Ana içeriğe geç
Sözlük

geleni ile cümle

geleni kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Elimden gelenin en iyisini yapmak istiyorum.Направих го колкото мога добър."
Bunu aşmak için de elinden geleni yapmaktadır.Там работи каквото може, за да се издържа.
Tüm aile ve Fabio Elena'ya yardımcı olmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.Завещава и всичките си движими и недвижими имоти на Община Елена.
Başarılı olmak için elimizden geleni yapacağız.Ще положим всички сили, за да го оправдаем.
Onlara hak ettikleri başarıları yaşatmak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya hazırız.”Да мечтаем смело и да даваме всичко от себе си, за да получим това, към което се стремим."
Elimden gelenin en iyisini yapacağıma söz veriyorum diye konuşmuştur.Аз им казах че искам да се уверя че всичко е наред.
Yargı, inanıyorum ki elinden geleni yapacak.Карл я уверява, че прави всичко възможно.
Ceren'i önemsiyor, ona yardım etmek için elinden geleni yapıyor.Хорхе страда, но прави всичко възможно, за да помогне на любимата си.
Volkan, elinden geleni yapmış, müthiş kurtarışlara imza atmıştır.Hanoi je iskoristio priliku i pojačao svoju potporu gerilskim borcima.
Bu kadınların önde geleni Lagertha'dır.Glavna među njima bila je Lagertha, ključna za pobjedu.
Sibel Tüzün, "Ama ne yapalım biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık.Pettibone je komentirao: "Pokušavali smo s drugim prijelazima i svakakvim promjenama, ali ništa nije pomagalo.
Elimden geleni yapacağım.Vyšetrovatelia robia čo môžu.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Ten sa nechce biť, pretože George ho naučil, aby nikomu neubližoval.
Çalışmamıza devam edeceğiz, hocamız bize forma verdiği zaman elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız.Sústreďme sa na svoje povolanie a robme ho najlepšie ako sa dá.
Benim için sorun değil, elimden geleni yapmaya çalışıyorum.Je težko, a naredila bom vse, kar lahko.
Edward ve diğer Cullenlar Bella'yı korumak için ellerinden geleni yaparlar.Zato Cullenovi pomagajo Edwardu zaščititi Bello.
Ceren'i önemsiyor, ona yardım etmek için elinden geleni yapıyor.Toda zaljubljeni Brin vztraja in se na vse mogoče načine trudi pridobiti njeno naklonjenost.
Ama elimden geleni yapmaya çalıştım.Ar padarei viską ką galėjai?
Öte yandan, hükümet Yahudileri aşağılamak için elinden geleni yaptı.Valstybinė propaganda žemino žydus.
Tüm aile ve Fabio Elena'ya yardımcı olmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.Ypač daug pastangų ir jautrumo visomis išgalėmis padėti B. Gajauskui bei jo šeimai rodė K. Jokubynas.
Elimden gelenin en iyisini yapmak istiyorum.Personal annab valdavalt endast parima.
Ama elimden geleni yapmaya çalıştım.Ta tegi kõik, mis tema võimuses.
Yoksa elimizden geleni yapmayız.Sageli meil ei õnnestu see, mida me suudame.
Kardemir Karabükspor'u en iyi yere ulaştırmak için elimden geleni yapmaya çalışacağım.Mängija peab parimal võimalikul viisil üritama tabada sihitavat palli.
9 yıl bu takıma hizmet etti ve 222 karşılaşmada 4 gol ile elinden geleni yaptı.Ta osales harrastajana üldse 269 kohtumisel, millest võitis 242 ning neist 87 nokaudiga.
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.1950년대에, 그들은 수은 스위치를 이용해서 이 소리를 덮기 위해 최선을 다했습니다.
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.In de jaren 1950 deden ze hun best dit geluid te dempen met kwikschakelaars, en stille knopbesturingen.
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.През 50-те години опитали всичко възможно, за да заглушат този звук с живачни ключове и копчета за безшумност.
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.בשנות החמישים הם ניסו כמיטב יכולתם לעמעם את הצליל עם מתג מכספית,
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.في عام 1950 جاهد الكثيرون لكبت هذا الصوت بواسطة مفاتيح " كاتمة للصوت "
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.極力消そうと 水銀のスイッチや 静かな調節つまみを使った
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Een verklaring is dat de foetus het beste maakt van een slechte situatie.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Egy magyarázat szerint a magzatok próbálják a legjobbat kihozni egy rossz helyzetből.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Eine Erklärung ist, dass Föten das Beste aus einer schlechten Lage machen.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Ena razlaga je, da zarodki iz slabih okoliščin naredijo najboljši možen rezultat.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.En forklaring er at fostre skaber det bedste i en dårlig situation.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Jedno z vysvětlení je, že plod se snaží nepříznivou situaci zvládnout co nejlépe.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Jedným z vysvetlení je, že plod chce využiť to najlepšie zo zlej situácie.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Jedynym wyjaśnieniem jest to, że płód szuka rozwiązania w kryzysowej sytuacji.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.한 가지 설명은 태아들이 나쁜 상황을 가장 잘 활용한다는 것입니다
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Người ta lý giải rằng đó là vì các bào thai đã cố tồn tại trong điều kiện khắc nghiệt nhất.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.O explicaţie e cǎ fetuşii se adaptează în funcție de condiții.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Salah satu penjelasannya adalah janin itu mencoba bertahan dalam situasi yang buruk.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Uma explicação é que os fetos estão a fazer o melhor possível de uma situação má.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Una explicación es que los fetos hacen lo mejor que pueden en situaciones malas.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Una possibile spiegazione è che i feti cerchino di fronteggiare alla meglio la situazione negativa.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Une explication est que les fœtus tirent le meilleur parti d'une situation difficile.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Μια εξήγηση είναι πως τα έμβρυα κάνουν ό,τι καλύτερο μπορούν σε μια κακή κατάσταση.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Едно от обясненията е, че зародишите извличат най-доброто от лоша ситуация.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Мы объясняем это тем, что плод старается извлечь лучшее из плохой ситуации.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Один варіант це те що плід поступає оптимально в складних умовах.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.אחד ההסברים הוא שהעובר מפיק את המיטב ממצבים גרועים
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.إحدى التفسيرات هو أن الأجنة تختار أفضل ما في الوضع السّيء.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.最善の努力を果たしていると言います 食糧不足の時
- A.J., haydi! Çabuk ol! Elimden geleni yapıyorum!- A.J., skynd dig nu!
- A.J., haydi! Çabuk ol! Elimden geleni yapıyorum!-Pospěš si, A.J.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılar11 anderen worden beschuldigd, maar zij zitten nog niet vast.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah är den mest välkända bland dem. Ytterligare elva är anklagade men ännu inte fängslade.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah es el más destacado. Hay otros 11 acusados a los que no han encarcelado aun.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah est le plus connu d'entre eux. 11 autres civils sont accusés mais encore en liberté.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod