gelişen ile cümle
gelişen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Gelişen, iyileşen teknolojiyle birlikte bu daha güvenli olacak.やれるようになるでしょう そして誰でも飛べるようになることを願っています
Gelişen meyveye hiç zarar yok.Fără a afecta fructul în dezvoltare.
Gelişen meyveye hiç zarar yok.Ingen skade på den udviklende frugt.
Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok.Geen schade aan het nieuwe fruit.
Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok.Keine Schädigung, weder der Knospen noch der Fruchtstände.
Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok.과육의 성장을 방해하지도 않고, 익은 열매에도 피해가 없습니다.
Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok.Não há prejuízo para o fruto em desenvolvimento, nenhum prejuízo para o fruto.
Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok.Non si danneggia il frutto che si sta sviluppando.
Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok.No se daña ni el desarrollo de la fruta ni a la fruta misma.
Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok.Tidak berbahaya bagi buah yang sedang tumbuh dan yang sudah jadi.
Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok.Żadnych szkód dla rozwijających się owoców ani zawiązków.
Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok.שום נזק לפרי המתפתח. שום נזק לחנטת הפירות.
Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok.لا ضرر في الفاكهة النامية. لا ضرر في مجموعة الفواكه.
Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok.この状況下ではなんの問題もありません
Gelişen meyveye hiç zarar yok.Neuškodí rostoucím plodům.
Gelişen meyveye hiç zarar yok.Pas de danger pour les fruits qui se développe.
Gelişen meyveye hiç zarar yok.Δεν γίνεται ζημιά στον καρπό.
Gelişen meyveye hiç zarar yok.Никакого вреда растущему овощу.
Gelişen meyveye hiç zarar yok.Няма вреда за развитието на плода.
Gelişen organizmaya kazandırdığı esneklik ve deneyime açıklıktır.Bueno, lo que gana el organismo en desarrollo es plasticidad y apertura a experiencias.
Gelişen organizmaya kazandırdığı esneklik ve deneyime açıklıktır.Ca lui apporte de la plasticité et de l'ouverture à l'expérience.
Gelişen organizmaya kazandırdığı esneklik ve deneyime açıklıktır.脳に可塑性ができ 経験を積極的に 受け入れられるようになります 赤ちゃんの体験することと 日常生活を見てみましょう
Gelişen tadavileri aldıklarında daha uzun süre yaşayacaktır사람들은 대게 더 좋은 요법을 받을 수 있을만큼 길게 살 수 있을 것입니다.
Gelişen tadavileri aldıklarında daha uzun süre yaşayacaktır Terapi onlara 30 belki de 50 yıl verecektir.Doczekają ulepszonych terapii, które dodadzą im kolejne 30 - 50 lat.
Gelişen tadavileri aldıklarında daha uzun süre yaşayacaktır Terapi onlara 30 belki de 50 yıl verecektir.Họ đa phần sống đủ lâu để nhận được các trị liệu tiên tiến hơn sẽ cho họ thêm 30 hay có thể 50 năm.
Gelişen tadavileri aldıklarında daha uzun süre yaşayacaktır Terapi onlara 30 belki de 50 yıl verecektir.Sobreviverão tempo suficiente para receberem tratamentos melhorados que lhes darão mais 30 ou 50 anos.
Gelişen tadavileri aldıklarında daha uzun süre yaşayacaktırברובם הם ישרדו מספיק זמן בשביל לקבל טיפולים משופרים
Gelişen tadavileri aldıklarında daha uzun süre yaşayacaktırوفي الغالب سيكون بامكانهم الاستفادة من التطوّر التقنيّ اللّاحق...
Gelişen tadavileri aldıklarında daha uzun süre yaşayacaktırそのことで 30年から50年ほど寿命が延びるでしょう
Gelişen teknolojinin yarattığı bir canavar, felaket.진보된 기술의 결함에 대한 것이죠.
Gelişen teknolojinin yarattığı bir canavar, felaket.Saya hanya akan menunjukkan dari salah satu perangkap teknologi canggih.
Gelişen teknolojinin yarattığı bir canavar, felaket.את אחת המלכודות של הטכנולוגיה המתקדמת.
Gelişen teknolojinin yarattığı bir canavar, felaket.واحدة من مشاكل التكنولوجيا المتقدمة
Gelişen teknolojinin yarattığı bir canavar, felaket.トム・クルーズの「ミッション・インポッシブル3」のプレミアでのことです。
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.Di negara berkembang, datanya lebih tidak jelas, tapi angka kematiannya hampir pasti sama tinggi.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.En el mundo en desarrollo la información es más incompleta pero el número de víctimas es casi seguro, mayor.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.In de derde wereld zijn de gegevens hierover veel onduidelijker, maar de dodentol is bijna zeker hoger.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.개발도상국에선 자료가 비구체적 이지만, 사망자 수는 거의 확실하게 높습니다.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.Mamy trochę mniej informacji na temat krajów rozwijających się, ale tam śmiertelność, jest znacznie wyższa.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.Nei Paesi in via di sviluppo i dati sono meno certi ma la mortalità è quasi certamente più alta.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.Podatki za države v razvoju niso tako natančni, vendar je zagotovo tam smrtnost še večja.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.Țările în curs de dezvoltare au date sumare, însă numărul deceselor e aproape sigur mai mare.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.В развиващия се свят данните са много по-непълни, но смъртността почти със сигурност е по-висока.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.В развивающихся странах точных данных нет, но число погибших почти наверняка выше.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.Для країн, що розвиваються, точних даних немає, але число загиблих майже напевно вище.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.בעולם המתפתח, הנתונים הרבה פחות מדוייקים, אבל כמעט בטוח שהמספר יותר גבוה.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.في دول العالم الثالث, ربما البيانات غير مفصلة و ناقصة إلا أن عدد الوفيات هو بالتأكيد أعلى.
Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek.死者の人数は もっと多いことでしょう さらに 厄介なことに
Gelişen ve kargaşayla dolu bir ülkede çalışıp... ...aile ve arkadaşlarını düşünüyor.하루는 혼란스러운 곳 또는 개발 도상국에서 근무하는 그녀의 가족과 친구들을 생각하고 있었어요.
Gelişen ve kargaşayla dolu bir ülkede çalışıp... ...aile ve arkadaşlarını düşünüyor.Pensaba en sus amigos y familiares que trabajan en pleno caos en países en desarrollo, y pensó,
Gelişen ve kargaşayla dolu bir ülkede çalışıp... ...aile ve arkadaşlarını düşünüyor.Ze dacht aan haar vrienden en familie die werken in door chaos geteisterde plaatsen en in ontwikkelingslanden.
Gelişen ve kargaşayla dolu bir ülkede çalışıp... ...aile ve arkadaşlarını düşünüyor.והיא חשבה על החברים והמשפחה שלה שעובדים במקומות רדופי כאוס ומדינות מתפתחות,
Gelişen ve kargaşayla dolu bir ülkede çalışıp... ...aile ve arkadaşlarını düşünüyor.كانت تفكر بأصدقائها وعائلتها الذين يعملون بالمناطق التي تعمها الفوضى والبلاد النامية
Gelişen ve kargaşayla dolu bir ülkede çalışıp... ...aile ve arkadaşlarını düşünüyor.途上国で働く友人や家族のことを思い浮かべ 自分が作れて彼らの役に立つものは
Gerçekten de dünyanın gelişen bölgelerine gittiğimde de kolanın ne kadar da bol olduğunu görüyorum.De fapt, când merg în ţările în dezvoltare, Coca-Cola pare să fie omniprezentă.
Gerçekten de dünyanın gelişen bölgelerine gittiğimde de kolanın ne kadar da bol olduğunu görüyorum.De hecho, cuando viajo por el mundo en desarrollo Coca parece omnipresente.
Gerçekten de dünyanın gelişen bölgelerine gittiğimde de kolanın ne kadar da bol olduğunu görüyorum.En fait, quand je voyage dans le monde en développement, Coca semble omniprésent.
Gerçekten de dünyanın gelişen bölgelerine gittiğimde de kolanın ne kadar da bol olduğunu görüyorum.Faktanya, ketika saya mengunjungi negara-negara berkembang, Coke mudah sekali ditemukan dimanapun
Gerçekten de dünyanın gelişen bölgelerine gittiğimde de kolanın ne kadar da bol olduğunu görüyorum.Faktisk, når jeg rejser til udviklingslandene, føles det som om Coke er allestedsnærværende.
Gerçekten de dünyanın gelişen bölgelerine gittiğimde de kolanın ne kadar da bol olduğunu görüyorum.In realtà, viaggiando nei paesi in via di sviluppo, la Coca-Cola sembra onnipresente.