gelişen ile cümle
gelişen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Kamusal alanda gelişen diğer görüntü olgularında olduğu gibi, burada da bir ortaklık söz konusudur.Ako v predchádzajúcom obraze, aj tu je predstavená ľudská reč.
Güneydoğu Asya'nın en hızlı gelişen ve ekonomik açıdan en dinamik şehirlerdendir.Bangkok je eno od najhitreje rastočih in ekonomsko dinamičnih mest v jugovzhodni Aziji.
Kasabada turizm, gelişen ve yaygınlaşan önemli sektörlerdendir.Turizem je ena izmed gospodarskih panog, ki je v stalnem razvoju in rasti.
Gelişen uluslararası ilişkililerle beraber, insanların hukuki sorunları da artmaktadır.Europos Sąjungos pilietybė, suteikdama papildomas teises, įveda ir papildomų įsipareigojimų.
16. yüzyılda gelişen bir Fransız Sömürge İmparatorluğu kurulmuştu.Per kitus 16 metų iširo Prancūzijos kolonijinė imperija.
Burada gelişen çiftçilik faaliyetleri kuzeye ve Orta Avrupa’ya geçmiştir.Žemdirbystė pasiekė vidurio ir šiaurinę Europą.
Sonuç olarak gelişen ilişkiler giderek himayeye dönüşmüştü.Jų bendravimas palaipsniui perauga į rimtesnius santykius.
Asbestozun başlıca belirtisi yavaş ve sinsice gelişen nefes verme güçlüğüdür.Pagal poveikį primena aspiriną tik veikia staigiau ir trumpiau.
Son derece dayanıklı, bütün toprak tiplerinde yetişen, hızlı gelişen bir türdür.Reta ir sparčiai nykstanti rūšis visame areale.
Bu ayaklanma sonucu gelişen olaylar halen devam etmektedir.Ginčai dėl šių vertybių grąžinimo tebevyksta iki šiol.
Gelişen bağımsızlık mücadelesinde Müdâfaa-i hukuk cemiyetleri'nin sahip olduğu miktar 20.479.69 TL idi.Ta sai autorihüvitisena seadusega maksimaalselt lubatud 29 148 krooni suuruse summa..
Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi, okulun kurulduğu tarihten bu yana gelişen bir koleksiyona sahiptir.Tartu ülikoolis on ajalugu õpetatud ülikooli loomisest alates.
18. yüzyılda kentte hızla gelişen bira sanayii iktisadı canlandırdı.18. sajandil hakkas arenema õllepruulimine.
Sürekli gelişen bir doğal gaz endüstrisi vardır.Looduskaitsealal kasvab harilik ungrukold.
ABD ve Küba'nın gelişen diplomatik ilişkileri dolayısıyla ABD aşıdan yararlanma durumunu düşünüyor.Ahora que están mejorando las relaciones entre los Estados Unidos y Cuba, los EE.
Alın korteksi, beynin geç gelişen bir kısmı.C'est le cortex préfrontal, cette zone du cerveau se développe très tard au cours de la vie.
Alın korteksi, beynin geç gelişen bir kısmı.É o cortex pré-frontal, a área do cérebro que se desenvolve tão tardiamente.
Alın korteksi, beynin geç gelişen bir kısmı.Es la corteza prefrontal, el área del cerebro que se desarrolla tan tarde en la vida.
Alın korteksi, beynin geç gelişen bir kısmı.Ini adalah korteks prefrontal, daerah otak yang berkembang sangat terlambat dalam hidup.
Alın korteksi, beynin geç gelişen bir kısmı.Questa è la corteccia prefrontale,l'area del cervello che si sviluppa dopo nella vita.
Alın korteksi, beynin geç gelişen bir kısmı.Префронталният кортекс е област в мозъка, която се оформя до късен етап от живота.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız.2013년 말에는 개발 도상 국가에 있는 인구의 70%가 휴대폰을 사용할 수 있게 될 것입니다.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız.Dios mío, vamos a llegar al 70% de penetración de los móviles en el mundo en desarrollo para finales de 2013.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız. Düşünün,Meu Deus, nós vamos atingir 70% de penetração dos telemóveis no mundo em desenvolvimento até ao final de 2013.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız.Môj bože, chystáme sa pokoriť 70% pokrytie mobilmi v rozvojovom svete koncom roka 2013.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız.Szent ég, 2013 végére a fejlődő világ 70%-nak lesz mobilja.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız.Tegen het einde van 2013 gaan we tot 70% penetratie van mobiele telefoons hebben in de ontwikkelingslanden.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız.Θεούλη μου, θα πετύχουμε διείσδυση 70% των κινητών τηλεφώνων στον αναπτυσσόμενο κόσμο στα τέλη του 2013.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız.Божичко, ще достигнем 70% проникване на мобилни телефони в развиващия се свят до края на 2013 година.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız.О боже, использование мобильных телефонов превысит 70 процентов в развивающихся странах к концу 2013 года.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız.אלוהים אדירים, אנו עומדים לעבור את קו ה-70% של כניסת הטלפונים הניידים במדינות המתפתחות עד סוף 2013.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız.ياإلهي، نحن في طريقنا إلى 70 بالمئة من تغلغل الهواتف النقالة في العالم النامي بنهاية سنة 2013.
Allahım, 2013'ün sonunda gelişen dünyada yüzde 70 cep telefonu penetrasyonuna ulaşacağız.開発途上国での携帯電話の普及率が 70 パーセントにも到達します 考えてみてください
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Ale myślę, że jako integracja technologii wykładniczych, to jest przykład.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Ampak mislim, da je za vključevanje eksponentnih tehnologij, to primer.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Dar cred, ca integrare a tehnologiilor exponențiale, acesta este exemplul.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.De azt gondolom ez a példa az exponenciális technológiák integrálására.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Ich denke aber, das ist ein gutes Beispiel, wie exponentielle Technologien integriert werden können.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.하지만 전 기하급수적 기술의 통합처럼 이건 한 예에 불과하다고 생각합니다.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Maar ik denk dat wat integratie van exponentiële technologieën aangaat, dit het voorbeeld is.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Mais je pense que, pour ce qui est de l'intégration des technologies exponentielles, c'est l'exemple.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Ma penso, come per l'integrazione delle tecnologie esponenziali, che sia questa la strada.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Mas eu acho que, no que se refere à integração de tecnologias exponenciais, este é o exemplo.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Pero creo que, como integración de tecnologías exponenciales, este es el ejemplo.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Αλλά νομίζω, ως προς την ενσωμάτωση εκθετικών τεχνολογιών, αυτό είναι το παράδειγμα.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Но мисля, че с интегрирането на експоненциални технологии, това е примера.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.Но я полагаю, интеграция технологий, развивающихся по экспоненциальному принципу, является этому примером.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.אבל אני חושב, שבשביל השילוב של טכנולוגיות אקספוננציאליות, זוהי הדוגמה.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.لكنني أعتقد أن دمج هذه التكنولوجيات الأسية هو المثال الذي يمكن أن يعطى.
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.ほんの一例に過ぎません 最後に 技術の傾向と
Ama etrafımızı saran zinciri unuttuk. Etrafımızda gelişen olayları da unuttuk.Esquecemo-nos de todo o ciclo à nossa volta, de tudo o que acontece lá fora.
Ama etrafımızı saran zinciri unuttuk. Etrafımızda gelişen olayları da unuttuk.Zapomnieliśmy, że wszystko wokół nas wiąże się w całość.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Dan yang merisaukan adalah ini bukanlah peristiwa satu-satunya yang terjadi di negara berkembang.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.És ami a legfrusztrálóbb, hogy ez nem egy egyszeri eset; ez bárhol megtörténik a fejlődő világban.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.안타깝게도, 이러한 일은 드문 경우가 아니며 개발도상국에서는 종종 일어납니다.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.La cosa frustrante è che non si tratta di un caso isolato; accade di frequente nei paesi in via di sviluppo.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Niestety, to nie odosobniony przypadek, ale rutyna w krajach rozwijających się.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Şi partea frustrantă este că acesta nu este un eveniment izolat; ci se întâmplă în toată lumea în dezvoltare.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Wat zo frustrerend is: dit is geen unieke gebeurtenis.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Y lo más frustrante es que no es un hecho aislado; pasa constantemente en los países en desarrollo.