O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Nechceli robiť "their best", robili "their beft".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Nechtěli být co nejlepší. Chtěli být co "nejlepčí".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Nem a legjobbak (best) akartak lenni, hanem a legjobbak (beft).
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Nie chcieli być najlepsi (best), a "beft".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Non volevano affatto essere "best-qualcosa", volevano essere "beft-qualcosa".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Nu doreau să fie cei mai buni, vroiau să fie cei mai buli.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Ze wilden niet op hun best zijn, maar op hun beft.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Απ' ότι φαίνετε δεν ήθελαν να "προσπαθούν" (best), αλλά να "προσψαθούν" (beft)
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Вони не хотіли показати себе з кращої [best], вони хотіли показати себе з кращої сторони [beft].
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Они не хотели показать себя с лучшей стороны [best], они хотели показать себя с лучшей штороны [beft].
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Те не са искали да са най-добре, а са искали да са най-добрите.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.הם לא רצו את הטוב ביותר (best), אלא את הטוב ביותר (beft).
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.لم يريدوا أن يكونوا الأفضل، أرادوا أن يكونوا الأفدل.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.もっともこれは単なる間違いです
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Alcune di loro sono molto, molto grosse.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Algunas son empresas muy, muy grandes.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Beberapa dari mereka adalah perusahaan-perusahaan yang sangat, sangat besar.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Einige davon sehr, sehr groß.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Exemplul, modelul, e acolo.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Het voorbeeld, het rolmodel is er.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.몇몇은 매우 매우 큰 기업들입니다. 스포츠 용품 산업은 특히
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.L'industrie des produits du sport en particulier a relevé le défi et l'a fait.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Một số trong đó là những công ty rất, rất lớn.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Némelyik nagyon, nagyon nagy vállalat.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Niektoré z nich sú veľmi veľké firmy.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Niektóre z nich to bardzo duże firmy.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.O exemplo, o modelo a seguir está lá.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Деякі з них дуже великі.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Индустрията за спортни стоки се изправи пред предизвикателството.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.Некоторые из них очень, очень большие компании.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.התייצבה למשימה ועשתה זאת.
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.وبعض هذه الشركات كبيرة جداً جداً صناعة السلع الرياضية بالتحديد
Özellikle spor malzemeleri endüstrisi... ...bunun için elinden gelenin en iyisini yaptı.特にスポーツ製品の会社は 早々と人権遵守問題をクリアしています。
Pekala Seung Jo! Elimizden geleni yapalım bakalım.Правильно, Бэк Сын Чжо, давай постараемся.
Pekala Seung Jo! Elimizden geleni yapalım bakalım..נכון בק סונג ג'ו. בוא ננסה כמיטב יכולתנו
Pekala Seung Jo! Elimizden geleni yapalım bakalım.أجل بيك سيونغ جو.دعنا نقدم أفضل ما لدينا
Pekala Seung Jo! Elimizden geleni yapalım bakalım.我が社のゲームで あらゆるアクションを 楽しんで頂けると思います
Peki, elimden geleni yapacağım.Baiklah, aku akan berusaha keras.
Peki, elimden geleni yapacağım.Bine, voi incerca din greu.
Peki, elimden geleni yapacağım.D'accord, je vais essayer.
Peki, elimden geleni yapacağım.Okay, ich werde es versuchen.
Peki, elimden geleni yapacağım.Oké, ik zal mijn best doen.
Peki, elimden geleni yapacağım.Okej, jag ska göra mitt bästa.
Peki, elimden geleni yapacağım.Prav, se bom potrudila.
Peki, elimden geleni yapacağım.Ừ, mình sẽ cố gắng thật nhiều.
Peki, elimden geleni yapacağım.Va bene, farò del mio meglio.
Peki, elimden geleni yapacağım.Εντάξει, θα το προσπαθήσω σκληρά.
Peki, elimden geleni yapacağım.Хорошо, я буду стараться.
Peki, elimden geleni yapacağım.אני אשתדל חזק
Peki, elimden geleni yapacağım.حسناً ، سأحاول بإجتهاد
Peki, elimden geleni yapacağım.努力しちゃだめよ
Sadece çocuğa iyi bakın doktor Elimden geleni yapıyorum ama bir söz verememFac tot ce pot, dar nu promit nimic.
Sadece elinde megafonla herkese... ...elinden geleni yapacağını söylediğin zamanki gibi davran.Kiabáld bele egy hangosbeszélőbe és mond el, hogy az ígéreted, hogy mindent megteszel, csak színjáték volt.
Sadece elinde megafonla herkese... ...elinden geleni yapacağını söylediğin zamanki gibi davran.Απλά θεώρησε το θέατρο που έπαιξες, όταν είπες μέσω του μεγαφώνου ότι θα προσπαθήσεις σκληρά, ότι τελείωσε.
Sadece elinde megafonla herkese... ...elinden geleni yapacağını söylediğin zamanki gibi davran.فقط احملي مكبرا للصوت وقولي للشعب انك حاولتي بكل جهدك
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.A obrátim vrch Seir na hroznú pustinu a vyplienim z neho toho, kto by išiel a vrátil sa cezeň,
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.Convertiré al monte Seír en desolación y soledad, y eliminaré de allí al que pasa y al que vuelve
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.És teszem Seir hegyét pusztaságok pusztaságává, és kiirtom belõle az átmenõt és visszatérõt.
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.Farò del monte Seir una solitudine e un deserto e vi eliminerò chiunque su di esso va e viene
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.I obrócę górę Seir w wielkie spustoszenie, a wygubię z niej przechodzącego, i wracającego się;