geliş ile cümle
geliş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom gelişecek.Tom will improve.
Tom gelişmiyor.Tom isn't progressing.
Biz vücut geliştiricileriz.We're bodybuilders.
Bu bir gelişme.It's an improvement.
O bir gelişme.That's an improvement.
Onu kim geliştirdi.Who developed it?
Gelişme kaydettin.You've made progress.
Onun gelişi hayatımızı tamamen değiştirdi.His coming changed our lives completely.
Fransızcası yavaş yavaş gelişiyor.His French is improving little by little.
Yirmi birinci yüzyılın başında birçok teknolojik gelişmeler vardı.There were many technological advances at the beginning of the twenty-first century.
İş gelişti.Business has improved.
Onun hobisi vücut geliştirme.Her hobby is bodybuilding.
Tom'un gelişi hakkında bir şey söylediğini hatırlamıyorum.I don't remember you saying anything about Tom coming.
Gerçekten gelişini takdir ediyorum.I really appreciate your coming.
Tom'un dereceleri gelişmedi.Tom's grades didn't improve.
Bunun gelişini gördüm.I saw this coming.
Fransızcanı gerçekten geliştirmek istiyorsan, konuşulduğu bir ülkeye taşınmalısın.If you want to really improve your French, you should move to a country where it's spoken.
Fransızcanı gerçekten geliştirmek istiyorsan, onun konuşulduğu bir ülkeye taşınmalısın.If you want to really improve your French, you should move to a country where it's spoken.
Tom'un Fransızcadaki hızlı gelişmesine şaşırdım.I'm amazed at Tom's rapid progress in French.
Fransızca telaffuzumu geliştirmek istiyorum.I'd like to improve my French pronunciation.
Tom Fransızcasını geliştirmek için sıkı çalışıyor.Tom is working hard to improve his French.
Sanırım Fransızcan çok gelişti.I think your French has improved a lot.
Fransızcanı nerede geliştirdin?Where did you pick up your French?
Fransızcan çok gelişti.Your French has improved a lot.
Fransızcamı geliştirmek istiyorum.I'd like to improve my French.
Fransızcan gelişiyor.Your French is improving.
Sadece sıkı çalışırsanız, seviyeleriniz çok gelişecek.If you just work hard, your grades will improve a lot.
Bu hak ettiğimiz gelişme!This is the progress that we deserve!
Yeni gelişmeler varsa bana bildir.If there are any new developments, let me know.
Bu egzersizler parmaklarınızın gücünü geliştirecek.These exercises will develop the strength of your fingers.
Ben buna bir gelişme demezdim.I wouldn't call this an improvement.
Çocuklar sirkin gelişiyle heyecanlandılar.The kids were excited about the arrival of the circus.
Gelişme kaçınılmaz.Progress is inevitable.
İngilizcemi geliştirmek için her fırsattan yararlandım.I took advantage of every opportunity to improve my English.
Şu anda bir android uygulaması geliştiriyoruz.We're developing an Android application at the moment.
Tom'un pratiği hızla gelişti.Tom's practice has grown rapidly.
Diksiyonunu geliştirmen gerekiyor. Sen gerçekten anlaması çok zorsun.You need to improve your diction. You really are very hard to understand.
O sözlüğün geliştirilmesi için birçok olanak vardır.There are many possibilities for improvement of that dictionary.
Cümleyi geliştirdim.I've improved the sentence.
O, onun için duygular geliştirdi.He developed feelings for her.
Kendimi geliştirmek için her şeyi yapmaya hazırım.I'm prepared to do anything to better myself.
Medeniyet bu gizli topraklarda yüzlerce yıldır gelişti.Civilization has flourished for hundreds of years in this hidden land.
İngilizcenin çok daha iyi geliştiğini düşünüyorum.I think your English has gotten a lot better.
Cümleleri etiketlemek için en azından gelişmiş katılımcı olmak zorundasın.In order to tag sentences, you must, at least, be an "advanced" contributor.
Bu bir gelişme olur.That would be an improvement.
Sadece kendi türünle ilişkiye girersen, fikirlerin asla gelişmez.If you only associate with your own kind, your ideas will never expand.
Görgü kurallarınızın son yirmi yılda pek gelişmediğini görüyorum.I see that your manners haven't exactly improved in the last twenty years.
Uzun vadeli çıkarların uğruna, biz geliştirme departmanını satmaya karar verdik.For the sake of long-term interests, we have decided to sell the development department.
Java'nın yeni projesi hiç ilgimi çekmiyor çünkü ben bir PHP geliştiricisiyim.This new project in Java doesn't concern me at all, because I'm a PHP developer.
Tom'un her gelişinde yağmur yağar.Every time Tom shows up, it rains.
Onlar geliştirmek değil, statükoyu korumaya çalışıyorlar.They're trying to preserve the status quo, not to improve.
Gelişini takdir ediyoruz.We appreciate you coming.
Gelişinizi takdir ediyoruz.We appreciate your coming.
Tom'un Fransızcası giderek gelişiyor.Tom's French is gradually improving.
Tom'un Fransızcası gelişiyor.Tom's French is improving.
İngilizce yeteneğimi nasıl geliştirebilirim?How can I improve my English skill?
Satranç okumayı ve konsantrasyonu geliştirmeye yardım eder.Chess helps improve reading and concentration.
Tom Fransızcasını geliştirmek istediğini söyledi.Tom said he wanted to improve his French.
Fransızcamı geliştirmeliyim.I need to improve my French.
Fransızcamı geliştirmem gerekiyor.I need to improve my French.
İlgili Sayfalar