגיש כאילו אני חייה
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.لكن عندما ها إن جاءت , أحببته كثيرا . شعرت كما لو أنني كنت أعيش
Ama Ha Ni gelince, o kadar hoşuma gitti ki, yaşadığımı hissettim.幸せだったんですよ
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Aber, wenn es ums Schreiben geht denke ich seit kurzem darüber nach und frage mich: warum?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Ale čo sa týka písania... už nejakú dobu premýšľam a čudujem sa prečo to tak je?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Ale co se týče psaní, tak věc, nad kterou poslední dobou přemýšlím, je - proč?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:De, ha az írásról van szó arról, amilyennek mostanában képzelem, azon csodálkozom: miért is?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:어쨋건 다시 글쓰는 이야기로 돌아와서, 제가 요즘 생각하고, 알고 싶은 것은 왜 글쓰는 것을 두려워하냐는 것입니다.
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Lecz jeśli chodzi o pisanie, to zastanawiałam się ostatnio, dlaczego?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Maar wat betreft schrijven vraag ik mezelf de laatste tijd wel af waar die angst vandaan komt.
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Mais en ce qui concerne l'écriture ce à quoi j'ai réfléchi récemment, et qui m'étonne, c'est : pourquoi ?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Ma, per quanto riguarda lo scrivere quello che pensavo e mi chiedevo ultimamente è perchè?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Mas no que toca à escrita a coisa em que tenho pensado e me tenho questionado ultimamente é, porquê?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Men når det kommer til at skrive så er dét jeg har tænkt og undret mig over på det seneste: hvorfor?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Men vad gäller skrivandet- -det jag tänkt på och undrar är: -Varför?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Mutta, mitä tulee kirjoittamiseen, olen viime aikoina miettinyt ja kummastellut, että miksi?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Nhưng, khi nói đến chuyện viết lách vấn đề mà tôi đang suy nghĩ và đang tự hỏi gần đây, là tại sao?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Tentang menulis, pertanyaan yang akhir-akhir ini menghantui saya adalah "mengapa"?
Ama iş yazarlığa gelince, son zamanlarda düşünüp merak etmeye başladığım bir şey var:Но, когато става въпрос за писане, нещото, за което мисля напоследък и се чудя, е "защо?"