Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Se, että yrittää kovasti, on lahjakkuutta.
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Ser capaz de tentar ser alguma coisa, por si só, é um talento, é?
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Το να προσπαθείς να γίνεις κάτι είναι ταλέντο από μόνο του.
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Стараться изо всех сил что-то сделать - уже сам по себе талант.
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."Am un bol de apă clocotită -- primul care intră, îl primeşte."
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."Ho un pentolone pieno di acqua bollente. Il primo che si avvicina se lo prende in faccia".
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."Ik heb een pan kokend water. De eerste die binnenkomt, krijgt ze."
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."J'ai une casserole d'eau bouillante: le premier qui rentre, elle est pour lui."
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."끓는 물 한 바가지 가득 채워 놨으니까, 제일 먼저 들어 오는 사람, 각오해."
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."Mam miskę wrzącej wody -- kto pierwszy wejdzie, zostanie poparzony."
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim.""Tengo agua hirviendo lista para el primero que se acerque".
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."Tôi có một thùng đầy nước sôi -- anh nào xông vào trước tiên sẽ hứng đủ."
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."Имам купа, пълна с вряща вода - ще залея първия, който влезе тук.
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."У меня плошка кипятка -- ее получит первый, кто подойдет сюда."
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."יש לי קערה מלאה במים רותחים -- אני אשפוך אותם על הראשון שנכנס
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."لدي طاسة مليئة بالماء الساخنة -- الذي سيدخل اولاً، يحصل عليها."
Bir tas kaynar suyum var ve buraya ilk gelenin üzerine dökeceğim."そして彼らは帰りました
Biz devam edicez. Belki birazdan yerim kalmayabilir ama elimden geleni yapıcam.Så när vi är på denna position, rad 1 och kolumn 3-- vad gör vi då?
Bu adanın gelişmesi için elimden geleni yapacağım sadece bekleyin ve görünIch verwette mein Leben auf die Entstehung eines Urlaubsortes hier auf dieser Insel. Wartet es nur ab.
Bu adanın gelişmesi için elimden geleni yapacağım sadece bekleyin ve görünJe mettrai tous mes efforts dans le but de voir l'industrie sur cette île Just wait and see
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımAku sudah berusaha keras untuk tidak memikirkannya,
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştım Ama seni düşünüp duruyorum...J'ai essayé de faire de mon mieux à ne pas penser à ça, mais je continue à penser à toi...
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımAm incercat sa nu ma gandesc,
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımAnh đã cố không nghĩ tới nó.
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımHo fatto del mio meglio per non pensarci,
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımIk heb mijn best geprobeerd om er niet over te denken.
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımJag har försökt mitt bästa att inte tänka på det.
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımStarałem się z całych sił aby o tym nie myśleć...
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımVeľmi som sa snažil na to nemyslieť,
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımΈβαλα τα δυνατά μου να μην το σκέφτομαι,
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımОпитах всичко, за да не мисля за това,
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımЯ очень старался не думать об этом.
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımאני עושה הכל בשביל לא לחשוב על זה
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımلقد حاولت جهدي أن لا أفكر به
Bu konuda düşünmemek için elimden geleni yapmaya çalıştımその・・お前への思いを 考ないようにって だんだん大きくなって
Bu, köpekbalıkları dolu bir havuzda yüzmek gibi, elinden gelenin en iyisini yapmayı gerektiriyor.C'est comme nager dans une eau remplie de requins, aller jsute avec le fleau
Bu, köpekbalıkları dolu bir havuzda yüzmek gibi, elinden gelenin en iyisini yapmayı gerektiriyor.E' come nuotare circondato dagli squali e lasciarsi andare.
Bu, köpekbalıkları dolu bir havuzda yüzmek gibi, elinden gelenin en iyisini yapmayı gerektiriyor.Es como nadar en agua repleta de tiburones, solo dejarse llevar.
Bu, köpekbalıkları dolu bir havuzda yüzmek gibi, elinden gelenin en iyisini yapmayı gerektiriyor.Este ca si cum ai innota intr-o apa plina de rechini pur si simplu, continua.
Bu, köpekbalıkları dolu bir havuzda yüzmek gibi, elinden gelenin en iyisini yapmayı gerektiriyor.Nó giống như bơi trong vùng nước đầy cá mập vậy Phải cố gắng mà làm thôi
Bu, köpekbalıkları dolu bir havuzda yüzmek gibi, elinden gelenin en iyisini yapmayı gerektiriyor.Seperti berenang di air yang dipenuhi ikan hiu, jalani saja.
Bu, köpekbalıkları dolu bir havuzda yüzmek gibi, elinden gelenin en iyisini yapmayı gerektiriyor.Είναι σαν να κολυμπάς ανάμεσα σε καρχαρίες, απλά το κάνεις.
Bu, köpekbalıkları dolu bir havuzda yüzmek gibi, elinden gelenin en iyisini yapmayı gerektiriyor.זה כמו לשחות במים שורצי כרישים, פשוט לזרום עם זה.
Bunu kaynaklarý isteyenlerin geleneksel topluluklarý yok etmek için ellerinden geleni yapmalarý takip eder.그런 사람들 입니다.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Dělali, co mohli s ohledem na to, pro co skládali.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.E evident că şi-au dat toată silinţa când te gândeşti pentru ce locaţie compuneau.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Eles fizeram o melhor que podiam já que era para isso que estavam a compor.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Hanno fatto il meglio che potevano dato che questo è ciò per cui scrivevano.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Hicieron lo mejor posible considerando que estaban escribiendo para esto.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Họ cố gắng hết sức bởi vì đây là nơi âm nhạc của họ sẽ được biểu diễn.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Ils ont fait du mieux qu'ils pouvaient en sachant que c'est pour cela qu'ils écrivent.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.그들은 그들에게 주어진 것에 맞추어서 작곡하면서 최선을 다했습니다.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Megtettek minden tőlük telhetőt, lévén, hogy ilyen helyszínhez írtak.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Sie taten ihr Bestes, wenn man bedenkt, wofür sie schrieben.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Starali się jak mogli uwzględniając miejsce.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Ze deden wat ze konden, gegeven dat ze het hiervoor maakten.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Έκαναν το καλύτερο που μπορούσαν με δεδομένο ότι έγραφαν για τέτοιους χώρους.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Вони робили все, що могли, зважаючи на завдання, що стояло перед ними.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Направиха най-доброто, което можаха, като се сметне, че това е нещото, за което пишеха.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Они делали все, что могли при условии, что это - то, для чего они пишут.