geleceği ile cümle

geleceği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Kimin birinci geleceğini düşünüyorsun?¿Quién piensas que llegará primero?
Yarın seni evinde ziyaret etmek için geleceğim.Iré a visitarte a tu casa mañana.
John'un geleceğini umuyorum.Espero que John venga.
Biz tekrar geleceğiz.Volveremos.
Parlak bir geleceğin var.Tienes un futuro brillante.
Tom Mary'nin geç geleceğini biliyordu.Tom sabía que Mary llegaría tarde.
Onun ne zaman geleceğinden emin değilim.No estoy seguro de cuándo vendrá.
O saat üçte geleceğine bana söz verdi.Él me prometió que vendría a las tres.
Tom Mary'nin gelecek hafta geleceğini umuyor.Tom espera que Mary venga el próximo fin de semana.
Geleceğin hakkında düşün.Piensa en tu futuro.
Bazen geleceği düşünüyorum ve nefes almayı unutuyorum.A veces pienso en el futuro y me olvido de respirar.
Bana tekrar geleceğini söyledi.Me dijo que volvería.
Seninle geleceğim.Iré contigo.
Yarın Japonya'ya geri geleceğim.Mañana volveré a Japón.
Onun zamanında geleceğinden eminim.Estoy seguro de que llegará a tiempo.
Geleceğini bilmiyorumNo sé si él vendrá.
Sık sık geleceğimiz hakkında konuşurduk.Solíamos hablar con frecuencia de nuestro futuro.
Erken geleceğimizi düşünüyorum.Creo que volveremos pronto.
Trenin ne zaman geleceğini soracağım.Voy a preguntar cuándo va a venir el tren.
Tom Mary'nin ne zaman geleceğini bilmiyor.Tom no sabe cuándo volverá Mary.
Tom Mary'nin geleceğini düşünmüyor.Tom no cree que Mary vaya a venir.
Bu akşam partinize geleceğim.Iré a vuestra fiesta esta tarde.
Bu günlerde sizi görmeye geleceğim.Vendré a veros uno de estos días.
Mektubu onun gelecek Pazar geleceğini söylüyor.En su carta pone que vendrá el domingo que viene.
Doğum günü partime geleceğini umuyorum.Espero que vengas a mi fiesta de cumpleaños.
Tom'un buraya ne zaman geleceğini bilmiyorum.No sé cuándo vendrá aquí Tom.
Kimin geleceğini bilmem lâzım.Necesito saber quién va a venir.
Tom'un geri geleceğini biliyordum.Sabía que Tom volvería.
Yarın geleceğim.Vendré mañana.
Geleceğin meslekleri üretimde değil.Los empleos del futuro no están en la producción.
Tom'un Mary'nin partisine geleceğini düşünmüyordum.No pensaba que Tom fuera a venir a la fiesta de Mary.
Bizimle geleceğini düşünüyordum.Pensaba que vendría con nosotros.
Bizimle geleceğinden emindim.Yo estaba seguro de que vendrías con nosotros.
Tom'un geleceğini düşünmüyordum.No creía que Tom fuera a venir.
Bir geleceğimiz vardı, gelmedi.Teníamos un futuro que no llegó.
Geleceğimle ilgili çok iyimserim.Soy muy optimista sobre el futuro.
Musk şu soruyu sormuştur: “Geleceğin iyi olmasını sağlamak için yapabileceğimiz en iyi şey nedir?Musk plantea la pregunta: "¿qué es lo mejor que podemos hacer para asegurar que el futuro sea bueno?
Jamestown yerleşkesinin geleceği ilk 5 yılda henüz belirsizdi.El futuro del asentamiento de Jamestown fue precario durante los primeros 5 años.
Birçok Yahudi dilinde olduğu gibi, Yahudi-Romen dillerinin geleceği açık değildir.Como muchas lenguas judías, el futuro de las lenguas judeorromances es incierto.
Bu gelişmeler grubun geleceği için büyük işaratler taşıyor." dedi.Los objetos que hacen esto muestran signos de envejecimiento severo.
John Raffles — Bulstrode'un karanlık geçmişine ve Lydgate'in geleceğine ışık tutabilen kilit isim.John Raffles — Tiene la llave del oscuro pasado de Bulstrode y del futuro de Lydgate.
Beşinci Doktor, Onuncu Doktor'un gerçekten kendisinin geleceği olduğuna inanır.El Quinto Doctor se da cuenta entonces de que el Décimo es su yo del futuro.
Örneğin Paul Serene, geleceği görebilme yetisine sahiptir.Paul Serene, por ejemplo, puede ver el futuro para decidir qué hacer en el presente.
Veda etmek için geleceğim.Vengo a despedirme.
Karanlık bastığı zaman bir fırtana geleceği anlaşılır ve Dük geceyi o evde geçirmeye karar verir.Cuando cae la noche, se desencadena una tormenta y el duque decide pasar la noche en la posada.
Geleceğin imparatorlarından Vespasian, gençliğinde bu lejyonda görev yapmıştır.En su juventud, el futuro emperador Vespasiano sirvió en esta legión.
Böylece hem kendisinin hem de ondan etkilenen tüm insanların da geleceğini değiştirmiştir.Todo cambia cuando su familia es atacada y asesinada por un demonio (oni).
Crispina'nın erkek kardeşi geleceğin konsülü Lucius Bruttius Quintius Crispinus'dur.El hermano de Crispina fue el cónsul Lucio Brutio Quincio Crispino.
Beninli gururlu ve sessiz bir ruh, Senin geleceğinin bayrağı emanette ve bakılıyor!Benín, estar orgullosa, y un alma serena, Confiando en el futuro, ver a su bandera!
Zulma ve Elvira gelip Mustafa'nin kahve ziyaretine geleceği haberini getirirler.Zulma y Elvira entregan el mensaje de Mustafà: va a venir a tomar el café.
Onlar komando geleceğinin yetkilerini olusturan 18 Fransız’dı.Eran 18, uno de ellos francés, y formaron un futuro comando de trabajo.
Geçmişi bilelim, geleceği kuralım.Honrar el pasado, construir el futuro.
Oyunda Roma'nın geleceğini siz belirleyeceksiniz.En cualquier caso se certifica la presencia de Roma en la actual Lantejuela.
Geleceğin starı olacak.Ustedes son el futuro.
Geleceğin Tahine Bakış: Yorgunlar Kantatı.Ejemplo: cansasi: cansarse.
Ben, Alex'in geleceği için geri adım atar.Ben, poco dispuesto a sacrificar el futuro de Alex, retrocede.
Bunun geleceği yok."No hay futuro en ellas».
Geleceğin yıldızlarından biri olarak görülüyor.Fue nombrado para el Juego de las Estrellas del Futuro.
Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği (2000).Historia y Arte (2000).
Ticaret Geleceğinin Tanımlanması Hakkında Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Paneli (2012’den günümüze).Panel sobre Definición del Futuro del Comercio, Suiza (Desde 2012).
İlgili Sayfalar