geleceği ile cümle

geleceği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Antropozofiye göre “şimdi” “geçmiş” ve “geleceğin” bir tür bileşkesi gibidir.Antropozofia označuje súčasnosť ako vytvarovanú napätím medzi minulosťou a budúcnosťou.
Örneğin: Arkadaşım okula geleceğini söyledi.Otroci so povedali, da bodo oni šli k njej v šolo.
Doğaüstü konularda bilgisi vardır, zaman zaman geleceği görebilir.Ima nadnaravne moči, saj natančno ve, kaj se bo zgodilo v prihodnosti.
Veda etmek için geleceğim.Naslednji dan se poslovijo in razidejo.
Geleceğiyle ilgili beklentiler artmaya başladı.Kako se je začela prihodnost.
Geleceğin Tahine Bakış: Yorgunlar Kantatı.PREDSTAVITEV KNJIGE: "NORMALA UTRUJA".
Bir Yanılsamanın Geleceği.NAPAKA BLIŽINE Opredelitev.
Ashley Greene, Alice Cullen: Cullen ailesinin geleceği görebilen bir üyesi ve Bella'nın yakın dostu.Ashley Greene kot Alice Cullen, Edwardova sestra, Bellina prijateljica.
Leone sonunda bu aşkın Tamerlano'nun intikam hislerine karşı geleceğini ümit ettiğini söyler.Jernej je prepričan, da je končno našel ljubezen svojega življenja.
Gerd Müller tarafından geleceğin futbolcuları arasında gösterilmiştir.Ni v sorodu s slavnim nogometašem Gerdom Müllerjem.
Ben hayvanlarla çocuklara ayak uydurarak yavaş yavaş geleceğim.Keliais dažnai vaikšto gyvūnai ir vaikai.
Veda etmek için geleceğim.Tai laikinas atsisveikinimas.
Litvanyalılar, ülkelerinin geleceği ile ilgili endişe içindeydiler.Šveicarai nesutarė dėl šalies ateities.
Geleceği görebilir ve herkesin ona geleceği sormasını sevmez.Laukiame rytojaus, Nežinome, ką jis visiems atneš.
Oyunda Roma'nın geleceğini siz belirleyeceksiniz.Romoje grojo pianinu amerikiečių pasirodyme.
Geleceğin seri katili 1968 yılında ilk defa yakalanacaktı.Po pirmosios žmonos mirties jis 1968 m. veda antrą kartą.
Kötüye kullanılan bilim insanlığın geleceğini tehdit ediyor.Jis buvo susirūpinęs, kad mokslinis mąstymas sunaikino žmogiškąją patirtį.
"«Hedefimiz geleceğin Vefa'sını yaratmak»".Centro įkūrimas - iššūkis ateičiai".
Thrasyllus geleceğin Roma İmparatoru Tiberius ile sürgüne gönderildiği Rodos adasından karşılaşmıştır.I a. į Rodo salą buvo ištremtas Romos imperatorius Tiberijus.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Užlenktos į priekį ausys siekia akis.
"Üç sene önce geldiler, insanlağın geleceğini sonsuza dek değiştirdiler.Netrukus jie apsigyveno kartu ir kaip šeima išgyveno 3 su puse metų.
Onun buraya ne zaman geleceğini bilmiyorum.Nežinau, kada jis čia ateis.
Veda etmek için geleceğim.Nad kallistavad hüvastijätuks.
Bununla beraber organizasyonun geleceği konusunda tartışmalar başladı.Sellegipoolest algasid arutelud tulevase põhiseaduse üle.
Hristiyanlar İsa'nın Tanrı'nın oğlu ve Eski Ahit'te geleceği müjdelenen Mesih olduğuna inanırlar.Kristlased usuvad, et Jeesus on Jumala poeg ning Vanas Testamendis ennustatud messias.
Yukarıdan kimsenin geleceği yok!Päris tippu igaüht ei lastagi.
Füzyon Enerjisi ve GeleceğiSoomeugriluse olevik ja tulevik.
Yaşamış olduğumuz olay çok zor bir durum ama üstesinden geleceğiz.Elamise ülesanne on võib-olla raskemaks läinud, aga pääsu sellest ei ole.
Örneğin: Arkadaşım okula geleceğini söyledi.Seal läks poiss kooli.
Muhtemelen "geleceği haber verme" anlamındaki irafat sözcüğünden gelir."Lahtise tuleviku inkompatibilistid" ütlevad "ei".
Nükleer enerji, günümüzün ve geleceğin en önemli enerji kaynaklarından biri olarak kabul görmektedir.Foorumil on esindatud riigid, kelle jaoks tuumaenergia on oluline praegu ja tulevikus.
Refah devletinin geleceği.Demokraatia tulevik.
Barış görüşmeleri sırasında değinilmeyen çok önemli bir konu da İspanya'nın geleceğiydi.Järgnes vaikimise aeg, mil olulisim sündmus oli reis Kesk-Aasiasse.
10 gece sonra geleceğini söylemişti.Azt mondta, hogy 10 éjszaka eltelte után visszajön.
10 gece sonra geleceğini söylemişti.Il a dit qu'il viendra dans 10 nuits.
10 gece sonra geleceğini söylemişti.Είπες πως θα έρθει μετά από δέκα ημέρες;
10 gece sonra geleceğini söylemişti.الم يقل انه سيعود بعد 10 ايام؟
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.제가 1970년대에 이곳 옥스포드의 학생일 때에는 세계의 미래는 어두웠습니다.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Amikor a 70-es években itt, Oxfordban voltam hallgató, a jövő elég sivárnak látszott.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Când eram student aici, la Oxford, în anii '70, viitorul omenirii era sumbru.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Cuando yo era estudiante aquí en Oxford en la década de 1970, el futuro del mundo era desolador.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Da jeg studerede her i Oxford i 1970erne, så Verdens fremtid ikke godt ud.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Když jsem studoval v sedmdesátých letech zde na Oxfordu, budoucnost světa byla chmurná.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Keď som tu na Oxforde študoval v 70. rokoch, budúcnosť sveta bola bezútešná.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Ketika saya menjadi seorang pelajar di sini, Oxford, sekitar tahun 1970-an, masa depan dunia ini suram.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Khi tôi còn là 1 sinh viên ở Oxford vào những năm 70. tương lai của thế giới lúc đó chẳng có gì hứa hẹn.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Kiedy byłem studentem Oxfordu w latach 70. świat czekała marna przyszłość.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Quand j'étais étudiant ici, à Oxford dans les années 1970, l'avenir du monde était sombre.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Quando eu estudava aqui em Oxford nos anos 70, o futuro do mundo era sombrio.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Quando studiavo qui a Oxford negli anni '70 il futuro del mondo era tetro.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Toen ik een student was hier in Oxford in de jaren 1970, was de toekomst van de wereld somber.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Während meiner Zeit als Student hier in Oxford in den 1970ern, sah die Zukunft der Welt trübe aus.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Όταν ήμουν φοιτητής εδώ στην Οξφόρδη, τη δεκαετία του 1970, το μέλλον του κόσμου ήταν θλιβερό.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Когато бях студент тук в Оксфорд през 70-те, бъдещето на света бе мрачно.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.Когда я был студентом здесь в Оксфорде в 1970-е гг., будущее мира казалось мрачным.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.כשהייתי סטודנט כאן באוקספורד בשנות ה-70', עתיד העולם היה עגום.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.عندما كنت طالباً هنا في أكسفورد في السبعينات , مستقبل العالم كان كئيباً.
1970'de burada Oxford'da öğrenci iken dünyanın geleceği kötü görünüyordu.世界の未来は暗いものでした 人口爆発は止めようがなく
2 sene evvel yine aynı TED sırasında, Richard ile ben TED'in geleceği konusunda bir anlaşmaya vardık.A fost aici la TED, acum doi ani unde Richard cu mine am ajuns la o înțelegere privind viitorul TED.
2 sene evvel yine aynı TED sırasında, Richard ile ben TED'in geleceği konusunda bir anlaşmaya vardık.E' stato sempre al TED, due anni fa, che Richard ed io raggiungemmo un accordo sul futuro del TED.
İlgili Sayfalar