geliş ile cümle
geliş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Darwin, evrim teorisini geliştirdi.Darwin developed the evolutionary theory.
Atalarımız sürekli mücadele sonucunda büyük çeneler geliştirdiler.Our ancestors developed massive jaws as a result of constant combat.
Onlar yeni bir kavram geliştirmek için bir iletişim politikası uygulamıştır.They implemented a communication policy so as to promote their new concept.
Avrupalıların gelişinden önce sarı humma bir sorun değildi.Before the arrival of the Europeans, yellow fever hadn't been a problem.
Tarım, bölgenin en verimli alanlarında gelişmiştir.Agriculture is developed in the most fertile lands of the region.
O, buraya her gelişinde, aynı yemeği ısmarlar.Every time he comes here, he orders the same dish.
Son zamanlarda, ekonominin hızla geliştiğine dair sinyaller bulunmaktadır.Recently, there have been signs that the economy is picking up steam.
Gelişmiş yaşam şartlarına acil bir ihtiyaç var.There is an urgent need for improved living conditions.
Bizi ziyaret etmek için gelişine ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.I can't tell you how happy I am that you've come to visit us.
İngilizce becerilerimi geliştirmek istiyorum.I'd like to improve my English skills.
Bazı insanlar havuç yemenin görüş yeteneğinizi geliştireceğini söylüyor.Some people say that eating carrots will improve your eyesight.
O, Londra'da kalmaktan yararlandı ve İngilizcesini büyük ölçüde geliştirdi.She profited from her stay in London and considerably improved her English.
Android uygulaması geliştiriyorum.I'm developing an Android application.
Tom işlerin nasıl gelişeceğini görmek için bekliyor.Tom is waiting to see how things will develop.
Tom Fransızcada büyük gelişme sağlıyor.Tom is making great progress in French.
Tom Mary'nin gelişine şaşırdı.Tom was surprised that Mary showed up.
Tom bir fotoğrafçı olarak becerilerini geliştirmek istedi.Tom wanted to hone his skills as a photographer.
Tom insani becerilerini geliştirmeli.Tom needs to improve his people skills.
Tom İngilizce öğrenme için yeni bir sistem geliştirdi.Tom has developed a new system for learning English.
Tom Fransız şarabı için bir tat geliştirdi.Tom developed a taste for French wine.
İyi bir tercüman olmak için, sanırım Tom yeteneklerini biraz daha geliştirmeli.To be a good translator, I think Tom needs to hone his skills a bit more.
İşler Tom'un lehine gelişmeye başladı.Things began to work out for Tom.
Onun bilgisayar becerileri gelişmemiş.His computer skills are undeveloped.
O, bunun olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyor.She thinks it is a positive development.
Gazeteci görüşmelerdeki her bir yeni gelişmeyi bildirdi.The journalist reported each new development in the talks.
Onun gelişini sabırsızlıkla bekliyorum.I've been looking forward to him coming.
Onun gelişini önceden tahmin ediyordum.I've been anticipating his arrival.
İngilizcesini geliştirmeye çalışıyor.He tries to improve his English.
Ben Noel babanın gelişini kaçırdım.I missed the arrival of Sinterklaas.
Gelişmiş bir ülke olsa bile Abd'de hala bazı çok yoksul insanlar var.Even though the United States is a developed country, it still has some very poor people.
Tıptaki son gelişmeler dikkat çekicidir.The recent advances in medicine are remarkable.
Suriye rejim değişikliğinden sonra hangi yönde gelişecek?In which direction will Syria develop after the regime change?
Neredeyse her şey geliştirilmektedir.Almost everything has been improved.
Konut durumu gelişme umudu göstermiyor.The housing situation shows no hope of improvement.
İlk temastan sonra, insanlığın maddesel ve ruhsal gelişimi ilerledi.After First Contact, the material and spiritual development of humanity flourished.
Tom gelişiyor.Tom is improving.
Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir.Turkey is a developed country.
Hindistan gelişmekte olan bir ülkedir.India is a developing country.
İsrail gelişmiş bir ülkedir.Israel is a developed country.
Onun iletişim becerileri geliştirilebilir.Her communication skills could be improved.
Kazakistan, Orta Asya'daki gelişmiş ülkelerden biridir.Kazakhstan is one of the developed countries in Central Asia.
Amcası insan klonlama gelişimini onayladı.His uncle approved the development of human cloning.
Gelişmen nasıl?How is your progress?
İspanyolcanı geliştirmek istediysen, Şili'ye gelmemeliydin.If you wanted to improve your Spanish, you shouldn't have come to Chile.
Ben gelişme kaydediyorum gibi hissediyorum.I feel like I'm making progress.
Biz sıradan insanlar için teknoloji geliştiriyoruz.We are designing technology for common people.
Bizim tren hâlâ başka trenin gelişini beklemek zorunda.Our train must still wait for the arrival of yet another train.
Gelişme kaydediyorum.I'm making progress.
Şirketimiz ürünlerini geliştirmek için çaba göstermektedir.Our company strives to improve its products.
Şirketimiz hizmetlerini geliştirmeye çalışıyor.Our company strives to improve its services.
Onları nerede geliştirdin?Where did you improve them?
Sana gelişmeleri bildireceğim.I'll keep you posted.
Şirketimizi nasıl geliştirebileceğimiz hakkında konuşuyoruz.We're talking about how we can improve our company.
Sözün gelişi, evet.In a manner of speaking, yes.
Ben gelişini takdir ediyorum.I appreciate your coming.
Gelişme kaydettiğimi biliyordum.I knew I was making progress.
Bunun Fransızcanı geliştirmen için bir fırsat olacağını düşündüm.I thought it would be an opportunity for you to improve your French.
Onun sahne görüntüsü geçen yıldan beri gerçekten gelişti.His stage presence has really improved since last year.
Tom geliştirecek.Tom'll improve.
Aç insanların % 98'i gelişmekte olan ülkelerde yaşar.98% of hungry people live in developing countries.
İlgili Sayfalar