gelişmek ile cümle
gelişmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Burada gördükleriniz "gelişmekte olan" ülkeler denen ülkeler.Nämä ovat niin sanottuja "kehittyviä" maita.
Burada gördükleriniz "gelişmekte olan" ülkeler denen ülkeler.Tohle jsou takzvané "rozvojové" země.
Burada gördükleriniz "gelişmekte olan" ülkeler denen ülkeler.To są tak zwane rozwijające się kraje.
Burada gördükleriniz "gelişmekte olan" ülkeler denen ülkeler.Und das hier sind die so genannten "Entwicklungs"-Länder.
Burada gördükleriniz "gelişmekte olan" ülkeler denen ülkeler.Και αυτές είναι οι επονομαζόμενες "αναπτυσσόμενες" χώρες.
Burada gördükleriniz "gelişmekte olan" ülkeler denen ülkeler.А це так звані "країни, що розвиваються".
Burada gördükleriniz "gelişmekte olan" ülkeler denen ülkeler.Вот здесь так называемые "развивающиеся" страны.
Burada gördükleriniz "gelişmekte olan" ülkeler denen ülkeler.И това са така наречените "развиващи се" страни.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.Digo "por suerte", en parte porque prácticamente no se vacunó a nadie en el mundo en desarrollo.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.Ho detto fortunatamente perché nel mondo sviluppato quest'anno non era vaccinato praticamente nessuno.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.Ich sage "zum Glück" teilweise, weil praktisch niemand in den Entwicklungsländern geimpft wurde.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.Ik zeg "gelukkig" gedeeltelijk omdat in de derde wereld zo goed als niemand werd gevaccineerd.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.제가 "행운이게도"라고 말하는 것은 부분적으로 개발도상국의 사람들은 사실상 전혀 백신을 맞지 못했습니다.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum."Na srečo" pravim zato, ker skoraj nihče v državah v razvoju ni bil cepljen.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.Powiedziałem "szczęście", ponieważ praktycznie nikt nie był szczepiony w krajach rozwijających się.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.Saya bilang, "untungnya", karena hampir semua orang di negara berkembang tidak divaksinasi.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.Spun, parțial "din fericire" deoarece practic nimeni din țările în curs de dezvoltare nu a fost vaccinată.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.Λέω "ευτυχώς", εν μέρει επειδή ουσιαστικά κανείς στον αναπτυσσόμενο κόσμο δεν εμβολιάστηκε.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.Казвам "за късмет" отчасти защото практически никой в развиващия се свят не беше ваксиниран.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.Я говорю "к счастью" лишь частично, потому что в развивающихся странах практически никто не был вакцинирован.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.Я кажу "на щастя" лише частково, тому що в країнах, що розвиваються, практично ніхто не був вакцинований.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.אני אומר "למרבה המזל" בזהירות מכיוון שבעצם אף אחד בעולם המתפתח לא קיבל חיסון.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.و أقول لحسن الحظ, لأنه تقريبا لا يوجد أحد في العالم النامي تم تطعيمه.
Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum.発展途上国では予防接種を受けた人は ほとんどいなかったからです これまでの投資を無駄にしないための
Bu ulusların vatandaşları daha savunmasız olacaklardır özellikle gelişmekte olan uluslara karşı.그런 국가의 국민은 덜 위험할 거라고요. 특히 개발도상국에 비해서 말이죠.
Bu ulusların vatandaşları daha savunmasız olacaklardır özellikle gelişmekte olan uluslara karşı.שאזרחים במדינות כאלו יהיו פגיעים פחות, בעיקר מול מדינות מתפתחות.
Bu ulusların vatandaşları daha savunmasız olacaklardır özellikle gelişmekte olan uluslara karşı.إن مواطني تلك الدول سوف تكون أقل عرضة للخطر، لا سيما ضد الدول النامية.
Bu ulusların vatandaşları daha savunmasız olacaklardır özellikle gelişmekte olan uluslara karşı.特に途上国が相手なら なおさらです しかし 真実は全く逆だと思います
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.A to nielen v rozvojových krajinách.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Cela ne vise pas seulement les pays en développement.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Dat is niet alleen zo voor de ontwikkelingslanden.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.E ciò non è solo nel mondo in via di sviluppo.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.E não só no mundo em vias de desenvolvimento.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.És nem csupán a fejlődő világban.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Ini tidak hanya di negara berkembang.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.이 사실은 개발도상국에만 해당되지 않습니다.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Nejde jen o rozvojový svět.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Nie tylko w krajach rozwijających się.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Nu doar în ţările în curs de dezvoltare.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Och det gäller inte endast för utvecklingsländer.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.To ne velja zgolj za države v razvoju.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Und das nicht nur in Entwicklungsländern.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Y no sólo en el mundo en vías de desarrollo.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Και όχι μόνο στον υπό ανάπτυξη κόσμο.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.І це не тільки в країнах, що розвиваються.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Това не е само в развиващия се свят.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.Это касается не только развивающихся стран.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.וזה לא רק בעולם המתפתח.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.هذا ليس فقط في العالم النامي.
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.私たちの機械は アメリカの農家や
Bu yalnızca gelişmekte olan dünyada değil.这不仅仅针对发展中国家。
Bu yumuşak güçtür. Hindistan'ın gelişmekte olduğu şey,그게 바로 소프트 파워입니다. 그리고 그게 인도가
Bu yumuşak güçtür. Hindistan'ın gelişmekte olduğu şey,TEDのEの部分 自国のエンターテイメント産業を通して
Bu yumuşak güçtür. Hindistan'ın gelişmekte olduğu şey,זוהי עוצמה רכה. וזה מה שהודו מפתחת
Bu yumuşak güçtür. Hindistan'ın gelişmekte olduğu şey,هذه هي القوة الناعمة، هذا ما تطوره الهند
Bu yüzden gelişmekte olan her isyancı güç, devam eden her çatışma, bunun gibi bir şeye benzeyecektir.Aşa că fiecare forţă insurgentă în desfăşurare, fiecare conflict în desfăşurare, va arăta cam aşa.
Bu yüzden gelişmekte olan her isyancı güç, devam eden her çatışma, bunun gibi bir şeye benzeyecektir.Donc chaque force insurgée actuelle, chaque conflit actuel, va ressembler à quelque chose comme ça.
Bu yüzden gelişmekte olan her isyancı güç, devam eden her çatışma, bunun gibi bir şeye benzeyecektir.Dus elke actieve rebellenmacht, elk actief conflict zal er ongeveer zo uitzien.
Bu yüzden gelişmekte olan her isyancı güç, devam eden her çatışma, bunun gibi bir şeye benzeyecektir.Jadi setiap kekuatan pemberontak yang ada, setiap konflik yang ada, akan terlihat seperti ini.
Bu yüzden gelişmekte olan her isyancı güç, devam eden her çatışma, bunun gibi bir şeye benzeyecektir.Jede Aufständische Kraft in Bewegung, in jedem andauerndem Konflikt, wird in etwa so aussehen.